16 Mart 2018 Cuma

BLOG YAZARINI TANIMA MİMİ

Merhabalar sevgili blog yazarları bugün bir mim postu hazırlamak istedim. Çünkü bu tarz mimler sayesinde bizler bloglarını yakından takip ettiğimiz kişilerin hayatları ve yaşayış tarzları hakkında fikirlerimiz oluyor. Bugünkü hazırladığım mim tamamen blog yazarlarını tanımak maksatlı hazırlanmış bir mim. Ben hazırlarken ve cevaplarken eğlendim. Umarım sizlerde okurken ve hazırlarken en az benim kadar eğlenirsiniz...

Evett şimdi soruları cevaplayalım:

1- Nerelisiniz ?

Konyalıyım ama 12 senedir Ankara da ikamet ediyorum.

2-Burcunuz ?


Koç burcuyum ve tüm özelliklerini de taşıyorum :)

3-Bloglarda en çok ilginizi çeken şeyler ?


Blogda kalemini sıkıcı bulmadığım her blog yazarının yazılarını okuyorum. Bu bazen bir kitap yorumu iken, bazen bir yemek tarifi, bazende çocuklar hakkında bilgi gibi. değişiyor. Yani illaki şu konu diyemem. Ama bu dönem özellikle kutlama yazılarını çok seviyorum. Birde kombin postları...

4- En sevdiğiniz mevsim ?


İlkbahar, çok sıcağı da; çok soğu da sevmiyorum. O sebepten benim mevsimim ilk bahar...

5-Yabancı Diliniz ?


Maalesef yabancı dilim yok çat pat biraz ingilizce bilirim hepsi o...

6- Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?


Boş zamanım bu aralar pek olmuyor. Malum bir tane 10 aylık kızım ve 2 tane okula giden çocuğum olduğu için sürekli bir şeylere yetişmek için koşuşturma halindeyim...

7- En son okuduğunuz kitap ?


Gizlenen gerçekler adında bir kitabı bitirdim. Şimdi de kuyucaklı Yusuf'u okuyorum. Kitap çok güzel gidiyor. Aslında bir solukta okunacak cinsten bir kitap; ancak yukarıda da bahsettiğim gibi zamansızlıktan dolayı elime pek alamıyorum :(

8-Hayatınızda pişman olduğunuz bir şey


Hımm bu soruyu cevaplamadan önce, şöyle bir düşündüm de sanırım öyle bir şey yok! Aslında 'iş hayatımı devam ettirmemek olabilir' diye düşündüm. Daha sonrasında ise ama yok dedim eğer iş hayatım olsa idi ya çocuk yapmazdım; yapsam da onlara istediğim gibi bakamadığım için gözüm hep arkada kalırdı o sebepten yokk!...

9- Tuttuğunuz takım ?


Fener bahçe ama öyle fanatikte değilim. Sırf takım tutmuş olayım diye tutuyorum :))

10- Çantanızdan eksik etmediğiniz şeylerden bazıları ?


Islak mendil, deodorant, sürme ve ayna

11- En sevdiğiniz içecek


Kahve ve birde kendi yaptığım organik içecekler...

12- Ve Son Olarak Bloğunuzdan Hiç Para Kazandınız mı?

Bloğumun adresini değiştirmeden önce tanıtım yazılarını ücretler karşılığı yada sponsor ürünler karşılığında yayınlıyordum. Ancak bu aralar blog adresimin değişikliği sebebi ile düşüklük yaşadım. Tekrar toparlamaya çalışıyorum. O sebepten bu aralar kazanamıyorum. Ancak eminim ki bu adres daha başarılı olacak. Yani anlayacağınız gümbür gümbür Blogcu Sultan geliyor! 🙈🙉🙊🙋🙌


Hoşça kalın...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

25 Eylül 2017 Pazartesi

Türkiye'nin En Akıllı Gayrimenkul Sitesi

2014 yılında evimizi aldığımızı hatta ev aramak için ne kadar çok kendimizi paraladığımızı ara ara bloğuma yazmıştım. Çünkü ev arayışında olmak için emlakçı emlakçı gezmek çok yorucu ve ayrıca sınırlı sayıdaki ev sayısı sebebi ile ya gönlünde yattığı gibi bir ev bulamıyor. Yada bulduğun  ev semt ve yer olarak senin istediğin yerde olmuyor. Tabi birde bunun maddi boyutu var ki; oraya hiç girmiyorum. Yoksa bir girsem çıkamam konu bambaşka bir hal alır...
Bu sene ise ev almak isteyen (Yurt dışında yaşayan) görümcem kısıtlı tatilinde o emlakçı benim, bu emlakçı senin şeklinde gece gündüz ev aramasına rağmen istediği gibi bir ev bulamadı. 

