6 Aralık 2018 Perşembe

KOLİ KUTUSUNDAN OYUNCAK FİL YAPIMI

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere çocuklar ile birlikte -daha doğrusu Efe ile birlikte- yaptığımız oyuncak fili paylaşmaya geldim. Biz Efe ile yaparken çok eğlendik. Oynarken ise ailecek eğlendik. En altta paylaştığım videoda gördüğünüz üzere... ;)

KOLİ KUTUSUNDAN OYUNCAK FİL YAPIMI


Yapımı çok basit. Sadece biraz resim yeteneği gerekli; fili çizmek için. Şimdi düşündüm de yeteneğe de gerek yok. İnternetten bir fil çıktısı aldınız mı oldu da bitti. Geriye atık malzemeleri bulup, yapıştır. İsterseniz kafa karışıklığı vermemek için yapımını en baştan kademe kademe yazayım...

Oyuncak Fil İçin Gerekli Malzemeler

  • Beyaz resim yaprağı
  • Koli kutusu
  • 1 tane kağıt bardak
  • Ve bir tane çocuk çorabı
  • Akrilik boya (sulu boyada olur)
  • Yapıştırıcı
  • Makas ve falçata

Oyuncak Fil Yapılışı

İlk olarak örnek bir fil resmini internetten bulup ona bakarak istediğiniz boyutta bir fil çizin. Tabi çizmek ile uğraşmak istemezseniz yukarıda da yazdığım gibi internetten çıktısını da alabilirsiniz.
Sonrada o fili istediğiniz renk ile boyayın biz filimizi Efe'nin isteği üzerine mavi renk ile boyadık. Siz istediğiniz bir renk ile boyayın.

KOLİ KUTUSUNDAN OYUNCAK FİL YAPIMI


Sonrada Çizip, boyadığınız fili bir makas ile etrafından ağzının içini de falçata ile kesin. Burun kısmını çocuğunuzun kolu girecek şekilde falçata ile kesin. Sonrada ağzının içini de falçata ile kesip, çıkarın. Sonrada koli kutusuna yapıştırıp. Yine tekrardan kenarlarını, burun ve ağzını kesin. En son burun kısmına yukarıdaki kolajda da gördüğünüz gibi taban kısmını kesip atıp, filin burnunun arkasından geçirin. Önüne de çocuk çorabını geçirip, fili tamamlamış olduk. Ben fili tek başına ayakta durabilsin diye arkasına koli kutusundan u şeklinde dayanak yaptım. Çocuklar daha doğrusu hepimiz çok eğlendik. Hatta bazen telefondan fil sesi açıp, sanki gerçek filmiş gibi sesler çıkartarak filimizi yedirdik. Tabi bizim fil çok obur olduğu için evde ne varsa yedi bitirdi... 🙈🙉🙊





 Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

29 Aralık 2016 Perşembe

Dinamometre Yapımı (evdeki malzemeler ile)

Merhabalar arkadaşlar. Büyük oğlum artık 5. sınıfta...
Yeni eğitim sistemine göre 5. sınıf ilkokul değil, orta okul grubuna giriyor, bildiğiniz üzere.

Emir'in bu sene orta okullu olması hemi bizim için, hemide onun için ufak çaplıda olsa bir bocalamamıza neden oldu. Henüz 10 yaşında olmasına rağmen 'artık ben büyüdüm' duygusu etrafındaki büyük orta okullu çocuklarından dolayı olsa gerek. Onun büyümesini ise biz ebeveynlerin halen kabul etmemesi ile de karşılaşınca; ister-istemez bir çatışmaya sebep oldu. Çok şükür ki sınıf ve rehber öğretmenlerin yol göstermesi sonucu orta yolu çoğu çocuk ve ebeveyn buldu.

Geçenlerde Fen bilgisi derslerinde dinamometre konusuna geçmişler. Orada ev ödevi olarak 'dinamometre yapalım' diye bir bölüm vardı. Emir o sayfayı göstererek:
- Anne birlikte dinamometre yapalım mı? dedi.
Akşam vakti. Evde olan malzemeler ile nasıl bir dinamometre yaparız diye küçük çaplı bir araştırma sonucu.
Dahi kocişkom ampul duyunun sapını kesip, bununla yapalım mı? dedi. :)
İlk başlarda ben şok. ''Nasıl olur? Olur mu? Olmaz mı?'' derken o yapmaya koyuldu bile...

