13 Mayıs 2016 Cuma

Mayıs Ayının Blogları

Hayırlı Cumalar arkadaşlar; haftanın bloğu yazısını biraz ihmal ettiğim için, bende bundan sonra her ay 3 arkadaşımızı bloğumda konuk etmeye karar verdim. İsmine de ayın bloğu diyeceğim. Benim gibi vakit konusunda sıkıntı yaşayanlar bence bu şekilde yapsınlar, daha kolay olur. ;)

Bu hafta 3 blogger arkadaşımızı bloğumda misafir etmek istiyorum. Bu ay seçtiğim bloggerler de kendi dallarında çok iyi olan 3 blogger. Bu bloggerlerden biri anne blogger, diğerleri ise dikiş ve kitap bloğu olan 3 arkadaşımız. İsterseniz hiç vakit kaybetmeden ilk bloggerimiz ile başlayalım...

tokideki ses

Anne kaleminden, bloğunun isminden de anlaşılacağı üzere bir anne-çocuk bloggeri... Headerinde ''anneliğin çıkmaz sokaklarında yolunu ararken'' diye bir yazı var. Sanırım bu yazı anneliği en iyi anlatan cümlelerden biri. Annelikte bazı durumlarda hakikaten de tam bir çıkmaz sokak gibi arada sıkışıp kalmışlık hissine kapıldığın anlar çok oluyor.

Anne kaleminden arkadaşımızın da tıp ki benim gibi iki çocuğu var. Hatta büyük çocuğu, Emir ile aynı yaşlarda olduğu için, kızı ile ilgili yazılar çok dikkatimi çekiyor. Bu yaşlar tam bir asilik, her şeyin en iyisini ben bilirimlik durumu söz konusu olduğu için, bazı durumlarda beni çileden çıkardığı anlarda; aynı yaşlarda çocuğu olan, başka bir bloggerde aynı durumların kendi çocuklarında da olduğunu söylemesi; insana biraz olsun rahatlatıyor. Ki zaten blog yazmanın en güzel getirilerinden biri bu dünyada yalnız olmadığı bilmek....

Anne kalemindeki yazarımızda Ankara da yaşayan ve çalışan bir anne. Zaten onun aynı zamanda çalışarak çocuğunu idare etmesine de hayranım. Ben sadece ev ve çocuklar ile ilgilenirken dahi, bazen yetemediğimi düşünürken. O aynı zamanda çalışıp, çocukları ile ilgilenmesi bence takdir edilecek bir durum.
Yeni blogger yüzü ile de cıvıl cıvıl olan bloğunda hiç sıkılmadan saatler geçirebilirsiniz...

Bloğu
Facebook
Google


tokideki ses

Dikiş nakış iğne oyası adında bir bloğu olan arkadaş ise bir hobi bloğu. Ben bu arkadaşın özellikle dikiş postlarını kıskanarak takip ediyorum :) Gerçekten de öyle güzel şeyler dikiyor ki; kıskanmamak elde değil. Canım benim birde tatlı kızı var ki tam ısırmalık. Normalde çocukları ısırarak seven biri değilimdir. Ama o kızın yanaklarını gördükçe içimden o yanakları ısırmak geçiyor. ;)
Bebek yuvası olarak adlandırdığı bebek yatağı dikişlerine bayılıyorum. Hatta bir ara kız yeğenim için dikmeye niyetlendim. Ama daha sonrasından cesaret edemeyip, vazgeçtim.

Aslında bu arkadaşın bloğuna gidince iğne oyasından, örgüye ve dikişe kadar bir sürü güzellikler var. İnsan hangisine bakıp, hangisini kıskanacağını şaşırıyor. Ve onun yaptıklarını gördükçe; 'bunlar hobi ise, ya benim yaptıklarım ne?' diyerek kendi yaptıklarını beğenmiyor. :)

Sizlerde şöyle güzel güzel hobi işleri yapıp bloğunda paylaşan kişiler olsada bizde izleyip, gözlerimiz bayram etse diyorsanız hemen bir koşu bu bloğa gidin.



tokideki ses


Kitap sevinci adında bloğu olan; blogger arkadaş ise bloğunun isminde de anlayacağınız üzere bir kitap bloggeri... Bloğunda okuduğu kitapları kaleme alıyor. Üstelik kitap okuma hallerini öyle güzel kombine edip, resim çekiyor ki; bazen o çektiği kitap kombin fotoğraflarına uzun uzun bakmışlığım vardır. ;)

