11 Ocak 2020 Cumartesi

15 TATİL HEDİYESİ SEÇİMİ


Merhabalar sevgili okurlar. Haftaya bildiğiniz üzere, çocukların yarı yıl tatili olaraktan bilinen 15 tatili var. 15 tatilde çocukları ekranlardan uzak tutmak için onlara çeşitli aktiviteler, eğlenceler hatta oyunlar bulmamız gerekli. Ben bu günler için oyun listesi hazırlar ve genellikle o listede yer alan tüm oyun ve aktiviteleri çocuklar ile yaparım. Hatta burada da paylaşmışım. "15 Tatil Oyun Listesi" olarak. Bu sene Birazda çocukları oynatırken aynı zamanda da öğretecek bir oyunlardan oluşan serisi, akıllı arkadaş oyunları serisinden sipariş verdim. Bu seriden 1 tane Türkiye'deki ünlü tarihi yerleri öğrenme serisi, 1 tane Türkiye'deki hayvan ve bitki dünyası serisi. 1 tane dünyadaki hayvanlar serisi, 1 tanede Meyveler ve sebzelerden oluşan bir setten oluşmakta...

15 TATİL HEDİYESİ SEÇİMİ

Türkiye'deki Ünlü Tarihi Yerleri Eğlenerek Öğren Serisi 

Oyun içeriği: oyun posteri 60x40 cm, 4 piyon, 1 zardan oluşmakta.
Bu oyun:Zar atarak çıkan sayı kadar piyonları ilerletiyorsun.  Durduğun hanenin etrafında neler var inceliyorsun. Zaten orada neler var. Neresi meşhur ne yapman gerektiği baloncuklar içinde yazılı. Bazı hamleler seni ileri götürürken bazı hamleler ise seni geri götürüyor. Böylece oyunu ilerde götüren bir kişi bu hamleler sayesinde aniden geriye düşebiliyor. Yada geride giden bir kişi aniden en öne geçebiliyor. O sebepten oyun monotonluktan ziyade seni heyecanlandırıyor. Oyun içindeki sürprizler aynı zamanda seni mutlu ederken bazende üzebiliyor. Ancak bunun yanında bu oyun setinin bana göre asıl işlevi Ülkemizin değerlerini çocuklara tanıtmak. Hattuşaş'tan Truva'ya Artemis tapınağından Sultan Ahmet camisine kadar birçok yer geziyorsunuz. Ve böylece oralar hakkında çocuklar ile konuşup, oralara gitme hayali kuruyorsunuz. 

Türkiye'deki Hayvan ve Bitki Dünyası Eğlenerek Öğren Serisi


Oyun içeriği: oyun posteri 60x40 cm, 4 piyon, 1 zardan oluşmakta.
Bu oyunda diğer oyun gibi zar atarak çıkan sayı kadar ilerliyor. Bu oyunda ise diğer oyundan farklı olarak Türkiyedeki tarihi yerler değil. Türkiye'de bölgelerde yetişen hayvanlar ve bitki örtüsü hakkında bilgiler veriyor.

Dünyadaki Hayvanlar Bingosu

Oyunun içeriği: 36 poster 16 × 12 cm., 36 kart 5 × 5 cm. ebatlarında
Oyun 1: Klasik oyunu
Tüm oyunculara eşit sayıda poster dağıtın. Kartları ters çevirin ve kutuya koyup karıştırın. Her oyuncu sırayla bir kart alır ve resmini söyler ve tüm oyunculara gösterir. Bu resmi içeren posterdeki oyuncu kartı alır ve posterdeki resmini kart ile kapatır. Tüm posteri kartlarla kapatan ilk oyuncu kazanır. Son bir oyuncu kalana kadar oyun devam eder.

Oyun 2: Hafıza oyunu «Ne değişti?»
Oyuncunun önüne birkaç kart koyun, görüntüleri aklında tutmasını ve gözlerini kapatmasını isteyin. Herhangi bir kartı değiştirin. Oyuncunun gözlerini açıktan sonra, değiştirilmiş kartı bulması gerekir. İstediğiniz kadar kart ekleyerek oyunu zorlaştırabilirsiniz.

Oyun 3: Hafıza oyunu «Sıralama»
Oyuncu (oyuncular) ile birlikte posterdeki resimleri inceleyin, sonra posteri ters çevirin ve oyuncudan kartları, posterdeki sıraya göre sıralamasını isteyin. Oyuncu bu oyunu kolayca yapabiliyorsa, daha fazla poster ekleyerek oyunu zorlaştırabilirsiniz.