Dinamometre Yapımı

Dinamometre nasıl yapılır?

Dinamometre için ilk olarak yukarıda da yazdığım gibi ampul duyu sapı, beyaz lastik, kırmızı keçe kalem, delgeç, paket lastiği ve anahtarlık halkası gerekli.

Dinamometre nasıl yapılır?

Ampul sapından bir bölümü kızgın bir şiş ile küçük bir bölüm açtı. Onun içine geçirilecek lastiğin boyutunu ayarlayıp, kestik. Ölçümü belirtecek yeri belli etmek içinde keçeli kalem ile kırmızıya boyadık. Sonrada ampul duyunun içinden o lastiği geçirdik. Kenarlarına da dinamometre ölçüm birimlerini yapıştırdık. En son anahtarlık halkasını ampul duyunun ucuna; paket lastiğini de beyaz lastiğin ucuna takıp tamamladık.

Dinamometre nasıl yapılır?

Sonrada lastiğin ucundaki paket lastiğine Emir'in fen bilgisi kitabını geçirip, onun dinamometre sini bulduk. Hemen onun ardında Efe'nin tüm ders kitap ve defterleri de ortaya çıkıp. Sırası ile dinamometre ölçümü yaptılar. Böylece bir ev ödevi olan dinamometre sayesinde, çocuklar için öğretici bir etkinlikte olmuş oldu. Çünkü en az 1-1,5 saat kesintisiz ev yapımı dinamometre ile oynadılar... 😃
Evet belki çok profesyonel bir çalışma olmadı. Ancak biz ailecek eğlenerek, tamamen evde olan malzeme ile yaptığımız farklı bir dinamometre yapmış olduk.

Emir sabah okula götürdüğünde ise; 
Öğretmen: Kimler kitaptakinden farklı bir dinamometre yaptı? diye sorduğunda bende bazı arkadaşlar ile birlikte parmak kaldırdım. Dedi...
Öğretmen: Kimler internetten yardım almadan yaptı? diye sorduğunda ise sadece ben parmak kaldırdım. Dedi...
Öğretmen sadece benim parmak kaldırdığımı görünce nasıl yaptığı merak edip.: ''Getir bakalım dinamometreni bir göreyim'' dedi. Bende öğretmene götürdüğümde, öğretmen dinamometre-mi inceleyip, nasıl yaptığımızı sordu? Bende nasıl yaptığımızı tek tek anlatınca şaşırıp: ''Belki yanılma payı olan bir dinamometre olabilir. Ancak tamamen farklı ve evdeki malzemeler ile yapılan bir dinamometre olmuş. Aferin dedi'' dedi... ;)

Arkadaşları ise: ''Emir zaten sen her zaman bizim yaptığımızdan farklı şeyler illaki yapacaksın demi'' demişler. 😅

Oğlum okul dönüşü büyük bir mutlulukla eve gelip; o gün fen dersinde neler yaşandığını ve neler konuşulduğunu büyük bir keyifle bizlere anlattı. Tabi aynı keyifle bizlerde dinledik... 😍


13 Mayıs 2016 Cuma

Mayıs Ayının Blogları

Hayırlı Cumalar arkadaşlar; haftanın bloğu yazısını biraz ihmal ettiğim için, bende bundan sonra her ay 3 arkadaşımızı bloğumda konuk etmeye karar verdim. İsmine de ayın bloğu diyeceğim. Benim gibi vakit konusunda sıkıntı yaşayanlar bence bu şekilde yapsınlar, daha kolay olur. ;)

Bu hafta 3 blogger arkadaşımızı bloğumda misafir etmek istiyorum. Bu ay seçtiğim bloggerler de kendi dallarında çok iyi olan 3 blogger. Bu bloggerlerden biri anne blogger, diğerleri ise dikiş ve kitap bloğu olan 3 arkadaşımız. İsterseniz hiç vakit kaybetmeden ilk bloggerimiz ile başlayalım...

tokideki ses

Anne kaleminden, bloğunun isminden de anlaşılacağı üzere bir anne-çocuk bloggeri... Headerinde ''anneliğin çıkmaz sokaklarında yolunu ararken'' diye bir yazı var. Sanırım bu yazı anneliği en iyi anlatan cümlelerden biri. Annelikte bazı durumlarda hakikaten de tam bir çıkmaz sokak gibi arada sıkışıp kalmışlık hissine kapıldığın anlar çok oluyor.