Üstelik okuyup, yorumladığı kitapları öyle güzel anlatıyor ki. İnsan bazen o kitabı okumuş kadar bilgilenirken, bazende acaba x kişi ne olacak? diye merak edip, hemen o kitabı okumak istiyor. Ben özellikle kitap sevinci arkadaşının bloğuna girince, içime hemen kitap okuma isteği doluyor. Bence hiç kitap okumayan insan dahi onun çektiği güzel kitap karelerini vede cümlelerini görünce içine kitap okuma sevgisi gelir. Bundan eminim... ;)

Kitap yorumları yanında film yorumları da var. O film yorumları da okumaya değer, değerli ve güzel yorumlar. Kısacası, siz hemen kitap sevincinin bloğuna gidip, onun yazdığı sözcüklerde kaybolun. Böylece bir çok kitap hakkında bilginiz olur. Ve kelime dar ağacınız genişler... ;)

Bloğu
Google
İnstagram


Hoşça kalın.


5 Nisan 2016 Salı

Haftanın bloğu ve mim cevabı

Merhabalar arkadaşlar; bu aralara havalar iyice ısınmaya başladığı bu günlerde; yine biz annelerin en büyük baş belası olan bahar temizliği gündemimizde....
Geçen sene malum Efe evde olduğu için; bahar temizliğini onunla birlikte yapmıştım. Ancak bu sene Efe de okulda olunca bahar temizliği benim başıma kaldı. :( Kendi başıma bu temizlikle ce ballaştığım için buralara pek sık gelemez oldum.
Bugün hazır vaktim varken; bana paslanan bir mimi ve haftanın bloğu etkinliği ile birlikte çıkarmak istiyorum. İsterseniz ilk olarak mim cevaplaması ile başlayayım...

Bal'ın kokusu blog yazarları ne düşünüyor mimi ile beni mimlemiş. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ederim, bana da bu güzel mimi cevaplama imkanı verdiği için....

Eeee madem mimlendik. Bizde sorulara cevap verelim:

        1. Blogla tanışman nasıl oldu?



       2. Neden blog yazıyorsunuz?

Genç kızken de sürekli günlük yazardım. Yazmak benim için bir tutku. Ben yaşadığım yada yaptığım şeyleri birileri ile paylaşmaktan büyük mutluluk duyan biri olduğum için burada yazıp, sizler ile paylaşmak bana çok iyi geldiği için yazıyorum. Yani bu blog benim için bir hobi amaçlı açılmış bir sitedir.

       3. Yakın çevrenizdeki insanlara bloğunuzdan bahsediyor musunuz?

Bazı kişilere konu açılırsa bahsediyorum. Ama çoğunluk olarak bilmiyorlar. Çünkü tanıdık insanlar buradan yazdıklarımı öğrenince yüz yüze geldiğimizde o yazdığım konu hakkında benimle konuşuyorlar. Bende o yüzden yakın çevremin duymasını pek istemiyorum. Çünkü burada yazı yazarken üzerimde bir baskı olmadan, kısıtlama olmadan yazmak istiyorum. 

         4. İlk yazınız ile son yazınız arasında ne gibi fark var?

İlk 2012 senesinde yazmaya başladığım yazılarda düşük kelimeler ve tamamen birbirine karışmış noktalama işretleri ile birlikte yazmışım. Bazen ara ara o yazılarımı okuyup, düzenliyorum. İnsanın yazı yazma yeteneği biranda kendiliğinden gelen bir duygudan ziyade, zamanla yazarak öğrenilen bir yetenek olduğuna ben bu bloğumu yazdığım yıllar içerisinde anladım. İnşallah ilerleyen senelerde daha güzel yazacak. O zamanda bu yazılarımı geriye dönüp okuduğum zaman, hatalarımı görüp, düzenleyeceğim...


       5. Blog yazmak yaşantınıza neler kattı?

Blog yazmak eskisine nazaran daha çok kitap okumamı sağladı. Ve bazı bilmediğim konular hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamı sağladı. Ayrıca bu blog dünyası sayesinde; çok uzaklarda ki insanların yaşantıları ve yaşayış tarzları hakkında fikir sahibi olmamı sağladı. Birde sanırım evde boş zaman olarak tabir ettiğim zamanlarda saçma sapan tv programlarını izleyerek, zaman kaybetmekten kurtulup. Daha faydalı ve kaliteli zaman geçirmeme neden oldu. Gibi....


