10 Ocak 2018 Çarşamba

EFE'NİN 9 YAŞ DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI ( Şimşek mecqueen temalı)

Ortancı kuzum, benim namı diğer ak kuzum olan kara gözlü Efe'm yeni yılda bir yaş daha aldı. Veee 9 yaşına girdi! Artık tek haneli sayıların sonuna gelen kuzum bu seneki kutlamasını şimşek mecqueen temalı istedi. Eee o zaman araştırmalara ve çalışmalara başladım. Elimden geldiğince yine küçük ama çok beğenilen bir doğum günü hazırladım.

EFE'NİN 9 YAŞ DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI ( Şimşek mecqueen temalı)


 İlk olarak sosyete pazarından şimşek mecquenli bayraklardan aldım. Sonrada yine bilgisayar karşısına geçip, doğum günü banneri, içecekler için etiket ve her yiyeceğin üzerinde sergilenen yuvarlar -şimşek mecqueen ve arkadaşlarının yer aldığı- etiketlerden hazırladım. Ve bunlarıda kırtasiyede A3 kağıdına çıktısını aldırdım.

EFE'NİN 9 YAŞ DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI ( Şimşek mecqueen temalı)

Sonrada EFe'nin istediği yiyecekleri hazırladım. Bu seneki masamızda yer alan ikramlıklarım: Kısır, patatesli börek, yaprak sarması, bonibonlu kurabiye, çörek otlu kurabiye, cocostar ve cupcake (kup kek) vardı. Ve gecenin starı şimşek mecqeenli yaş pasta!


EFE'NİN 9 YAŞ DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI ( Şimşek mecqueen temalı)

Tüm hazırlıkları yine bizzat kendim yaptım. Evet yoruldum. Hatta bu sefer ayağıma bağ olan bir tanede küçük kızım Miray olduğu için zaman zaman 'neden bu tarz işlere kalkışıyorum' diye isyan dahi ettim. Ama kuzumun doğum gününde bana böyle sıkı sıkı sarılması tüm yorgunluğumu aldı gitti. Canım kuzum sen bana bu şekilde her sene sıkı sıkı sarıl yeterki; ben yorulmaya razıyım...

EFE'NİN 9 YAŞ DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI ( Şimşek mecqueen temalı)

Vee son olarak ailecek yer aldığımız bir karede burada dursun!...

O zaman ne diyelim darısı yaşayacağımız diğer güzel günlerin başına. Allah mutluluğumuzu ve huzurumuzu daim etsin (amin)

8 Aralık 2017 Cuma

Miray Su 7 Aylık

Kusmuklu prensesim artık kusmukluluktan tamamen terfi etti. Bu ayda hemen hemen hiç kusmadı desem; yalan olmaz. Ancak salyada akmıyor. Buda demek oluyor ki. 'Dişlerimiz henüz çıkmak istemiyor!' Şimdilik ben kusmuklu prenses unvanını dişsiz prenses olarak değiştirdim. Bakalım benim dişsiz prensesimin ne zaman dişi çıkacak? Göreceğiz...

Kızım 7 ayının içinde. Hatta 10 gün sonra 8. ayına girecek. Bu aylık yazılarını artık mahsus böyle geç yazıyorum. Çünkü böylece 7 ayın içinde neler yaptığını tamamen yaşamış oluyor. Sonrada buraya aktarmış oluyorum.

Miray Su 7 Aylık

Kızım 7. ayına girince dişi çıkar diye ümit ettiğim için diş konseptli bir bebek çekimi yapmıştım. Ancak bu diş çıkması başka aylara kaldı, bizim dişsiz prensesin.

Bu ayda kızım öyle bir hareketlendi ki kaşla göz arasında hemen kafasını ya yere vuruyor. Yada kanepe ve karyola gibi yüksek yerdeyse yere düşüyor. İki defa karyoladan düştü. 😢 Gerçi o sebepten babası ile kavga ettik. Beyefendi düşürdüm diye kızıyor. Ama akşam yemekten sonra sofrayı toplayıp, bulaşıkları yıkayana kadar tutmaya dahi dayanamayıp; sürekli... ''İşin daha bitmedi mi? Annesi; artık al. Kıpır kıpır bu durmuyor. Daha fazla bakamayacağım'' diye bir yarım saat dahi bakamıyor.'' 😒
Halbuki tüm gün onunla benim ilgilendiğimi düşünüp, bu tarz kazaların olabileceğini anlaması gerekiyor. Ama nerdeee! Onda o empati kurma yeteneği. (Bu ufak bir yakınmada burda dursun. İlerleyen yıllarda okursam o zaman hatırlayıp,  halimize güleyim. )

Kızım emeklemeyi öyle bildiğimiz gibi elleri ve dizleri üstünde şeklinde değilde; asker sürünmesi gibi sürünerek yapıyor. Hatta bu ayda o sürünerek gitme olayını bayağı ilerletti. Hızlı hızlı bir sürünmesi var ki; harika! Birde elleri yerde diz kapaklarını kaldırarak kalkmaya çalışmasını gördükçe hemen yürüyecek sanıyoruz. Ve hemen: ''Kızım sırasını şaşma. Önce emeklemen lazım.'' diyerek gülüyoruz.