Anne kaleminden arkadaşımızın da tıp ki benim gibi iki çocuğu var. Hatta büyük çocuğu, Emir ile aynı yaşlarda olduğu için, kızı ile ilgili yazılar çok dikkatimi çekiyor. Bu yaşlar tam bir asilik, her şeyin en iyisini ben bilirimlik durumu söz konusu olduğu için, bazı durumlarda beni çileden çıkardığı anlarda; aynı yaşlarda çocuğu olan, başka bir bloggerde aynı durumların kendi çocuklarında da olduğunu söylemesi; insana biraz olsun rahatlatıyor. Ki zaten blog yazmanın en güzel getirilerinden biri bu dünyada yalnız olmadığı bilmek....

Anne kalemindeki yazarımızda Ankara da yaşayan ve çalışan bir anne. Zaten onun aynı zamanda çalışarak çocuğunu idare etmesine de hayranım. Ben sadece ev ve çocuklar ile ilgilenirken dahi, bazen yetemediğimi düşünürken. O aynı zamanda çalışıp, çocukları ile ilgilenmesi bence takdir edilecek bir durum.
Yeni blogger yüzü ile de cıvıl cıvıl olan bloğunda hiç sıkılmadan saatler geçirebilirsiniz...

Bloğu
Facebook
Google


tokideki ses

Dikiş nakış iğne oyası adında bir bloğu olan arkadaş ise bir hobi bloğu. Ben bu arkadaşın özellikle dikiş postlarını kıskanarak takip ediyorum :) Gerçekten de öyle güzel şeyler dikiyor ki; kıskanmamak elde değil. Canım benim birde tatlı kızı var ki tam ısırmalık. Normalde çocukları ısırarak seven biri değilimdir. Ama o kızın yanaklarını gördükçe içimden o yanakları ısırmak geçiyor. ;)
Bebek yuvası olarak adlandırdığı bebek yatağı dikişlerine bayılıyorum. Hatta bir ara kız yeğenim için dikmeye niyetlendim. Ama daha sonrasından cesaret edemeyip, vazgeçtim.

Aslında bu arkadaşın bloğuna gidince iğne oyasından, örgüye ve dikişe kadar bir sürü güzellikler var. İnsan hangisine bakıp, hangisini kıskanacağını şaşırıyor. Ve onun yaptıklarını gördükçe; 'bunlar hobi ise, ya benim yaptıklarım ne?' diyerek kendi yaptıklarını beğenmiyor. :)

Sizlerde şöyle güzel güzel hobi işleri yapıp bloğunda paylaşan kişiler olsada bizde izleyip, gözlerimiz bayram etse diyorsanız hemen bir koşu bu bloğa gidin.



tokideki ses


Kitap sevinci adında bloğu olan; blogger arkadaş ise bloğunun isminde de anlayacağınız üzere bir kitap bloggeri... Bloğunda okuduğu kitapları kaleme alıyor. Üstelik kitap okuma hallerini öyle güzel kombine edip, resim çekiyor ki; bazen o çektiği kitap kombin fotoğraflarına uzun uzun bakmışlığım vardır. ;)

Üstelik okuyup, yorumladığı kitapları öyle güzel anlatıyor ki. İnsan bazen o kitabı okumuş kadar bilgilenirken, bazende acaba x kişi ne olacak? diye merak edip, hemen o kitabı okumak istiyor. Ben özellikle kitap sevinci arkadaşının bloğuna girince, içime hemen kitap okuma isteği doluyor. Bence hiç kitap okumayan insan dahi onun çektiği güzel kitap karelerini vede cümlelerini görünce içine kitap okuma sevgisi gelir. Bundan eminim... ;)

Kitap yorumları yanında film yorumları da var. O film yorumları da okumaya değer, değerli ve güzel yorumlar. Kısacası, siz hemen kitap sevincinin bloğuna gidip, onun yazdığı sözcüklerde kaybolun. Böylece bir çok kitap hakkında bilginiz olur. Ve kelime dar ağacınız genişler... ;)

Bloğu
Google
İnstagram


Hoşça kalın.