          6. Hangi kaynaklardan ilham alıyorsun?

Bloğum bir kişisel blog olduğu için hayatımda ki konuları yazıyorum. Ama tabi takip ettiğim blog arkadaşlardan ara ara ilhamlar aldığımda oluyor. Misal bir arkadaştan bir yemek tarifini görüp, heveslenip, bende yeni tarifler denemek istiyorum. Ya da bir dikiş yazısını görüp, içimdeki dikiş dikme aşkının depreştiği anlarda çok oluyor, yalan değil... ;)


         7. Diğer blog sahipleri ile iletişim kuruyor musun?

4 yıldır blog alemindeyim; ama daha hiç bir blog arkadaşım ile yüz yüze görüşemedim. Bazen bende bloğum adına bir etkinlik düzenlemeyi çok istiyorum. Ama daha sonrasından o yükün altından kendi başıma kalkamam diye düşündüğüm için vaz geçiyorum. Ama yüz yüze görüşmeyi istediğim çok blog arkadaşım var; orası kesin....


       8. Rahatsız olduğun bir konu var mı?

Aslında bir konudan çok, çok konu var. Ama en çok rahatsız olduğum konu. Bizler hakkında hiçbir bilgisi olmadığı halde; sadece buradan yazılanlar ile birlikte hayatımız hakkında fikir sahibi olduğunu düşünen kişilerin yaptığı yorumlardan çok rahatsız oluyorum. Birde bloggerler kusursuz anne, kusursuz kadın ve kusursuz yazı yazması gerekli şeklinde kafalarda oluşmuş peşin yargılardan rahatsız oluyorum. Bence bloggerler de en az diğer insanlar gibi insan olduğu için onlarda hata yapabilir ve yanılabilirler. Bundan doğal ne olabilir ki?

Bu mimi sanırım tüm arkadaşlar yaptı. O yüzden benim aklıma yapmayan hiç bir arkadaş gelmediği için, paslayacak kimse bulamıyorum. :)

Haftanın bloğu!

Eveeeeeeet şimdi sıra haftanın bloğunu seçmekte sıra....

Bu hafta bloğumun baş konuğu; bir kadın, bir emekçi vee her şeyden önemlisi o bir anne!

Bu arkadaş ile de yine uzun yıllar blog aleminden dolayı tanışmış, ve yüz yüze görüşmeyi çok istediğim kişilerden biri. İnşallah bir gün kısmet olur da yüz yüze görüşebilirim. 
Bloğunda toplumsal konular ve sosyal projeler hakkında yazan. Özellikle biz kadınların sadece cinsiyeti yüzünden başlarına gelen sorunları dile getiriyor. Ve neden? Diye soran arkadaşımız....

 Bu arkadaş kendini: ''Düş sayfalarının kelime sanatçısı, yazar adayı, cümle ustası ve hayal gemisinin umut yelkeni'' olarak tabir ediyor.

Tabi sadece üzücü ve karamsar konulardan yazmıyor. Bazen bizlere başından geçen bir olayı öyle güzel ve komik şekilde kaleme alıyor ki. Sanki o yazıyı okurken, o anlattığı olay canlanıp, karşımızda cereyan ediyormuş hissine kaptırıyor, okuyan kişilere..

Evet evet bu arkadaş siyah kuğu!...


Halen aklıma geldikçe güldüğüm ve ara ara açıp, okuduğum yazısı ise burada. :D

Birde kelebekler uyurken  kategorisin de yazdığı bir öykü serisi var. Bence okumayanlar kesin okusun...

Siyah kuğum çok hassas ve vefakar bir arkadaştır. Onun bloğuna siz bir giderseniz, o size 3 gelir. Öyle ince düşünceli ve yüreği temiz bir arkadaş ki. Onu tanımadıysanız çok şey kaybetmiş sayılırsınız. Bence bu yüreği kadar kalemi de güçlü olan arkadaşı aranızda tanımayanlar varsa; hiç zaman kaybetmeden tanısın. Ve hemen takibe alsın.