Türkiye'nin En Akıllı Gayrimenkul Sitesi
Eşim ise iş yerinde ve evde boş zamanlarında Zingat.com sitesi sayesinde  görümcemin istediği semtte, istediği özellikli ve hatta düşündüğü ücretli tüm evleri listeledi. Böylece listedeki evler arasında seçim yapmak daha kolay oldu. Ve görümcemin gönlünü fetheden, kafasına yatan bir evi çok kolay şekilde buldu. Yoksa diğer türlü bir sürü ev arasında istediğin özellikte ve bütçede ev bulmak gerçekten de çok zor. Hatta bazen öyle yoruluyor ve bıkıyorsun ki. İlk ev arayışında iken düşündüğün özellik ve miktardan tamamen çıkmış bir ev alıyor. Yada ev alma işini başka bir zamana erteliyorsun. Evet eskiler evdeki hesap çarşıya uymaz demişler. Ama eskiden zingat.com olmadığı için bu söz denilmiş bence. Bu site sayesinde artık evde kendi hesap ve düşüncene uygun bir ev bulup, alabilir veyahut kiralayabilirsin.
Tabi zingat.com sitesi sadece ev alanların işine yaramıyor. Ev kiralama yada  gayrimenkul alımı hatta satımı yapmak isteyen kişilerinde işine yarar. Satmak isteyen kişiler ev yada gayrimenkullerini bu siteye ilan vererek daha çabuk şekilde elden çıkartabilirler. Çünkü günbe gün herkes tarafından duyulan bir kuruluş olduğu için gün içinde o kadar çok ziyaretçisi var ki. Normal emlakçılarda satılma ihtimalinden daha yüksek ihtimal ve hızda evinizi yada gayrimenkulünüzü satabilirsiniz.

Zingat.com modern bir anlayışla, hem mülk sahiplerine hem de konut arayışında olan kullanıcılara faydalı olacak birçok özellikle, online emlak arama deneyimine yeni bir yaklaşım getirmiş. Bence çokta iyi etmiş. Peki ya sizce?

8 Eylül 2017 Cuma

İndirimli Alış Veriş Yapmanın Yolu

Türk milleti olarak pazarlık yapmayı çok seven insanlarız. Alacağımız bir ürünü illaki satıcının söylediği rakamın 2-3 kuruş altını almalıyız. Ancak o zaman huzurlu bir alış-veriş yapmış oluruz. Yoksa diğer türlü 'kazık' olarak tabir ettiğimiz aldatıldık anlayışı hemen kafamızda dolaşır. Ve o alış- verişten pek memnun olarak ayrılmayız. Hatta indirim yapamadığımız için bir daha ki alış-verişimizi oradan yapmaktan kaçınırız.

İndirimli Alış Veriş Yapmanın Yolu

Teknoloji çağında yaşadığımız için artık öyle çarşı pazar gezip; ihtiyaçlarımızı almak yerine market ihtiyaçlarımıza kadar online olarak yapıyoruz. Online alış-verişlerimizde de indirimli ürünler almak yine pazarlık yapma mantığında da olduğu gibi piyasadaki ücretin 2-3 kuruş altı ürün almak için geniş çaplı bir araştırma yapmaya çalışırız. Tabi buda zaman kaybı. Zaman en değerli varlığımız iken o değerli varlığımızı 2-3 kuruş indirim için harcamakta akıl karı değil. Eeee o zaman ne yapmamız gerekli? İndirim yapan mağazaların indirim kodlarını bulunduran siteleri takip edip, İndirimleri kapmalıyız. İndirimkuponum.net sitesinde indirim yapan gitti gidiyor, boyner, terndyol, koton gibi güvenli mağazaların indirim kodları var. Üstelik bu indirimler bazen anında 100 TL indirim şeklinde olduğu gibi bazende %50 indirimler dahi oluyor. Siz bu siteden alış-veriş yapacağınız sitenin indirim kodunu alıp öyle alış-verişinizi yapın. Bu mantıkta aslında online pazarlık yapmak gibi. Buradaki tek fark pazarlığı siz değilde sizin yerinize indirimkuponum.net sitesi yapmış oluyor.