Müzik dinlemekten halen çok hoşlanıyor. Hatta 'erik dalı gevrektir' diye bir oyun havası var ki. Onu duyunca hemen çığlıklar atarak gülüyor. Babası onun o haline: '' Ankaralı sonradan olunmaz. Doğulur. Kızım Ankara'lı olduğunu nasıl belli ediyor, bak'' diyor. :) Eee nede olsa kimin kızı...

Kendi başına oturmayı bu ay daha ilerletti. Ancak dişsiz prenses, öyle hareketsiz uzun süre oturmaktan hoşlanmadığı için hemen kendini yana atıp, sürünmeye uğraşıyor.

Ek gıdayı sadece bir öğün veriyorum. Sabah ve akşam öğünlerinde ise bizim yediğimiz yemeğin suyundan ve yumuşak yerlerinden tadarak, bize eşlik ediyor. Ancak bu yeme şekli doyumluktan ziyade tadımlık şeklinde. Yine sık sık emziriyorum. Anne sütünün yerini halen hiçbir şey tutmaz.
Dişleri olmadığı için yediği yiyecekler genellikle çorba yada meyve püreleri. Hazır gıdalardan hiçbir şey vermiyorum. Sadece geçen hafta bebe bisküvisi almıştım. Ondan eline arada bir iki kez verdim. Çok sevdi... Ama adı üstünde ambalajlı ürün olduğu için çok faydalı olmaz diye düşündüğüm için sık sık vermiyorum. Onun yerine kendi yaptığım bisküvi, kurabiye, kek ve poğaçalardan eline vermeye çalışıyorum. Gerçi eline verince üstünü ve etrafını pisletiyor. Verdiğim yiyeceğin yarısı midesine giderken yarısı etrafa saçılıyor. Ama olsun. Tek yesinde ben temizlemeye razıyım. Zaten halen en büyük hobim onu süslemek olduğu için, zevkle üstünü değiştiriyorum.

Miray Su 7 Aylık


Saniyeler dakikaları; dakikalar saatleri; saatler ise günleri; hatta günlerde ayları kovalaraken benim dişsiz prenses artık iyice büyüyor. Avucumum içindeki meleğim artık bebeklikten çıkıp, çocuk olmaya iyice yaklaştı. Peki bu durumdan mutsuz muyum? Diye sorarsanızda; hemi evet. Hemide hayır derim. Yani anlayacağınız farklı, tarifi imkansız duygular yaşıyorum!...

7 Kasım 2017 Salı

Miray Su 6 Aylık

Benim kusmuklu prensesim yaşını yarıladı ya!!! Şuan düşününce bir tuhaf geliyor. İnanamıyorum. Sanki şaka gibi. Ama maalesef ki gerçek kızım 6 aylık hatta 2 hafta sonra 7. ayına girecek. Hep yazıyorum, yine yazacağım; zaman çok zalimsin... :(

Can kızım evet hızlı hızlı büyüyor. Ancak büyümenin getirdiği güzellikleri de yaşamıyor değiliz. Misal artık daha çok oyun oynamak istiyor. Beni babasını ve abilerinden birini görünce ayağını yere vura vura bir zıplaması var ki harika!
Özellikle babası şarkı söylediği zaman poposunu sallamaya başlaması ayrı bir cilve. Ki zaten babasına öyle cilveler döküyor ki aklınız hayaliniz durur. Sanırım kızım babayı bizden daha çok sevecek gibi... ;)

Miray Su 6 Aylık

Ben yine diğer aylar gibi hemen bir konsept belirledim ki. Zaten konsept belliydi. 6 aylık demek ek gıda demek, olduğu için ek gıdayı konsept alarak kendimce bir şeyler tasarlayıp, fotoğraf  çektim. Kızım büyüdükçe bu şekilde konseptli fotoğraflar çektiğim için mutlu oluyorum. Çünkü ilerleyen yıllarda kızım büyünce 1. ayından başlayarak nasıl geliştiğini ve neler yaşadığını kendisi okuyacak. (güzel bir duygu olsa gerek)

Kızımın 6 aylık aşı ve doktor kontrolünde kilosu 7 kilo 460 gram geldi. Hafif burun akıntısı vardı. Onun için doktor bir ilaç yazdı. Gerçi ben o ilacı almadan 1-2 kere calpol vererek iyi yaptım. Bence şimdiden bebeklere antibiyotik vermemeliyiz. Onlar için en güzel antibiyotik anne sütü diye düşünüyorum. Özellikle halsiz olduğu anlarda daha sık emziriyorum. Çünkü biliyorum ki emzirerek daha hızlı iyileşiyor.