Meyveler Ve Sebzeler Bingosu

Oyunun içeriği: 36 poster 16 × 12 cm., 36 kart 5 × 5 cm.
Oyun çeşitleri yukarıda Hayvanlar oyun bingosu çeşidi şeklinde oynanıyor. Bu oyunu özellikle kızım çok sevdi.  Arada kendi kartları alıp o kartlardaki meyveleri bulup, kartın üzerine koyuyor. Sonrada kendi kendine mutlu olup: ''Ben bildim, ben yaptım bakkk!" diyor. Bu oyunu kutu üzerindeki başka oyun tavsiyeleri sayesinde farklı şekilde de oynayabilirsiniz. Hatta biz o tavsiyelere göre kızımın abileri ilede oynadık. Özellikle hafıza geliştirici ne değişti? oyun önerisini Emir ile Efe bayıldı...

Biz bu 15 tatilde ne oynasak diyerek kara kara düşünmek yerine her gün faklı bir seriyi oynayarak eğlenmeyi planlıyoruz. Bence sizlerde çocuklarınız için eğlendirirken öğreten bu seriden hemen sipariş verin. Üstelik instagram (https://www.instagram.com/akilliarkadasoyunlari/) sayfalarında 15 tatil hediyesi kampanyaları mevcut. Bu kampanyayı kaçırmadan siparişinizi verin. Pişman olmayacak hatta bana teşekkür edeceksiniz böyle eğitici ve eğlendirici bir oyun tavsiyesi paylaştığım için...



Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

6 Aralık 2018 Perşembe

KOLİ KUTUSUNDAN OYUNCAK FİL YAPIMI

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere çocuklar ile birlikte -daha doğrusu Efe ile birlikte- yaptığımız oyuncak fili paylaşmaya geldim. Biz Efe ile yaparken çok eğlendik. Oynarken ise ailecek eğlendik. En altta paylaştığım videoda gördüğünüz üzere... ;)

KOLİ KUTUSUNDAN OYUNCAK FİL YAPIMI


Yapımı çok basit. Sadece biraz resim yeteneği gerekli; fili çizmek için. Şimdi düşündüm de yeteneğe de gerek yok. İnternetten bir fil çıktısı aldınız mı oldu da bitti. Geriye atık malzemeleri bulup, yapıştır. İsterseniz kafa karışıklığı vermemek için yapımını en baştan kademe kademe yazayım...

Oyuncak Fil İçin Gerekli Malzemeler

  • Beyaz resim yaprağı
  • Koli kutusu
  • 1 tane kağıt bardak
  • Ve bir tane çocuk çorabı
  • Akrilik boya (sulu boyada olur)
  • Yapıştırıcı
  • Makas ve falçata

Oyuncak Fil Yapılışı

İlk olarak örnek bir fil resmini internetten bulup ona bakarak istediğiniz boyutta bir fil çizin. Tabi çizmek ile uğraşmak istemezseniz yukarıda da yazdığım gibi internetten çıktısını da alabilirsiniz.
Sonrada o fili istediğiniz renk ile boyayın biz filimizi Efe'nin isteği üzerine mavi renk ile boyadık. Siz istediğiniz bir renk ile boyayın.

KOLİ KUTUSUNDAN OYUNCAK FİL YAPIMI


Sonrada Çizip, boyadığınız fili bir makas ile etrafından ağzının içini de falçata ile kesin. Burun kısmını çocuğunuzun kolu girecek şekilde falçata ile kesin. Sonrada ağzının içini de falçata ile kesip, çıkarın. Sonrada koli kutusuna yapıştırıp. Yine tekrardan kenarlarını, burun ve ağzını kesin. En son burun kısmına yukarıdaki kolajda da gördüğünüz gibi taban kısmını kesip atıp, filin burnunun arkasından geçirin. Önüne de çocuk çorabını geçirip, fili tamamlamış olduk. Ben fili tek başına ayakta durabilsin diye arkasına koli kutusundan u şeklinde dayanak yaptım. Çocuklar daha doğrusu hepimiz çok eğlendik. Hatta bazen telefondan fil sesi açıp, sanki gerçek filmiş gibi sesler çıkartarak filimizi yedirdik. Tabi bizim fil çok obur olduğu için evde ne varsa yedi bitirdi... 🙈🙉🙊





 Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

4 Nisan 2018 Çarşamba

MİRAY SU 11 AYLIK

Canım kızım 13 gün sonra yaşına girecek. Artık onunda bir yaşı olacak. Daha dün karnımda olduğu günleri hatırlarken, hangi ara büyüdü. Gerçekten de hiç anlamadım....