Amerika da çok yaygın olan indirim kodu anlayışı artık Ülkemizde de yayılmaya başladı. Pazarlık yapmaktan maddi açıdan çok manevi açıdan rahat hisseden Türk milletimiz için bu indirim kodları ilaç gibi geldi. Böylece manevi açıdan içi rahat ettiği gibi cebinde paralarda kalacak. Üstelik indirim kodu yapan mağazalarda bu kodlar sayesinde sitelerine daha fazla müşteri çektikleri için onlar içinde karlı. Yani anlayacağınız bu kuponlar sayesinde alıcının yüzü gülerken, ürün satan satıcınında yüzü de gülmüş olacak.

Trendyol mağazasının yaptığı trendyol indirim kodu sayesinde sepetin yarısını öde şeklinde bir kod dahi kapabilirsiniz. Alış veriş yaparken kar etmeyi kim istemez ki? Eğer sizde avantajlı ve indirimli bir alış-veriş yapmak istiyorsanız bence siteye hemen bir göz atın!...

18 Ağustos 2017 Cuma

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.
                                                               
Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim).
UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.
                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.

8 Ağustos 2017 Salı

Fırsatların Mükemmel Adresi; A101

Evinize, mutfağınıza ya da kendi kişisel bakımınıza alışveriş yaparken nelere dikkat ediyorsunuz? Ben özellikle aradığım ürünleri kaliteli ve tek bir mağazadan uygun fiyatlarla bulmaya özen gösteriyorum. Çünkü ihtiyaçlarımın artışına bağlı olarak bir yandan da bütçemi düşünmek zorundayım. Bugüne kadar neredeyse tüm marketlerden alışveriş yapmış biri olarak söylemeliyim ki, marketten çıktığımda beni mutlu eden tek yer A101 oldu.

Fırsatların Mükemmel Adresi; A101


Artık kocaman marketlerde bugüne kadar boşu boşuna zaman harcadığımı düşünüyorum. Çünkü A101 aradığım her şeyin bir arada bulunduğu, çok uygun fiyatlarla kaliteli bir sürü şey alabildiğim tek mağaza oldu. Bunun dışında A101 çalışanlarının güler yüzü ve ilgisi sizi evinizde hissettirmeye yetiyor. Bu nedenle de marketten çıktığımda harcadığım paradan hiç pişmanlık duymuyorum.

Size A101’in kampanya ve fırsatlarından da biraz bahsetmeliyim. Sadece mutfak ya da cilt bakım alışverişleriniz için değil, zaman zaman gelen en ünlü markaların beyaz eşyaları için de A101’i tercih edebilirsiniz. Örneğin; buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi gibi stoklarla sınırlı olan ürünler A101’de satılıyor. Hem de bu ürünler,oldukça düşük fiyatlarla satışa sunuluyor. Bu kampanyalardan fazlasıyla memnun kalacağınızı en başında söyleyebilirim.

A101, kampanyaları her perşembe yenilenerek karşımıza çıkıyor. Bu kampanyaları ise önceden takip etmeniz mümkün. Bunun için A101’in kendi sitesini takip etmeniz yeterli. Eğer A101’in indirimleri ilginizi çekiyor, merakınızı uyandırıyor ise buradan siteye ulaşabilirsiniz.

Her Perşembe yenilenen kampanya ve ürün stoklarını A101, “Aldın Aldın” kodu ile duyuruyor. Bu isimle yayınlanan broşürdeki ve e-broşürdeki ürünler için ise elinizi çabuk tutmanız gerekiyor. Ürünler, çok geniş bir kitlenin ilgisini çektiği için; yakalama zamanını iyi değerlendirmeniz önemli.

Fırsatların Mükemmel Adresi; A101

Son olarak eğer A101’den taşıyamayacağınız türde eşyalar satın alırsanız, -buzdolabı, çamaşır makinesi gibi- bu ürünler ücretsiz kargo ile evinize kadar getiriliyor. Yani, “Ben bu buzdolabını almak istiyorum ama nasıl taşıyacağım?” sorusuna da yer bırakılmıyor. Bence oldukça güzel ve olması gereken bir hizmet. Her detayın düşünüldüğü ve kesinlikle müşteri memnuniyetini yüksek seviyelere çıkaran tek market A101. Bu nedenle de alışveriş yaparken keyif duyacağınız ve alışveriş sonrası bitmeyen hizmeti ile de mutlu olacağınız bu yeri değerlendirmenizi hepinize tavsiye ederim.