Emeklemeyi henüz tam bilmiyor. Ama sırt üstü yere bıraktığım zaman hemen yüz üstü dönüyor ve poposunu kaldırarak sürüne sürüne öne arkaya gidiyor. Hatta son bir haftadır yuvalanmayı öğrendi. Yuvalana yuvalana kanepelerin ve masanın altına girip, orada kalıyor. Çıkamayınca da bas bas bağırıyor. :) Babası kızımın bu şekilde yuvalanmasını gördükçe: ''Sanırım bizim kız emeklemeyi yanlış anladı. Kıza emeklemeyi gösterin' diyor. :)
Halen kendi başına oturamıyor. Desteksiz oturtunca öne doğru eğilip, düşüyor. Eline bir oyuncak verince bir elinden diğer eline alıyor. Ses çıkarması için sağa sola sallıyor. Hatta yere vuruyor. Yakınına sevdiği oyuncakları bırakıyoruz. Böylece o oyuncakları görünce, onu almak için uğraşarak, yerden alıyor.

Akşam yemeklerinde biz yemek yerken onuda masanın bir kenarına; mama sandalyesine koyup, oturtuyoruz. Sonrada önüne yiyecekler koyuyorum. O önündeki yiyecekleri eli ile alıp, ağzına götürüyor. Hatta bazen alacağım diye yere düşürünce de düşürdüğü yere bakarak bağırıyor. Bizden yere düşen mamasını alıp, vermemizi istiyor. İştahı şimdilik çok iyi. Meyve ve çorbalara bayılıyor. Ne versek iştahla yiyor. Ama yoğurdu pek sevemedi. Ama ben yinede arada bir kaşık verip, teklif ediyorum. İnşallah sevecek...

Kendisi ile konuşmamızı halen çok seviyor. Hatta biz konuşurken melodi sel sesler çıkararak, bize cevap dahi veriyor. O şekilde melodi sel sesler çıkardıkça 'bak ... demek istiyor.' Diye kendimizce onun çıkardığı seslere anlam yüklüyoruz. Canım kızım resmen evimize neşe getirdi. İyi ki onu doğurmuşum. İyi ki kızım dünyaya gelmiş. Çok şükür ki Rabbim bize 3. çocuğu nasip etmiş.
Bazen düşünüyorum da kızım hayatımızda değilken biz nasıl mutlu oluyorduk? Nasıl neşeleniyorduk ki? Sanki ondan öncesi yokmuş gibi. O hep bizimleymiş gibi geliyor. Hayatımıza öyle bir girdi ki bize hep o varmış hissini yükledi...

3 Ekim 2017 Salı

Miray Su 5 Aylık

Canım kızım kusmuklu prensesim artık 5 aylık bir bebek... Hatta 17 gün sonra 6. ayına girecek Allah'ın izni ile...
Bu ayda kızım kendi kendine agu, gugu, ecu,egü, anii gibi sesler çıkararak keyfinin yerinde olduğunu bildirirken AAA, AHHH, EHHH, IHH diyerek bağır-arakta birilerine seslenip, halinden hoşnut olmadığını kendince anlatmayı öğrendi. Özellikle uykusu geldiğinde eli ile gözüne ve burnuna sürterek öyle yüksek sesli bağırıyor ki. Burada bana ''Anne gel beni rahatlat ya ayağında yada beşiğim de sallayarak uyut. Veyahut meme emdirerek uyut. Ben kendi kendime uykuya dalamadım'' demek istiyor.
Acıkınca ise iki elini birden ağzına sokup şapur şupur emerek bağırıyor.. Burada da ''Çok acıktım. Acil karnımı doyur!'' diyor.
Altı pis olduğu anlarda ise üstündeki kıyafetleri eli ile tutup çekiştirerek bağırıyor. Birde öyle kendi başına kaldığı zamanlarda da bağırıyor ki evlere şenlik. Bu bağırma ise ''Çok sıkıldım.Çabuk yanıma gelip benimle oynayın!'' demek istiyor. Minnoşum maşallah öyle akıllı ki çıkardığı sesler ve vücut dili ile derdini anlatabiliyor. Yada ben onu çok iyi tanıdığım için bebişim lep demeden lep lebi dediğini, anlıyorum. ;)

Miray Su 5 Aylık

Eylül ayı; okul sezonun açıldığı ay olduğu için abileri ile çok meşgul olduğum için 5 aylık konsept fotoğrafını bir hafta geç çekmek zorunda kaldım. Tabi okul sezonuna uygun bir konsept yapmasam olmazdı. Bende hemen yine aklıma gelen ilk nesneler ile bir konsept belirleyip, kızımın fotoğraflarını çektim. Aslında instragram sayfamda daha fazla konseptli fotoğraf paylaşıyorum. Orayı takip ederseniz bu aylık fotoğraf konseptlerinden daha fazlasını bulabilirsiniz.