Hoşça kalın.

22 Mart 2016 Salı

Haftanın bloğu 2

Haftanın bloğu etkinliğine kaldığımız yerden devam edelim. Bu sefer bloğuma konuk olan güzel blog, yine hemen hemen çoğunuzun tanıdığı bir blog. En azından bu etkinlikten haberi olanların tanıdığı bir blog. Ama baktım izleyici sayısına 178 lerde demek ki halen bu bloğu tanımayan kişiler var.
tokideki ses haftanın bloğu
Eeee o zaman bende hiç vakit kaybetmeden bu güzel bloğu, bloğuma konuk edeyim de...
Tanımayan kişilerinde haberi olsun ki; çok samimi ve içten yazdığı yazılarını okumayan kalmasın. Hımm birde bu haftanın bloğu etkinliğine katılmayan blogger kalmasın lütfenn!.... ;)

Eveeeet ne demiştik? Haftanın bloğun etkinliği için seçtiğim blog..... DAĞINIK ANNE!... Evet bu seferki bloggerimiz bir anne (tıp ki benim gibi)
Dağınık anne, bu etkinliği ilk başlatan kişi. Yani kendisi haftanın bloğu etkinliğinin fikir annesi de sayılır. Eee o zaman neden bu kalbi güzel, yazısı samimi anneyi daha fazla kişi tanımasın ki?
Diye düşündüm. Sizce de doğru düşünmemiş miyim?

tokideki ses haftanın bloğu...


Ben dağınık annenin özellikle tariflerine bayılıyorum. Lapne ve lor peyniri tariflerine bayıldım. Bu tarifler aklımda kesin yapacağım. Şu üzerimde ki tembellik bir giderse ilk işim o tarifleri denemek olacak; ama şu tembellik bir gitmedi ki... :)

Herneyse ben daha fazla uzatmayayım da; tanımayanlar bir tık bloğuna gitsin de, dağınık anneyi tanısın...
Tanıyanlarda yine gitsin, bir selam versin. Çünkü kendisi sizin yaptığınız yorumları hiç atlamaz hemen cevap verir. Zaten benimde en çok sevdiğim bir başka özelliği de böyle tatlı tatlı yorumlar yapması ve yapılan yorumlara cevap vermesi. :)

Tamam tamam sustum.. ;)

Dağınık annenin blog adresi: http://daginikanne.blogspot.com.tr/

Ve google plus: https://plus.google.com/114271292710368463827

Twitter: https://twitter.com/daginikanne

İnstragram: https://www.instagram.com/elcekay/

Facebook: https://www.facebook.com/daginikanne?_rdr=p

Hoşça kalın.

9 Mart 2016 Çarşamba

Haftanın bloğu etkinliğinde bende varım!

Haftanın bloğu etkinliğinde bende varım!
Bloggerler arasında iyiden iyiye yaygınlaşan haftanın bloğu etkinliğine bende etkisiz kalamadım ve bugünden itibaren katılmak istiyorum. :) İlk konuğumu ise hemen hemene herkesin çok iyi tanıdığı, blog alemin bir tanecik (deep i) Sade ve derin bloğunu seçmek istiyorum. :)

Bu arada bloğu gerçekten de ismi ile orantılı sade ve derin bir blog. Öyle güzel öyküleri var ki. Bazen insan şaşırıyor. Bu kadar güzel öyküleri nasıl kurguluyor diye. Bloğunda ayrıca blog alemini desteklemek için uzun zamandan beri çeşitli bloggerlerin yazıları, çekilişleri ve etkinliklerini kendi bloğunda duyurur. Üstelik bu yaptığını tamamen karşılıksız yapıyor. Nereden mi biliyorum? Biliyorum çünkü benim düzenlediğim bir sponsor çekilişi bloğunda duyurduğu için onuda çekilişime dahil etmiştim. Çekilişi yaptığım gün ise kalbi güzel arkadaşımın, şansıda güzel olmalı ki. Çekiliş ona çıktı. Ama o çekiliş duyurularını katılmak için, değil. Duyurmak için yaptığını söyleyip. Hediyeleri kabul edemeyeceğini; ama onun yerine onun seçeceği bir arkadaşa hediyeleri göndermemi istedi. Bu kadar iyi niyetli ve içi dışı bir arkadaşın isteği hiç geri çevrilir mi? Tabi ki de kabul edip, o arkadaşa hediyeleri gönderttim.