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

27 Temmuz 2017 Perşembe

Çocuklarda Güneş Alerjisi ve Önleme Yolları

Kızımla bu sene ilk tatilimizi yaptığımızı daha önceki yayınlarda paylaşmıştım. Tatilde faydalanılan güneş ışınları çocuklar için yüksek oranda D vitamini içeriyor. O yüzden biz analar çocuklarını sık sık güneş ışığı alsın diye çaba sarf ederiz. Ancak D vitamini ihtiyacını gün içerisinde maruz kaldığı güneş ışınları yeterli oluyormuş. O yüzden ''çocuğum güneşten D vitamini alsın'' diye çok güneşli havalarda çocukları dışarı çıkarmak gerekmiyor.

Çocuklarda Güneş Alerjisi ve Önleme Yolları

Özellikle kızım gibi beyaz tenli çocuklarda güneş alerjisi olma riski var. O yüzden kızımı güneşe hemen çıkarmadım. Sürekli onu güneşten koruyan bir bebek arabası gölgeliği yada kenarları gölgeli şapka ile korudum. O yüzden mi yoksa kızımda güneş alerjisi yok ondan mı henüz bilmiyorum. Ancak, çok şükür ki kızım, bu sene güneş alerjisi olmadı.

Ama her bebek kızım gibi güneş alerjisi olmaz diye bir kaide yok. Hatta olma ihtimali çok yüksek. Çünkü ülkemizde her dört kişiden birinin bazı dönemler güneşten etkilenip, güneş alerjisi olduğu kanıtlanmış. Özellikle çok sık antibiyotik alan çocukların bağışıklık sistemleri iyice zayıfladığı için güneş alerjisi olma riski antibiyotik kullanmayan yada az kullanan çocuğa oranla daha yüksekmiş.

Peki ya hayat boyu maruz kaldığımız güneşin % 80'ini çocukluk ve gençlik döneminde aldığımızı biliyor muydunuz? O yüzden özellikle çocuklarımızı güneş ışınlarının çok yüksek olduğu saatlerde dışarı çok çıkarmayalım. Yada yüksek faktörlü çocuklar için uygun olan güneş kremlerini sürüp, çıkaralım...

Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Seda Günhar, çocuklarda güneş alerjisine karşı alınması gereken önlemler hakkında bilgi vermiş. O makaleyi okumanızı özellikle tavsiye ederim. Çünkü bir uzmanın tavsiyesini dinleyip, ona kulak vermek daha mantıklı.

Uz.Dr. Günhar güneş alerjisi önleme yollarını şu şekilde sıralamış:
  • Bebeğin güneşte kalma süresi sınırlanmalıdır. Gün içerisinde güneşli günlerde 10.00-16.00 saatleri arasında güneşten uzak durulmalıdır.
  • Aşırı güneş ışığına ani şekilde maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Bahar ya da yaz aylarında fazla güneş ışığına maruz kalan çoğu kişide güneş alerjisi belirtileri görülür.
  • Cilt hücrelerinin güneş ışığına uyum sağlamasına izin verilmelidir. Güneşte kalma süresi yavaş yavaş arttırılmalıdır. Uzun süreli güneşe maruz kalmanın alerji riskini arttıracağı unutulmamalıdır.
  • Koruyucu giysiler önemlidir. Uzun kollu ve geniş kenarlı şapkalar, güneşten cildi korumaya yardımcı olur. İnce ya da gevşek bir dokuya sahip kumaşlar UV ışınlarını geçirebildiği için tercih edilmemelidir.
  • Bebeklere sık sık ciltlerine özel güneş koruyucu uygulanmalıdır. Güneş kremi güneşe çıkmadan 20-30 dakika önce homojen bir şekilde uygulanmalı ve iki saatte bir kremin yenilenmesine özen gösterilmelidir.
O halde biz analar çocukları için her konu hakkında bilinçlenip, çocuklarını onu uygulamayı kendimize bir görev haline nasıl getirdiysek. Güneş ışınlarına ne zaman\ Nasıl\ Ne şekilde çıkarmamız gerektiğini de öğrenip; o şekilde güneş ışınlarından faydalandıralım ne dersiniz? 

16 Haziran 2017 Cuma

Acaba Oğlum DEHB Mi?