5 Nisan 2016 Salı

Haftanın bloğu ve mim cevabı

Merhabalar arkadaşlar; bu aralara havalar iyice ısınmaya başladığı bu günlerde; yine biz annelerin en büyük baş belası olan bahar temizliği gündemimizde....
Geçen sene malum Efe evde olduğu için; bahar temizliğini onunla birlikte yapmıştım. Ancak bu sene Efe de okulda olunca bahar temizliği benim başıma kaldı. :( Kendi başıma bu temizlikle ce ballaştığım için buralara pek sık gelemez oldum.
Bugün hazır vaktim varken; bana paslanan bir mimi ve haftanın bloğu etkinliği ile birlikte çıkarmak istiyorum. İsterseniz ilk olarak mim cevaplaması ile başlayayım...

Bal'ın kokusu blog yazarları ne düşünüyor mimi ile beni mimlemiş. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ederim, bana da bu güzel mimi cevaplama imkanı verdiği için....

Eeee madem mimlendik. Bizde sorulara cevap verelim:

        1. Blogla tanışman nasıl oldu?



       2. Neden blog yazıyorsunuz?

Genç kızken de sürekli günlük yazardım. Yazmak benim için bir tutku. Ben yaşadığım yada yaptığım şeyleri birileri ile paylaşmaktan büyük mutluluk duyan biri olduğum için burada yazıp, sizler ile paylaşmak bana çok iyi geldiği için yazıyorum. Yani bu blog benim için bir hobi amaçlı açılmış bir sitedir.

       3. Yakın çevrenizdeki insanlara bloğunuzdan bahsediyor musunuz?

Bazı kişilere konu açılırsa bahsediyorum. Ama çoğunluk olarak bilmiyorlar. Çünkü tanıdık insanlar buradan yazdıklarımı öğrenince yüz yüze geldiğimizde o yazdığım konu hakkında benimle konuşuyorlar. Bende o yüzden yakın çevremin duymasını pek istemiyorum. Çünkü burada yazı yazarken üzerimde bir baskı olmadan, kısıtlama olmadan yazmak istiyorum. 

         4. İlk yazınız ile son yazınız arasında ne gibi fark var?

İlk 2012 senesinde yazmaya başladığım yazılarda düşük kelimeler ve tamamen birbirine karışmış noktalama işretleri ile birlikte yazmışım. Bazen ara ara o yazılarımı okuyup, düzenliyorum. İnsanın yazı yazma yeteneği biranda kendiliğinden gelen bir duygudan ziyade, zamanla yazarak öğrenilen bir yetenek olduğuna ben bu bloğumu yazdığım yıllar içerisinde anladım. İnşallah ilerleyen senelerde daha güzel yazacak. O zamanda bu yazılarımı geriye dönüp okuduğum zaman, hatalarımı görüp, düzenleyeceğim...


       5. Blog yazmak yaşantınıza neler kattı?

Blog yazmak eskisine nazaran daha çok kitap okumamı sağladı. Ve bazı bilmediğim konular hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamı sağladı. Ayrıca bu blog dünyası sayesinde; çok uzaklarda ki insanların yaşantıları ve yaşayış tarzları hakkında fikir sahibi olmamı sağladı. Birde sanırım evde boş zaman olarak tabir ettiğim zamanlarda saçma sapan tv programlarını izleyerek, zaman kaybetmekten kurtulup. Daha faydalı ve kaliteli zaman geçirmeme neden oldu. Gibi....


          6. Hangi kaynaklardan ilham alıyorsun?

Bloğum bir kişisel blog olduğu için hayatımda ki konuları yazıyorum. Ama tabi takip ettiğim blog arkadaşlardan ara ara ilhamlar aldığımda oluyor. Misal bir arkadaştan bir yemek tarifini görüp, heveslenip, bende yeni tarifler denemek istiyorum. Ya da bir dikiş yazısını görüp, içimdeki dikiş dikme aşkının depreştiği anlarda çok oluyor, yalan değil... ;)


         7. Diğer blog sahipleri ile iletişim kuruyor musun?

4 yıldır blog alemindeyim; ama daha hiç bir blog arkadaşım ile yüz yüze görüşemedim. Bazen bende bloğum adına bir etkinlik düzenlemeyi çok istiyorum. Ama daha sonrasından o yükün altından kendi başıma kalkamam diye düşündüğüm için vaz geçiyorum. Ama yüz yüze görüşmeyi istediğim çok blog arkadaşım var; orası kesin....