Kendisi devamlı olarak güncellediği blog haricinde kitapta yazan bir yazarımız. Üstelik tüm bunlar yanında hemen hemene takip ettiği her bloggerin yayınına yorum bırakır. Bazen onun bu azmine çok şaşırır. Ve takdir ederim.

Bloğunda okuduğu kitap ve dergilerin yorumu dışında izlediği filmleri de paylaşıyor ki. Paylaştığı filmlerden özellikle romantik komedileri izlemek için can atıyorum. Çünkü şu sıralar benim paylaştığım film yorumlarından da anlayacağınız üzere biz çocuklar ile birlikte animasyon, eğitici yada psikolojik filmler izleyebiliyoruz.

Sade ve derin namı değer (Deeptone) ulaşabileceğiniz adresleri alta ekliyorum. Eğer ki aranızda halen onu keşfetmeyen yada izlemeyen varsa daha fazla beklemeden hemen izlesin bence....

Blog: http://sadevederin.blogspot.com.tr/

Facebook: https://www.facebook.com/Sade-ve-Derin-515492991929916/?fref=ts

İnstragram: https://www.instagram.com/thedeeptone/



Hoşça kalın.

23 Şubat 2015 Pazartesi

KİTAP MİMİ CEVAPLARIM

Merhabalar arkadaşlar, bugün aslında sizlere pazar günü yaptığımız Efe'nin Kur'an-ı Kerime geçme törenini yazmak istiyordum. Ama maalesef ki resimleri düzenleyip daha sonradan kayıt etmek biraz zaman alacağı için, bugün yayınlayamadım. En kısa zamanda o postta gelecek takipte kalın :)

Ama onun yerine; en son yayınladığım posta, Gökkuşağı hikayesi ''bende bir miminiz var cevaplarsanız çok sevinirim'' diyerek bir yorum bırakınca onun nazik ricasını boş çevirmemek adına, ve ayrıca kitap mimi olduğu için bir ayrı ilgimi çektiği için bu kısacık bir arada mimi cevaplamak istedim. Umarım okurken sizleri eğlendiren bir mim olur. ;)




1) kışın okumalık favori kitabın var mı ?


Ben kitap okumayı öyle yazın şu kitapları, kışın bu kitapları okumak istiyorum diyerek çerçevelemekten ziyade; o anki ruh halime göre hangi kitabı okumak istersem hemen elime alıp o kitabı okurum. Ve o kitap bitene kadar da okumaya devam ederim. Evet, böylede bir huyum vardır, bir kitap bitmeden başka bir kitaba başlayamam.


Ama bu soruya bir cevap vermek maksatlı sizlere şunu söyleyebilirim. En son elimde olan kitaplardan biri olan Dan Brown'ın, Davinci şifresini okuyorum. O bitince de yine aynı yazarın dijital kale kitabını okuyacağım.


2) kapağı mavi olan bir kitap ?

Hımmm durun bir eski okuduğum kitap arşivine bakayım ve hemen ilk karşıma geçen mavi kapaklı kitabı sizlere belirteyim...




Buldum buldum... Dini bir kitap olan ilahi yardımlar kitabı en son okuduğum mavi kapaklı kitap..

3) yılbaşı ağacında yıldız olarak kullanabileceğin bir kitap ?

Yılbaşı kutlamadığım için, doğal olaraktan hiç yılbaşı ağacı süslemedim. O sebepten, maalesef ki bu soruya cevap veremem.

4)kış tatili için mükemmel olan kurgusal bir dünya?

Kış tatili denince aklıma gelenler... Sessiz bir evde kanepeye uzanmışım üzerimde batta haniye elide kitabımı okumak geliyor. Bu arada tabiki birde kış denince ilk akla gelen kar... Kar yağmasını çok seviyorum. Ama kar yağarken dışarıda olmaktan çok, sıcacık evimin penceresinde izlemesini daha çok seviyorum..


5)birlikte kış tatiline gidebileceğin bir kitap karakteri?

Yokk... Evet yok, ben hayali dahi olsa tatile eşim vede çocuklarım ile gitmek isterdim. Çünkü o zaman, aklım onlarda kalmadan doya doya eğlenebilirim. Hazır çocuklarda tatillerde bize ayak uydurmaya başlamışken onlar ile bol bol tatillere gitmek isterdim...