Son 3 gündür boğaz enfeksiyonu ile ateşi borsa kuru gibi az biraz düşüp, sürekli çıkıyor. Doktora götürdüm. Doktor antibiyotik ve ateş düşürücü şuruplar verdi. Çok şükür ateşi düştü. Ancak boğazı henüz iyileşmedi. Birşey yerken zorlanmasından belli. Üstelik birde burnu tıkalı olduğu için ememiyor. Artık siz düşünün bizim (benim) evdeki durumumu...

Akşamları gece 1 de yatıp, onun üstüne her saatte bir kalkıyor. Sabah ise daha sabah ezanları dahi okunmadan uyanıp, beni uyandırıyor. Üstelik benim uyanmam ona yetmiyor. Babasını hatta odalarına girmesine izin versem abilerini de uyandırmak istiyor. Biz bu günlerde Miray'ın hastalığının biran önce iyileşmesini temenni ediyor. Ve bol bol dua ediyoruz. Sizlerde ederseniz çok minnettar oluruz.

MİRAY SU 11 AYLIK

Mart 17 de 11 ayına girince yine geleneğimizi bozmayıp, hemen en basitinden bir 11 aylık konseptli fotoğraf çektik. Bu seferki konseptimiz. Mart ayında bahar ayına giriş yaptığımız için baharı yansıtan bir konsept olsun dedim. Ve aklıma dışarıda kamp yapan bir Miray su olsun istedim. Çadır olurda ateş olmaz mı hiç? Hemen birde yanına ateş yakıp, kızım ile kampımızı yaptık. Bu adara ben hayatım boyunca hiç kamp yapmadım. İnşallah bu ahir hayatımda kamp yapmakta nasip olur.

Bu ayda iyice hareketlendi. Bu hasta hali ile bile 5 dakika bir yerde sabit duramıyor. Sürekli evin içinde dolaşma, kanepelere çıkmak istemekte, Dolapları açıp içini boşaltma çabaları içinde. O sebepten kilo alımı iyiden iyiye yavaşladı. Zaten iştahsız bir bebek olan kızım bu hareketliliği ile aldığı kiloları vermezse iyi. :(
Uyku düzeni yine yukarıda da yazdığım gibi gece sürekli uyanıyor. Sabah gün içinde 2 kere yatıyor. Onun dışında şimdilik herşey normal gibi.
Yürüme işini artık iyice çözdü. Öyle paytak paytak olarak yürümeden doğru şekilde yürümeye başladı. Hatta yürümeyi bırakıp, bana yetişmek için arkamdan hızlı hızlı adımlar atarak koşuyor. Ancak ayakkabı ile yürümeyi sevmiyor. O sebepten dışarı çıkınca ayağında ayakkabı varsa onu çıkarmaya uğraşıyor. Ama yok çıkaramıyorsa, bu kezde hemen yere kendini atıp, emeklemeye başlıyor. Bakalım bu ayakkabılı yürüme işini ne zaman çözecek ?

Doğum gününe çok az kaldığını yazmıştım. Evet az kaldı. Ancak güya yine her şeyini kendim yapmayı düşündüğüm doğum günü hazırlıklarına daha başlamadım bile. Oysaki bu ilk yaş kostümünü bizzat kendim tasarlayıp, dikmek istiyordum. Halen umudum var. Bakalım başarabilecek miyim???

Konuşma işlemini arada sanki bize cevap verirmiş gibi cümle kuruyor gibi. Tabi ne dediğini şimdilik yine annelik hissim ile dış sesi olan ben tercüme ediyorum. Halen arada ben olmadan ailenin diğer fertleri ile iletişim kuramıyor ;)

Yazdıkça aklıma bir sürü şeyler gelmeye başladı. Şimdi hepsini buraya yazıp, sizlerin gözlerini yormayayım. Buraya kadar okuduysanız da hakkınızı helal edin. Birde Hazır Miray uyurken yıkanmış çamaşırları sereyim. Yoksa uyandıktan sonra sermeme izin vermez. Sürekli ''ıh ıh ıhhh'' diyerek peşimde mızmızlanır.

Son olarak oyunuda yazayım. Oyun oynama işleminde elime bir oyuncak alıp, 'al' dediğimde alıyor. 'Ver' dediğimde veriyor. Hatta o oyuncağı onun bulaşacağı yere sakladığımda da gidip, oradan oyuncağı bulup, bana getiriyor. :) Yalnız daha yapbozları yapamıyor. Hatta iç içe geçmiş olan yapbozları ayırmakta dahi zorlanıyor. Kimi zaman ayıramıyor bile..