Anne olmak zaten sürekli bir vicdan azabı ile yaşamak demek. Çocuklarımda gördüğüm her olumsuz davranışlardan kaygılanıp, kendimi suçlarım. ''Acaba ben yeteri kadar ilgilenemediğim için mi böyle oldu? Yada benim yaptığım bir hatalı davranış yüzünden mi?'' diye...

Geçenlerde yazdığım ortaokul öğrencilerinde görülen olumsuz davranışlar yazısından sonra araştırmam sonucu. Çocuğumda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozuklu (DEHB) olma ihtimali olduğu düşündüm. Tabi bu böyle kendi kendine karar vereceğin bir durum değil. Bu tanıyı koymak için bir uzmana başvurmak gerekiyor. En kısa zamanda da bir uzmana başvurmayı düşünüyorum.

İsterseniz DEHB teşhisi ne? Ben oğlumda bu DEHB bozukluğu olduğundan nasıl şüphelendim? Hep birlikte bir bakalım. Kim bilir belki sizlerde yada çocuklarınızda da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu vardır. Çünkü bu bozukluk ülkemizde çok yaygın bir durummuş. Ancak çoğu insan DEHB olduğunu dahi bilmeden hayatına devam edermiş. Tabi bu kişiler için hayat ne kadar zor olduğu söylememe gerek yok. O kişiler için zor olduğu gibi o kişiler ile yaşamakta çok zormuş.



DEHB'li çocuklar nasıl olurlar?

1 yaşındayken nasıl olurlar?

''Kolay sinirlenirler, annenin memesine saldırırlar, hava yutarlar; gazlıdırlar, gece sık uyanırlar, kolay rahatlamazlar, gece yarısı oyun isterler ve çok enerjiktirler.'' Oğlumda bu davranışların hepsi vardı. Özellikle gazlı olması ve geceleri sık uyanması en belirgin özelliğiydi. O yüzden her gece Hasta hanenin yolunu aşındırdığımızı bilirim. Tabi ilk çocuk tecrübesiz bir annesin. Çocuğun sürekli ağlaması, hemi de hiç susmadan ağlamasından korkup: ''acaba hasta mı? Bir yerimi ağrıyor diye endişeleniyorsun, doğal olarak...

Okul öncesi dönemde nasıl olurlar?

''Sürekli hareket halindedirler; atlarlar, koşarlar, zıplarlar, çok konuşurlar, isteklerini erteleyemezler, kurallara uymazlar, sıralarını bekleyemezler, bir konu üzerinde uzun süre çalışamazlar, faaliyetleri genelde yarım bırakırlar, arkadaşlarıyla sık sık itişip kakışırlar, az uyurlar ve sakarlıkları nedeniyle sık sık yaralanırlar.'' Yine her yazılanın tamamının yaşadık. Özellikle az uyuma olayı halen yaşamaktayız.

Okulda nasıl olurlar?

''Yaşıtlarıyla aralarında zeka açısından fark yoktur. Akademik performansları istikrarsızdır. Parlak zekalı olan çocuklar dikkatsiz ve dağınık olmalarına rağmen genellikle biraz çaba ile zaman içerisinde bir işi tamamlama yetisine sahiptir.'' İlk okul döneminde öğretmeni ve benim ilgim üzerinde daha fazla olduğu için çalışmalarını ve ödevlerini bir plan program halinde yaptığı için başarılıydı. Hatta çok başarılıydı. Ancak orta öğretime geçince her derse giren farklı öğretmen olduğu için. Öğretmenler ders saatlerinde derse girip, konuyu anlatıp çıktıkları için oğlum dikkatini o derse fazla veremiyor. Hele ki birde sınıfta dikkatini dağıtan bir ses vede hareketlilik varsa o dersten tamamen kopukluk yaşıyor.

Evde ve dışarıda nasıl olurlar?

''Dikkatsizlikleri ve dalgınlıkları nedeniyle kendilerine denileni tam ve doğru şekilde anlamazlar, akabinde istenilmeyen davranış sergileyebilirler. Bu da onlara olumsuz yönde geri dönüş sağlar'' Misal ona bir görev verdiğin zaman o görevi ya tam anlamaz. Yada o görevi bitiremez. Bunu bilinçli olarak yapıyor sansakta aslında bilinçli olarak yaptığından değil. Sadece dikkatini toplayıp, o göreve odaklanamadığı için yapamaz.