Okul sezonu demişken kızım 5 aylıkken okula başladı. Özellikle öğlenci olan abisini bırakmaya kesin benimle birlikte gidiyor. Ama abisini almaya havalar müsaade ettikçe gidiyor. Bazen hava çok soğuk olduğu zaman uyutup, büyük abisinin yanına bırakıp gidiyorum. Allah'tan okul yürüme mesafesi ile 10 dakikalık bir mesafede olduğu için abi ile yalnız bir 15-20 dakika kalabiliyor. Yoksa diğer türlü soğuk havalarda, hatta yağmurlu, karlı havalarda dahi yanımda götürmek zorunda kalacaktım. Buda daha çabuk hastalanmasına neden olacaktı. Çok şükür ki bu aya kadar doğumdan kaynaklanan köprücük kemiği kırıklığından başka hastalığı olmadı. Maşallah demeyi unutmayın!

Yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere artık sırt üstü yattığı zaman hemen yüz üstü dönüp, ellerini öne doğru uzatıp, poposunu kaldırarak arka arka gitmeye çalışıyor. Tabi bizim nazlı prenses kendini fazla yormayı sevmediği için bir iki zorlayıp, sonra hemen kafasını yere koyup, ellerini emmeye koyuluyor.

Dişi henüz çıkmadı. Ama çok kaşındığı belli. Eline ne alırsa hemen ağzına alıp, dişlerine sürtüyor. Hatta emerken dişleri kaşınıyor sanırım. Çünkü bazen damakları ile sıkıp canımı öyle bir acıtıyor ki anlatamam... Önündeki oyuncak yada kaleme uzanıp, eli ile tutup, kendine çekmeye başladı. Artık çıngıraklarını ellerine alıp, sağa sola çarparak kendi ses çıkartabiliyor.

Ellerine yine hayran hayran bakıp, her parmağını ince ince inceleyip, sonra elini ağzına almaya devam; hatta artık ellerine olan ilgisi yanında ayaklarına da ilgi duymaya başladı. Bu ayda özellikle ayaklarını elleri ile tutarak ağzına götürmeyi sık sık yapmaya başladı. Özellikle bezini değiştirirken hemen o boşlukta ayaklarını kaldırıp, ayak baş parmağını hemen ağzına sokup, emiyor.

Daha dün 5 aylık hamilelik günlüğümü yazarken. Cinsiyeti kız mı yoksa erkek mi tam belli olmadığını yazmışım...
Şimdi de kızımın 5 aylık günlüğünü yazdım.
İlerleyen yıllarda da belki kim bilir bu bloğumu yazmaya devam edersem 5 yaş kutlamasını yazarım. Allah onların acısını bana yaşatmasında ben her hallerini buraya en ince ayrıntısına kadar yazmaya varım...

29 Ağustos 2017 Salı

Miray Su 4 Aylık

Bal kızım 4. ayına bu ayın 17 sinde girdi. Artık bebeklik döneminden yavaş yavaş çocukluk dönemine doğru adım atmaya başladı. Yatarken sürekli kafasını kaldıran kızımın ellerinden tutup kaldırdığımızda kendini zorlayarak kalkıp, ayağını yere bir müddet basıp, ayakta durabiliyor. Sonra tabi bacakları yorulduğu için hemen basmayı bırakıyor.

4 Aylıkta 2 tane aşısı vardı. Onu yaptırmaya giderken hemen bir calpol içirdim ki. Aşı olduktan sonra ateş yapmasın diye. (Çok şükür ki yapmadı da...) Kızım bu aşı olayını da diğer aşıları gibi öyle abartılı bir ağlama şeklinde değilde. Acıdığını ifade etmek için kısa bir ağlama sonrasında benim yanağıma sarılıp, göz yaşlarını silerek salya sümük yanağımı emmeye koyuldu... :)

Boyu 65 cm; kilosu ise 6.300 grammış. Kilo alımı yine çok fazla değil. Ancak geçen aya göre 300 gram daha fazla. Yani toplamda 600 gram almış. Buda çok normalmiş. Çünkü artık kızım iyice hareketlendiği için kilo alımları bun aylarda az olurmuş.