6) favori bir tatil içeceğin, atıştırmalığın ve filmin?

Evde ve tatillerde devamlı olarak içtiğim ve içerken zevk alarak içtiğim içecekler arasında yer alan kahve... Türk kahvesi, nescafe, sütlü kahve, capicuna fark etmez, Hepsi dahil...
Film ise çocuklar ile birlikte izlediğim animasyonlar ya da kore filmlerine bayılırım. Tabi bu filmlerin yayında olmazsa olmazımız olan mısır patlaması...


Neee!... Bitti mi?.. Yaaa böyle iyiydi ama ;) Başka mim yok mu? Başka mimleriniz varsa bana gönderin anacığım hepsini zevkle cevaplarım :D

Bu güzel ve eğlenceli mimi bana gönderdiği için gökkuşağı hikayesine buradan BİR KEZ DAHA çok teşekkür ederim.  


Hoşça kalın.

26 Ocak 2015 Pazartesi

TOKİDEKİ SES 3 YAŞINA GİRDİ

26 Ocak 2012 yılında ilk bu yazım ile blog alemine ayağımı basmıştım. O yıldan bu zamana kadar genellikle bloğumu güncel tuttum. Ve sık sık hayatıma değen güzellikleri vede duygularımı buraya aktardım.

Benim için yazı yazmak bir hobi gibi oldu. Zaten normal hayatta da yazı yazmayı çok seven ben; artık kalem, kağıt, ajanda yada defterlere yazı yazmak yerine ekran ve klavye ile sanal aleme yazı yazmaya başladım. Kimi zaman günlük gibi çocuklarımdan yazarken, bazen de uğraştığım örgü, dikiş gibi hobi işlerimi sizler ile de paylaştım. Hatta ara ara denediğim tarifleri özellikle de sizlerin en çok ilgisini çeken bayat ekmek tariflerimi paylaştım. Bu tariflerden gelen geri dönüşler beni çok mutlu etti... :)

Zaten benim buraya yazı yazmamdaki en güzel ödülde bir teşekkür yorumu vede tasdik görmek oldu... :)



Tokideki ses sizlerin yorumları vede beni okumanız ile var oldu. Ve bu sayede var olmaya devam edeceği için bloğumun 3. yılını sizler ile kutlamak istedim.. :)

Bu arada bloğumda en çok tıklanan vede tıklanma oranı en yüksek olan ilk 5 postum tıklanma sayıları ile birlikte aşağıda...

28 Şub 2013, 28 yorum
12904
11358
7374
19 May 2012, 18 yorum
2206
1959


Bu zamana kadar toplam sayfa görüntüleme sayısı bloğumun en altında yer aldığı üzere 328658 kere tıklanmış... 584 kişide tokideki sesi izlemeye başlamış...

Bloğuma ilk anından itibaren tam tamına 551 tane yazı yazmışım. Ve 4619 tanede sizlerden yorum gelmiş. Bu blog aleminde beni yalnız bırakmayıp güzel yorumları ile gönlümü şenlendiren siz okurlarıma bir kez daha ÇOK TEŞEKKÜR ederim. İyi ki varsınız... :)

Herne kadar bu bloğumu açma maksadım hiç bir zaman maddiyat olmasa da; ara ara bloğuma gelen sponsor hediye ve ücretler beni çok mutlu etti. Nede olsa o gelen hediyeler benim değil tokideki sese gelen hediye olarak kabul ettiğim için. Blog yazmak ile doğru yolda olduğumu düşündüm ve o gazla yazı yazmaya daha bir azim vede istekle devam ettim. :)

Üstelik tokideki sesin; bana kazandırdığı bir sürü sanal alem arkadaşı da oldu... Hiç yüz yüze görüşmemiş olsakta yakınımda ki çoğu insandan -yeri geldi sorunlu vede mutlu günlerimde- bana daha çok yorumları vede fikirleri ile dokundular...

Yazacak daha çook şey var ama şuanda heyecan yaptım o sebpten daha fazla uzatmak istemiyorum. İnşallah hep birlikte 4. yaşa gelişini de görürüz. :) Yeni postlarda görüşmek dileği ile...

Hoşça kalın.