DEHB'in etkileri kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Kendi belirtilerinizin ve çocuklarımızın belirtilerinin nasıl ortaya çıktığını bilmek ve buna göre baş etme stratejileri üretebilmek için kendinizi eğitmeniz çok önemlidir. Çünkü erken teşhis ile bu sorunun üstesinden gelip, geri kalan zamanlarınızı rahat ve huzurlu geçirebilirsiniz.

DEHB'li kişiler geri zekalı yada normal çocuklardan daha az zeki değillerdir. Aksine daha zeki ve üstün zekalı dahi olabilirler.  O yüzden bu tarz kişiler için peşin hükümlü olmayın. Aksine onları anlamaya çalışın...


8 Haziran 2017 Perşembe

Yeni Doğan Bebeklerde Yaşanan Köprücük Kemiği Kırığı Ve Tedavisi

Annelik duygusu bebeğinizi karnınızda hissettiğiniz o ilk gün oluşuyor. 9 ay karnınızda çok değerli bir varlık olduğunu bilip, oturuş-kalkış hatta yürüyüşünüz dahi değişiyor. Nedeni ise çok açık 'ona bir zarar vermeyeyim...'
Bebeğini çok hassas şekilde taşırken, rutin kontrollerde dahi en ufak bir değerin yükselmesi yada düşmesinde çok büyük sarsılıp, panik oluruz.
Ve o kutlu gün, karnında bağ kurduğun yavruna kavuşma günü...
Nihayet 40 hafta hayalini kurduğun senin bir parçan olan yavruna kavuşmuş ve kokusunu doya doya içine çekebilirken. Birde öğrenirsin ki. Doğum sırasında bebeğine zarar verilmiş köprücük kemiği kırılmış!.. Zaten lohusa olduğun için buluttan nem kapar halde iken, bebeğinin köprücük kemiği kırılmış. Üstelik bu kırık doğum doktorun yüzünden olduğunu öğrenince, resmen üstünden koca bir kova kaynar su dökülmüş gibi acı hisseder ve ne yapacağını şaşırır. Evde matem havası estirirsin. 9 ay ona bir zarar gelmesin diye nerde ise yan yatıp, uymayı dahi kendine yasaklarken. Bebeğin, doktorunun hatası yüzünden köprücük kemiği kırılmış...Ben bu duygularla kah doktoruma kızıyor, kah kendime kızarken, aklımı nerde ise kaybetmiş durumda idim. Olaylardan benim kadar etkilenmeyen eşim. Evimizde tek aklı selim insan olarak köprücük kemiği kırığı araştırmasına girmiş. Ve öğrenmiş ki fazla büyütülmemesi gereken bir kırık olduğunu. Tabi sen bunu gel de taze anne olmuş, lohusa kafalı bir anneye anlat...

Yeni Doğan Bebeklerde Yaşanan Köprücük Kemiği Kırığı Ve Tedavisi

Doğumda yaralanma neden olur?

Normal doğumlarda bu tarz yaralanmalar. Her 1000 çocuktan 5'inin başına gelebilen bir olaymış. Nedenleri ise: Bebeğin kilo olarak büyük olması sebebi ile rahimin bebeğe dar geldiği durumlarda bebek oksijensiz kalmasın diye bebeğin köprücük kemiğini kırıp rahimden çıkarırlarmış. Çünkü bebek oksijensiz kaldığı zaman ya ölür yada beyin özürlü olma riski olduğu için.

Doğumda nasıl yaralanmalar olur?

Kafa şişme,kafa tasında kan birikmesi, kafa tası kırıkları, köprücük kemiği kırılması, burun kemiği kırılması, eklem zedelenmeleri gibi... yaralanmalar oluşurmuş. Bu yaralanmalar bir hekim kontrolünde tutulup, kolaylıkla atlatılabilen yaralanmalarmış. Ben diğer yaralanmaları bilmiyorum ancak 50 gün önce yaptığım doğumda o 1000 çocuktan 5'inin arasına kızımın sağ omuzundaki köprücük kemiği kırılması sebebi ile girdim. Şimdi de sizlere neler yaşadığımızı ve süreci nasıl atlattığımı kısaca anlatmak istiyorum.

Köprücük kemiği kırığı olduğu nasıl anlaşıldı?