4 aylık bebek günlüğü

Bundan sonraki kızımın ve bizim fotoğraflarımızda yüzümüzde bir efekt, kalp ve yazı olmadan bloğumda yer alacak. Babamızdan izini kaptık. ;) Tabi bir maşallahınızı alırız artık.

4 aylık bebek günlüğü yazım için yine diğer aylarda olduğu gibi hemen bir konsept belirleyip, fotoğraf çekimi yaptım. Gökyüzündeki yıldızda sallanan bir adet Miray Su :)

3 aylıkken ellerini ağzına alıp, emen kızım bu ayda elini emmeye devam ediyor. Hatta bazen elini ağzıma öyle bir sokuyor. Ve hemen ardında midesi bulanıp, öğcümeye başlıyor.

Kusması bu ay iyice azaldı. Hatta neredeyse yok denecek kadar azaldı. Ama bu seferde ağzında salya akıtmaya başladı. Hayır, hayır diş çıkarmıyor. Ama 4 aylık bebek gelişimlerini okuyup, öğrendiğime göre diş çıkarma faaliyetine bu aylarda salya akıtarak ve eline aldığı her şeyi ağzına götürerek belli edermiş. O değilde bu şekilde devam ederse bizim kusmuklu prenses, olacak salyalı prenses!...

Geçen pazar günü gittiğimiz piknikte babaannesi kucağına alınca içli içli ağladı. Hatta gözlerinden dahi yaş gelerek ağladı. Hemen ben kucağıma aldım. Ama ağlamayı kesmedi. Halen devam etti. Sonra onun yanağını yanağıma dayayıp, dandini dandini destana ninnisini söyleyince hemen güldü. Zaten akşamları uyuyamadığı zaman ayağımda onu sallarken bu ninniyi söylüyorum. Ninniyi duyunca gözlerini kocaman açıp, kıkırdayarak gülüyor. Babası da bana gülüp: ''Senin ninni kızıma komik geliyor'' diyor. Hemen kendi başka bir ninni söylüyor. Güya onun ninnisini sevecekmiş. Ama kızım o ninnide de güldü. Anlaşılan bu kız ninnileri komik buluyor. Halbuki oğullarım ninni duyunca hemen ağlamayı ve gülmeyi kesip, öylece beni dinlemeye koyulur. Sonrada bir müddet sonra göz kapakları kapanmaya başlardı. Bu kız abilerinden farklı olduğunu ninnileri komik bulmaya başlayarak bir kez daha gösterdi.

Şimdi yazdıklarıma baktım da yine doldurmuşum. Yazdıkça yazasım geliyor. Yazdıkça aklıma başka şeyler geliyor. ve 'Bu önemli. Bunu yazayım' diyorum. Onu yazarken başka bir şey geliyor. 'Bunu da yazayım' derken ben sayfalarca yazı yazacağım bu şekilde gidersem. En iyisi mi yazmayı burada keseyim. 🙈🙊


25 Temmuz 2017 Salı

Miray Su 3 Aylık

Merhabalar arkadaşlar, sıcak havalar yüzünden resmen eve hapis olduğum bu günlerde kızım günbe gün büyümeye devam etmekte. Kızım 3. ayına temmuzun 17 sinde girdi. Artık kusmuklu prensesim 3 aylık oldu!
Şaka gibi günler hakikaten kızım olduktan sonra daha bir hızlı geçiyor sanki... 3 Aylık aşısı yokmuş. Ama rutin sağlık ocağının 3 aylık kontrollünde; kızımın boyu 2 cm. Kafası ise 1 cm büyümüş. Ancak kilo alımı sadece 300 gram almış. Bu durum biraz canımı sıktı. Ancak bundan sonra daha sık ve uzun süre emzirmeye dikkat ediyorum. İnşallah bundan sonraki 4 aylık kontrollünde kilo alımı tekrar normale dönecek. Gerçi kilo alımın düşük olduğunu duyan kişiler hemen mama vermemi önerdiler. Ama ben henüz mama vermemeye devam edeceğim. (En azından doktor söyleyene kadar)
Oğullarımı da anne sütü ile beslemiş bir anne olarak kızımı da anne sütü ile beslemek istiyorum. Bakalım zaman ne gösterecek?...

Kızım 3 ayına gelince 1. ve 2. ayda da yaptığım gibi hemen en basitinden bir konsept belirleyip. Kızıma 3 aylık bebek fotoğraf çekimi yaptım.

3 aylık bebek günlüğü


Sıcak havalar sebebi ile sürekli kıyafet değiştiren ve zırt pırt kusan kızım yüzünden bu aralar günde 2 kez çalıştırdığım çamaşır makinesindeki çamaşırları serme işim ilk sırada olduğu için. Hemen kızımı da yıkayıp, çamaşır ipine astım. :) (ama çok tatlı olmamış mı?)