       8. Rahatsız olduğun bir konu var mı?

Aslında bir konudan çok, çok konu var. Ama en çok rahatsız olduğum konu. Bizler hakkında hiçbir bilgisi olmadığı halde; sadece buradan yazılanlar ile birlikte hayatımız hakkında fikir sahibi olduğunu düşünen kişilerin yaptığı yorumlardan çok rahatsız oluyorum. Birde bloggerler kusursuz anne, kusursuz kadın ve kusursuz yazı yazması gerekli şeklinde kafalarda oluşmuş peşin yargılardan rahatsız oluyorum. Bence bloggerler de en az diğer insanlar gibi insan olduğu için onlarda hata yapabilir ve yanılabilirler. Bundan doğal ne olabilir ki?

Bu mimi sanırım tüm arkadaşlar yaptı. O yüzden benim aklıma yapmayan hiç bir arkadaş gelmediği için, paslayacak kimse bulamıyorum. :)

Haftanın bloğu!

Eveeeeeeet şimdi sıra haftanın bloğunu seçmekte sıra....

Bu hafta bloğumun baş konuğu; bir kadın, bir emekçi vee her şeyden önemlisi o bir anne!

Bu arkadaş ile de yine uzun yıllar blog aleminden dolayı tanışmış, ve yüz yüze görüşmeyi çok istediğim kişilerden biri. İnşallah bir gün kısmet olur da yüz yüze görüşebilirim. 
Bloğunda toplumsal konular ve sosyal projeler hakkında yazan. Özellikle biz kadınların sadece cinsiyeti yüzünden başlarına gelen sorunları dile getiriyor. Ve neden? Diye soran arkadaşımız....

 Bu arkadaş kendini: ''Düş sayfalarının kelime sanatçısı, yazar adayı, cümle ustası ve hayal gemisinin umut yelkeni'' olarak tabir ediyor.

Tabi sadece üzücü ve karamsar konulardan yazmıyor. Bazen bizlere başından geçen bir olayı öyle güzel ve komik şekilde kaleme alıyor ki. Sanki o yazıyı okurken, o anlattığı olay canlanıp, karşımızda cereyan ediyormuş hissine kaptırıyor, okuyan kişilere..

Evet evet bu arkadaş siyah kuğu!...


Halen aklıma geldikçe güldüğüm ve ara ara açıp, okuduğum yazısı ise burada. :D

Birde kelebekler uyurken  kategorisin de yazdığı bir öykü serisi var. Bence okumayanlar kesin okusun...

Siyah kuğum çok hassas ve vefakar bir arkadaştır. Onun bloğuna siz bir giderseniz, o size 3 gelir. Öyle ince düşünceli ve yüreği temiz bir arkadaş ki. Onu tanımadıysanız çok şey kaybetmiş sayılırsınız. Bence bu yüreği kadar kalemi de güçlü olan arkadaşı aranızda tanımayanlar varsa; hiç zaman kaybetmeden tanısın. Ve hemen takibe alsın.





Hoşça kalın.

22 Mart 2016 Salı

Haftanın bloğu 2

Haftanın bloğu etkinliğine kaldığımız yerden devam edelim. Bu sefer bloğuma konuk olan güzel blog, yine hemen hemen çoğunuzun tanıdığı bir blog. En azından bu etkinlikten haberi olanların tanıdığı bir blog. Ama baktım izleyici sayısına 178 lerde demek ki halen bu bloğu tanımayan kişiler var.
tokideki ses haftanın bloğu
Eeee o zaman bende hiç vakit kaybetmeden bu güzel bloğu, bloğuma konuk edeyim de...
Tanımayan kişilerinde haberi olsun ki; çok samimi ve içten yazdığı yazılarını okumayan kalmasın. Hımm birde bu haftanın bloğu etkinliğine katılmayan blogger kalmasın lütfenn!.... ;)

Eveeeet ne demiştik? Haftanın bloğun etkinliği için seçtiğim blog..... DAĞINIK ANNE!... Evet bu seferki bloggerimiz bir anne (tıp ki benim gibi)
Dağınık anne, bu etkinliği ilk başlatan kişi. Yani kendisi haftanın bloğu etkinliğinin fikir annesi de sayılır. Eee o zaman neden bu kalbi güzel, yazısı samimi anneyi daha fazla kişi tanımasın ki?
Diye düşündüm. Sizce de doğru düşünmemiş miyim?

tokideki ses haftanın bloğu...