Kızım 17 Nisanda dünyaya gözlerini açtı. Gece doğum yaptığım için  geniş yelpazeli bir bebek doktoru kontrolü yapılmamış. Ancak öyle kaygılanacak bir durum olmadığı için kızım ile birlikte doğumhaneden odamıza getirildik. Çok şükür en korktuğum olaydan, doğum olayından kurtulmuştum. Artık derin bir nefes alıp, içten bir 'ohhh!' çekebilirdim. Ve çektim de....

Halbuki nereden bilirdim ki sabah gelen çocuk doktoru kontrolünde alacağım bir haber ile sevincim kursağımda kalacağını. Sabah doktor muayenesinde bebeğimin röntgeninin çekilmesi gerektiğini söyledi. Ben 'neden?' diye sorduğumda ise 'Korkulacak bir durum yok. Sadece bir şeyden şüphelendim. Emin olmak için' dedi. Tabi ben yine her doğum yaptığımda yaşadığım aykü düşüklüğü yaşadığımdan olsa gerek şüphelendiği şeyin ne olduğunu dahi sormak aklıma gelmedi. Ve aklıma hiçbir şekilde kötü düşünce gelmeden bir teknisyen ile gidip, kızımın röntgenini çektirdim. 

Sonuç çocuk doktoruna gidince; doktor kızımın sağ omuzundaki kırıktan emin olmuş ve 'birde fizik tedavi doktoru görsün' diye not düşmüş. Fizik tedavi doktoru o gün yoğun olduğu için bizim odaya gelememiş. Ertesi gün gelen çocuk doktoru ile kızımın omuzundaki köprücük kemiği kırılmasını öğrendim. Ve şok oldum... 

Köprücük kemiği kırığı olan çocuklara ne uygulanmalı?

Aslında hiçbir şey uygulanmıyor. Sadece fizik tedavi doktorunun dediğine göre sağ kolunu göğsüne koyup, o şekilde fazla sıkmadan kundaklanması gerekiyormuş. Tabi birde kıyafeti giydirirken sağ kolundan, çıkartırken de sol kolundan başlanması gerekiyormuş. Henüz çok küçük olduğu için öyle büyük insanlarda yaşanan kırık acısını o hissetmezmiş. Bu söz beni biraz olsun rahatlatmıştı. Çünkü çocukluğunda çeşitli yerleri kırılmış biri olarak kırık acısının ne kadar acı olduğunu çok iyi bildiğim için. 'zavallı yavrumun o acı ile nasıl baş edecek' diye çok korkmuştum.

5 günlük iken ortopediye götürüp, tekrar röntgen ve doktor kontrolü yaptığımızda kırığın halen tutmadığını. Ancak en geç 1 aya tutacağını. Bu tarz kırıklar bebekler için kokulacak bir durum olmadığını öğrendim. Çünkü benim bebeğim sağ kolunu gayet normal şekilde hareket ettirebiliyordu. Bu iyi bir şeymiş. Çünkü bebeğin köprücük kemiği kırılmış. Ancak sinirleri zarar görmemiş. O yüzden evham yapıp, korkmamıza gerek yokmuş. Bebeğimin sinirlerinin zarar görmediğini öğrenip, biraz daha rahatladım. Ama tabi ana yüreği yinede öyle rahat durmuyor. Sürekli korkup, üzülmeye ve içten içe kendini suçlamaya devam ediyordu...

Ve 1 aylıkken yine tekrar kontrole götürünce çekilen röntgen ile gördük ki kemik tutmuş. Çok şükür ki kızım artık kurtulmuş... O gün sanki üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi hafifleyip, eve ağzım kulaklarımda döndüm...

Not: Bu yazıyı yazıp bloğumda bulundurmak istedim. Çünkü. biliyorum ki benim gibi bebeklerinde doğum yaralanması yaşayan analar ilk anda çocukları gibi sorun yaşamış ve bu olayı atlatmış 1. kişi kaleminden dökülmüş yazılar okumak istiyor. Nede olsa damdan düşenin halinden damdan düşen anlarmış. Bunu bildiği için onu en iyi anlayan başka bir annanın başından geçen doğum yaralanma ve iyileşme hikayesini okuyup, öğrenmek istiyor. O sebepten bu yazımda burada dursun. Umarım bir anneye dahi olsa ferahlık verip, rahatlatabilirim...

30 Mayıs 2017 Salı

Kızımın 40 ı Çıktı!