Kızım bu ayda artık ellerini yumruk yapmaktan ziyade tüm parmaklarını açıp, neredeyse her parmağını tek tek inceliyor. Sonrada diğer eli ile elini tutup, hemen elini ağzına sokup, emmeye başlıyor. Oğullarıma emzik vermedim. Ama kızıma sanırım mecbur emzik vermek zorundayım. Yoksa sürekli eli ağzında. Elini ağzından çekince ise sinirlenip, ağlıyor. Hatta kızgınlığını artık arada yüksek agresif ses çıkararakta belli etmekte. Gülmesini ise sesli olarak gülme olarak ilerletti. Dün kızımla gittiğimiz ilk hayvanat bahçesi gezisi dönüşünde; kızımı kanepenin üstüne bıraktığımda hemen poposunu döndürüp, dönmeye çalıştı. Hatta diğer kolu altında döndü bile. :) Bundan sonra kanepe ve karyola gibi korkuluksuz yerlere tek başına bırakmasam iyi olacak. Yoksa düşer bu kız...

İlk hayvanat bahçesi gezisini, ilk pikniğini, hatta ilk Atatürk orman çiftliğinde ailecek yenilen kokoreç keyfini 3 ayında yaşadı. Gerçi kuzeni ile birlikte masayı işgal ettiler ama; neyse artık. O kadar olur...


3 aylık bebek günlüğü
kızımın ilk kokoreç keyfi. Kokoreçli süt... 😉

İlkler demişken ilk anne memleketi ziyaretini de 3 aylıkken yapacak, Allah'ın izni ile bu hafta sonu ailecek bir Konya gezisi yapmayı düşünüyoruz. Bakalım gerçekleştirebilecek miyiz?

Kızımın uyku düzeni yine tam oturmuş değil. Aslında düzen oluşturmayı bu sıralar bende pek takmıyorum. Düzenden ziyade. Kızımın bedenini dinliyorum. Ne zaman uykusu gelirse, hemen uyutuyorum. Şimdilik bu durumdan oda bende memnunuz.

Bizde durumlar bu şekilde yine hayat Kusmuklu Miray Su etrafında dönmekte. Sahi ya biz o hayatımızda yokken ne yapıyorduk ki? Sanki sürekli bizimleymiş gibi... ;)

23 Haziran 2017 Cuma

Miray Su 2 Aylık

Can parem, evimin neşe deposu, kusmuklu prensesim bir ay daha büyüdü. Ve 2 aylık oldu!...
Bugün tam tamına 66 günlük olan kızım artık beni görünce, beni tanıdığını bakış ve hareketleri ile değil agu, gugu... gibi sesler çıkarıp, kolları ve ayaklarını hızlı hızlı hareket ederek belli ediyor. Dün rutin 2 aylık kontrolünde kalça ultrason çektirdik. Çok şükür bir problem yoktu. Sürekli tıkanan burnu için okyanus suyu aldık. Kilosu 5.400 kg. boyu ise 58 cm. olmuş. Kızım biraz selvi boylu olacak sanırım.

Miray Su 2 Aylık

Ben yine 2 ayına girince hemen en basitinden bir konsept belirleyip, fotoğrafını çektim. 1 yaşına kadar bu şekilde her ay hemi fotoğrafını çekip, hemide bloğuma o ayın güncesini anlatan yazı yazmayı düşünüyorum. Bakalım sonuna kadar yazabilecek miyim, göreceğiz...

En sevdiği oyuncak. Burada paylaştığım örgü tavşan çıngırağı onu salladığımız zaman ağlıyorsa ağlamayı bırakıp, onu izleyerek gülüyor. Üstelik bıkmadan, usanmadan saatlerce o oyuncağa dalmışlığı dahi var. O oyuncağı örerken bu şekilde çok seveceğini hiç tahmin etmemiştim. Çok güzel bir duygu..
Kucağıma aldığım zaman yine her zaman ki gibi hemen üstüme kusuyor. Onun dışında boynunu artık uzun süre dik tutabiliyor. Yüz üstü yatınca da kafasını kaldırıyor. Ancak uzun tutamıyor hemen kafasını tekrar yan olarak yere bırakıyor. Birde bu hafta sürekli eli ağzında. 'Sanırım emzik istiyor' diye düşünüp, emzik verdim. Ancak bir iki sorup, hemen ağzından dili ile iterek emziği düşürüyor. Bu seferde ağzından düşmesin diye elimle tutunca da hemen midesi bulanıp, öğcüdü... Kızımın cildi hassas olduğu gibi midesi de hassas olacağa benziyor. Yanında yüksek ses ile konuşarak sevilmesinden hoşlanmıyor. İrkilip, hemen ağlıyor. Bende o şekilde seven kişileri (kendisi babası olur) 'Benim kızım narin, onu erkek çocuğu sever gibi sevme' diye uyarıyorum.
Babası demişken; babasının en favori çocuğu kızım oldu. Sanırım halk arasında bir söylenti olan; kız çocuğu babayı, oğlan çocuğu anayı sever sözünün gerçeklik payı var. Yada bizimki bu söze kendini kaptırıp, 'kızım beni daha çok sevecek' diye düşünüyor. Halbuki bilmiyor ki ben kızımı da hiç kaptırmaya niyetim yok. 😂