Ben dağınık annenin özellikle tariflerine bayılıyorum. Lapne ve lor peyniri tariflerine bayıldım. Bu tarifler aklımda kesin yapacağım. Şu üzerimde ki tembellik bir giderse ilk işim o tarifleri denemek olacak; ama şu tembellik bir gitmedi ki... :)

Herneyse ben daha fazla uzatmayayım da; tanımayanlar bir tık bloğuna gitsin de, dağınık anneyi tanısın...
Tanıyanlarda yine gitsin, bir selam versin. Çünkü kendisi sizin yaptığınız yorumları hiç atlamaz hemen cevap verir. Zaten benimde en çok sevdiğim bir başka özelliği de böyle tatlı tatlı yorumlar yapması ve yapılan yorumlara cevap vermesi. :)

Tamam tamam sustum.. ;)

Dağınık annenin blog adresi: http://daginikanne.blogspot.com.tr/

Ve google plus: https://plus.google.com/114271292710368463827

Twitter: https://twitter.com/daginikanne

İnstragram: https://www.instagram.com/elcekay/

Facebook: https://www.facebook.com/daginikanne?_rdr=p

Hoşça kalın.

9 Mart 2016 Çarşamba

Haftanın bloğu etkinliğinde bende varım!

Haftanın bloğu etkinliğinde bende varım!
Bloggerler arasında iyiden iyiye yaygınlaşan haftanın bloğu etkinliğine bende etkisiz kalamadım ve bugünden itibaren katılmak istiyorum. :) İlk konuğumu ise hemen hemene herkesin çok iyi tanıdığı, blog alemin bir tanecik (deep i) Sade ve derin bloğunu seçmek istiyorum. :)

Bu arada bloğu gerçekten de ismi ile orantılı sade ve derin bir blog. Öyle güzel öyküleri var ki. Bazen insan şaşırıyor. Bu kadar güzel öyküleri nasıl kurguluyor diye. Bloğunda ayrıca blog alemini desteklemek için uzun zamandan beri çeşitli bloggerlerin yazıları, çekilişleri ve etkinliklerini kendi bloğunda duyurur. Üstelik bu yaptığını tamamen karşılıksız yapıyor. Nereden mi biliyorum? Biliyorum çünkü benim düzenlediğim bir sponsor çekilişi bloğunda duyurduğu için onuda çekilişime dahil etmiştim. Çekilişi yaptığım gün ise kalbi güzel arkadaşımın, şansıda güzel olmalı ki. Çekiliş ona çıktı. Ama o çekiliş duyurularını katılmak için, değil. Duyurmak için yaptığını söyleyip. Hediyeleri kabul edemeyeceğini; ama onun yerine onun seçeceği bir arkadaşa hediyeleri göndermemi istedi. Bu kadar iyi niyetli ve içi dışı bir arkadaşın isteği hiç geri çevrilir mi? Tabi ki de kabul edip, o arkadaşa hediyeleri gönderttim.

Kendisi devamlı olarak güncellediği blog haricinde kitapta yazan bir yazarımız. Üstelik tüm bunlar yanında hemen hemene takip ettiği her bloggerin yayınına yorum bırakır. Bazen onun bu azmine çok şaşırır. Ve takdir ederim.

Bloğunda okuduğu kitap ve dergilerin yorumu dışında izlediği filmleri de paylaşıyor ki. Paylaştığı filmlerden özellikle romantik komedileri izlemek için can atıyorum. Çünkü şu sıralar benim paylaştığım film yorumlarından da anlayacağınız üzere biz çocuklar ile birlikte animasyon, eğitici yada psikolojik filmler izleyebiliyoruz.

Sade ve derin namı değer (Deeptone) ulaşabileceğiniz adresleri alta ekliyorum. Eğer ki aranızda halen onu keşfetmeyen yada izlemeyen varsa daha fazla beklemeden hemen izlesin bence....

Blog: http://sadevederin.blogspot.com.tr/

Facebook: https://www.facebook.com/Sade-ve-Derin-515492991929916/?fref=ts

İnstragram: https://www.instagram.com/thedeeptone/



Hoşça kalın.