Daha dün gibi kızımın ilk kez haberini alınca hissettiğin o ilk gün aklımda iken; Hamilelik günlerimde yaşadığım mutluluğumu, sıkıntımı ve üzüntülerimi yüreğimin en derinliklerinde halen hissederken; canım kızım dünyaya geldi... Ve hatta 40 ı bile çıktı! 😄

Huuu sanal alem duydunuz mu? benim kızımın 40 ı uçtu, uçtuuuu gitti. Artık bundan sonra 40 ı çıksın, yok lohusasın sözlerini duymayacağım...  Ohhh be!
Hayatım boyunca özlemediğim tek dönemdir lohusalık dönemi... Hamileliğimi hatta uykusuz kaldığım günleri dahi zamanla özlüyorum,özleyeceğim de. (manyak mıyım ne? 😂) Ama lohusalık dönemini hiç bir zaman özlemedim, özlemeyeceğimi de biliyorum... 👊

40 uçurma suyunun içinde neler konulur? Ve anlamları ne?

27 Nisan, yani Ramazan ayının ilk gününde bizim 40 ımız çıktı. Örf ve adetlerimizi uygulamayı çok seviyorum. O yüzden bende duyduğum ve okuduğum kadar 40 çıkarma töreni yaptım. Bakya şimdi tören denilince kulağa sanki abartılı bir şeymiş gibi geliyor. O sebepten düzeltiyorum, Tören değil.  En iyisi 40 çıkarma banyosu diyelim.

Aslında 40 ımız çıkınca mevlit okutmayı düşünüyordum. Ama maalesef ki 40 ımız Ramazan ayına denk gelince bu mevlit okutma olayını biraz ertelemek zorunda kaldım.

40 çıkarma banyosunu nasıl yaptım?


Yöreye göre 40 çıkarma, 40 çıkartma hatta 40 uçurma olarak bilinen olay çok eski yıllara dayanıyor. Örf ve adetlerimize göre bir kadın doğum yaptıktan 40 gün sonra suyun içine bir takım şeylerin atılıp, daha sonra o suda önce bebek banyo yaptırılır. Daha sonrada o kalan su ile anne banyo yaparmış...

40 uçurma suyunun içinde neler konulur? Ve anlamları ne?


40 tane taş: Güçlü kuvvetli olsun diye

Pirinç: Ömrü bereketli olsun diye

Tuz: Dayanıklı olsun diye

Şeker: Tatlı dilli olsun diye

Bozuk para: Varlıklı olsun diye

Anne baba altın- gümüş alyansı: Anne babaya hayırlı bir evlat olsun diye

Nazar boncuğu: Nazar değmesi diyeymiş

Bunlardan hariç bazı yörelerde zeytin yaprağı da atılıyormuş. Ancak ben zeytin yaprağı bulamadığım için onu atmadım. Sonrada kızımı babası ile birlikte ihlas süresi okuyarak banyo yaptırdık. En sonunda abilerine bir kaşık verip, bir tasın içine ihlas süreleri okuyarak 20 kaşık su Emir abisi, 20 kaşık suda Efe abisi koydu. En son banyo yapıp çıkartırken güzel temennilerde bulunarak o suyu da başından aşağı döküp, 40 banyosunu yaptırmış olduk.

Sonrada hiç giyilmemiş yeni kıyafetlerini giydirdim. Ve kızımın 40 çıkarma suyundan kalan su ile de bende banyo yapıp. 40 çıkarma ritüelimizi tamamlamış olduk.

Geleneklere göre bebeği o gün uzak bir akrabanın evine misafirliği de çıkarılması gerekiyormuş. Ancak biz götürmedik. Çünkü o gün hava yağmurlu idi. Birde Ramazanın ilk günü olduğu için kimseye emrivaki yapmak istemedim. Üstelik bu misafirliğe götürme işleminde 40 gün hiç bebek ve anne evden dışarı çıkmadığı için yapılırmış. Biz bir haftalıkken doktor kontrolü, 11 günlükken 23 nisan gösterisi ve 1 aylıkken park gezmelerine kızımı götürdüğümüz için. Bu ritüele uymamız gerekmiyor sanırım diye düşündüm.

Analar peki sizler çocuklarınıza 40 çıkarma banyosu yaptırdınız mı? Yaptırdıysanız sizler nasıl yaptırdınız? Benim yaptığımdan farklı olarak başka bir şey uyguladınız mı? Bana bildirirseniz çok mutlu olurum...