Bizim evde durumlar şimdilik bu şekilde tüm hayatımızı sanki Miray Su üzerine endekslenmiş gibi onun etrafında pervane şekilde yaşıyoruz, abileri de dahil. Özellikle Efe abisi sanki onu anlıyormuş gibi her fırsatta kulağına yaklaşıp: '' Kardeşim bak burası bizim mutfak, bak bu cici kuşumuz, o damlayı annen ağzına damlatınca tükür, kardeşim seni banyo yaptıracaklar hemen uyu yoksa yaptırırlar, şurup verirken kardeşim ağzını açma, dışarı çıktığımızı zaman kardeşim ağlama yoksa bir daha seni dışarı çıkarmayız, Sen benim sözümü dinlemiyorsun bende sana küstüm'' diyerek ciddi cidi onunla konuşuyor... 😊
Bende onların o şapşik hallerini izleyerek mutlu oluyorum. Çünkü abisi onun kulağına bu cümlelerden kurarken oda sanki gerçekten anlıyormuş gibi ona bakarak, sesler çıkartıyor, hatta güldüğü anlar dahi oluyor. 😆


19 Haziran 2017 Pazartesi

2017 Babalar Günü Kutlaması

Facebook sayfasında da yazdığım üzere öğlen olmuş. Ancak çocuklar ne babalarının babalar gününü kutlamış, nede bir hediye almamıştı. Hatta alma girişiminde dahi bulunmamıştılar... Baktım ki olmayacak, en iyisi ben bu işe el atayım diye çocuklara babalarından habersiz ''Kuzular hadin birlikte babanıza yine pasta yapalım mı?'' dedim.
Emir: ''Anne babam oruç, pastayı ne yapacak?''
Ben: İftardan sonra yer.
Emir: Öff anne! Ben pasta yapmak ile uğraşamam. 
Ben: Tamam o zaman pasta alalım. Parasını da ben veririm. Çocuklar kendi paraları ile almış derim. Adamcağızda mutlu olur. 

Çünkü biliyorum ki kocişko herne kadar 'ben öyle özel gün kutlamasını sevmiyorum. Bana sürpriz kutlama yapmasanız da olur' dese de... Oda kendisi için bir şeyler yapılsın. Hediye verilsin mutlu olur. Sahi ya hediye almaktan kim mutlu olmaz ki?

Neyse benim kuzular beni fazla tınlamayıp, dışarıda oyun oynamak için çıktılar. Aradan bir saat sonra eve geldiklerinde ellerinde paketler ile gelip, babalarına paketi 'baba, babalar günün kutlu olsun' diyerek uzattılar. Hediye ve sürpriz kocişkoya yapıldı. Ama yine şaşıran ben oldum. Çünkü çocukların, özellikle Emir'in o umursamaz halini görünce içimden 'acaba babasını çok sevmiyor mu ki?' diye içimden geçirip, üzülmüştüm. (off ya ne kadar kötü düşünce yüklü bir anayım, ben öyle 😔 )

Hediyeleri ise; Emir babasına bir kravat almış. Efe ise bir tane cüzdan almış. Miray mı? oda babasının üzerine bir kusmuk bırakarak, tişörtüne aksesuar taktı. Sonrada 'babama bu hediye az gelir' diyerek hemen peşinden birde kocaman gülümse patlattı. Evin en küçüğü olmasına rağmen en büyük hediyeyi kendisi verdi, haberi yok... 😄

Baktım kuzular mutlu, kocişko mutlu... Bu mutlu anı perçinlemek için kocişkoma iftar için güzel bir sofra kurup, ekler pastadan yaptım. Akşam ezanını beklerken çektiğimiz selfy ile de mutluluğumuzu, ileri ki günlerde hatırlamak için belgeledik.

babalar günü kutlaması


Böylece en mutsuz ve karamsar anlarımızda bu fotoğraflara bakıp, birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi ve birlikte ne kadar mutlu olduğumuzu hatırlayıp, mutlu olacağız...

babalar günü kutlaması



Yine bir özel gün kutlamasını daha geride bıraktık. Öyle ise darısı diğer günlerin başına diyelim ve çıkalım... Haa birde Allah tüm ailenin ocağından mutluluk ve sevgiyi eksik etmesin... (amin)

30 Mayıs 2017 Salı

Kızımın 40 ı Çıktı!

Daha dün gibi kızımın ilk kez haberini alınca hissettiğin o ilk gün aklımda iken; Hamilelik günlerimde yaşadığım mutluluğumu, sıkıntımı ve üzüntülerimi yüreğimin en derinliklerinde halen hissederken; canım kızım dünyaya geldi... Ve hatta 40 ı bile çıktı! 😄

Huuu sanal alem duydunuz mu? benim kızımın 40 ı uçtu, uçtuuuu gitti. Artık bundan sonra 40 ı çıksın, yok lohusasın sözlerini duymayacağım...  Ohhh be!
Hayatım boyunca özlemediğim tek dönemdir lohusalık dönemi... Hamileliğimi hatta uykusuz kaldığım günleri dahi zamanla özlüyorum,özleyeceğim de. (manyak mıyım ne? 😂) Ama lohusalık dönemini hiç bir zaman özlemedim, özlemeyeceğimi de biliyorum... 👊

40 uçurma suyunun içinde neler konulur? Ve anlamları ne?

27 Nisan, yani Ramazan ayının ilk gününde bizim 40 ımız çıktı. Örf ve adetlerimizi uygulamayı çok seviyorum. O yüzden bende duyduğum ve okuduğum kadar 40 çıkarma töreni yaptım. Bakya şimdi tören denilince kulağa sanki abartılı bir şeymiş gibi geliyor. O sebepten düzeltiyorum, Tören değil.  En iyisi 40 çıkarma banyosu diyelim.

Aslında 40 ımız çıkınca mevlit okutmayı düşünüyordum. Ama maalesef ki 40 ımız Ramazan ayına denk gelince bu mevlit okutma olayını biraz ertelemek zorunda kaldım.

40 çıkarma banyosunu nasıl yaptım?


Yöreye göre 40 çıkarma, 40 çıkartma hatta 40 uçurma olarak bilinen olay çok eski yıllara dayanıyor. Örf ve adetlerimize göre bir kadın doğum yaptıktan 40 gün sonra suyun içine bir takım şeylerin atılıp, daha sonra o suda önce bebek banyo yaptırılır. Daha sonrada o kalan su ile anne banyo yaparmış...

40 uçurma suyunun içinde neler konulur? Ve anlamları ne?


40 tane taş: Güçlü kuvvetli olsun diye

Pirinç: Ömrü bereketli olsun diye

Tuz: Dayanıklı olsun diye

Şeker: Tatlı dilli olsun diye

Bozuk para: Varlıklı olsun diye

Anne baba altın- gümüş alyansı: Anne babaya hayırlı bir evlat olsun diye

Nazar boncuğu: Nazar değmesi diyeymiş

Bunlardan hariç bazı yörelerde zeytin yaprağı da atılıyormuş. Ancak ben zeytin yaprağı bulamadığım için onu atmadım. Sonrada kızımı babası ile birlikte ihlas süresi okuyarak banyo yaptırdık. En sonunda abilerine bir kaşık verip, bir tasın içine ihlas süreleri okuyarak 20 kaşık su Emir abisi, 20 kaşık suda Efe abisi koydu. En son banyo yapıp çıkartırken güzel temennilerde bulunarak o suyu da başından aşağı döküp, 40 banyosunu yaptırmış olduk.

Sonrada hiç giyilmemiş yeni kıyafetlerini giydirdim. Ve kızımın 40 çıkarma suyundan kalan su ile de bende banyo yapıp. 40 çıkarma ritüelimizi tamamlamış olduk.

Geleneklere göre bebeği o gün uzak bir akrabanın evine misafirliği de çıkarılması gerekiyormuş. Ancak biz götürmedik. Çünkü o gün hava yağmurlu idi. Birde Ramazanın ilk günü olduğu için kimseye emrivaki yapmak istemedim. Üstelik bu misafirliğe götürme işleminde 40 gün hiç bebek ve anne evden dışarı çıkmadığı için yapılırmış. Biz bir haftalıkken doktor kontrolü, 11 günlükken 23 nisan gösterisi ve 1 aylıkken park gezmelerine kızımı götürdüğümüz için. Bu ritüele uymamız gerekmiyor sanırım diye düşündüm.

Analar peki sizler çocuklarınıza 40 çıkarma banyosu yaptırdınız mı? Yaptırdıysanız sizler nasıl yaptırdınız? Benim yaptığımdan farklı olarak başka bir şey uyguladınız mı? Bana bildirirseniz çok mutlu olurum...