Evimizin minik prensesi kızımın 11 aylık bebek günlüğü de bu kadar olsun. 12 aylık yazısı vede doğum günü kutlama yazısında buluşmak dileği ile hoşça kalın....

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

19 Şubat 2018 Pazartesi

MİRAY SU 9 AYLIK

Canım kızım 1 ay, 2 ay, 3 ay derken 9 ay oldu. Hatta bitti bile ya! Evet koskocaman 9 ayıda geride bıraktık. Artık bugün itibari ile 10 aylıktan 2 gün almış bir bebeksin. Hatta bebeklikten çıkıp, çocuk olmaya çok az kaldın.
Günler su misali akıp geçerken sen gözümüzün önünde günbe gün büyümeye devam ediyorsun. Bu ayda çıkmakta bayağı nazlanan dişimiz çıktı. Hatta 2. dişte yolda. Artık bizim dişsiz prenses dişsiz prenseslikten de terfi etti. Çok şükür. Bizi bayağı zorlayan diş problemini de şimdilik atlattık gibi.

Emeklemeyi geri geri emeklemek olarak çeşitlendirirken bir yere tutunarak yürümeyi de daha uzun süre yorulmadan yürüme olarak devam ettirdin. Hatta elinden tutup yürüttüğümüzde adımlarını yere daha sağlam basarak yürüyor. Ancak kafası devamlı yerde kendi ayaklarını izliyor. :) Sanırım oda yürüdüğüne inanamıyor. 😊

Konuşmaya daha 8 aylıkken başlamıştı.8 aylık yazısında yazmıştım. Bu ayda gündüz uykularında uyanınca 'anni anni!' diye ağlayarak uyanıyor. Halinden hoşnut olmadığında hemen 'anni anni' diyor. Ancak ben ona na zaman ''kızım anne anne de'' dediğimde hemen bizim kız ''dede, dede' kelimesini söylüyor. Ben o haline gülüp. 'Kızım dede değil, anne de'' dediğimde oda gülüp, ''dede, dede..'' diyor. Çok komik ama. Sanki benim garezime der gibi bir durum çıkıyor. Ki normalde büyük oğullarım bana bu şekilde garezime bir şey yaptıklarında sinir olup, kızarım. Ama onun o şapşik halleri beni kızdırmıyor. Aksine çok mutlu ediyor.

9 aylık konseptimizi bu sene kara hasret kaldığımız için hiç kar ile tanışamayan kızıma kardan adamlı bir konsept belirledim. Çarşaflardan oluşan bir kardan adam dahi olsa en azından kardan adamı görmüş oldu. 😄


İsmini iyice öğrendi. Ona seslenildiğini anlayıp, hemen kafasını çevirip, seslenen kişiye bakıyor. Hatta ona kendince tepkiler ve sesler çıkararak cevap veriyor. Özellikle 'al' dediğimizde oda hemen ''ahh, ahh' demeye başlıyor. Bir şeyi uzatıp, verdiğimizde elini uzatıp, alıyor. Ancak ver dediğimizde öylece elimize bakıyor. Ama elindeki vermek bir türlü aklına gelmiyor. Yada işine gelmiyor olabilir... 😉 Hatta onun o davranışına ''hepsi benim, hepsi benim diyor'' diyorum. Efe kıs kıs gülüyor. Ve hemen ''Hayır Miray hepsi senin olamaz diyor'' Yani anlayacağınız biz yine Efe ile birlikte Miray'ın dış sesi olmaya devam ediyoruz. Emir abisi biz 'Miray, ... diyor'' dediğimizde ''hayır öyle bir şey demiyor. Çocuk sadece boş boş bakıyor. Siz onun adına uydurmayın'' diyor. Ama oda bizim bu şekilde seslendirmemize alıştı. Ara ara oda yapıyor. O yapınca da Efe ile ben: ' Hayır Miray öyle bir şey demiyor' diye ona misilleme yapınca; katıla katıla gülüyor.

Uyku düzeni yine gündüzleri 2 kez uyuyor. Geceleri ise 8. aya göre biraz düzeldi. Yine kalkıyor. Ancak kalkınca 8 aylıkta yaptığı gibi tekrar uyumakta direnmiyor. Emerken yada beşiğini salladığında hemen uykuya dalıyor.

Canım kızım hayat bizlere neler sunar bilinmez. Kim bilir belki bir gün annen çok uzaklarında olur. Eğer öyle olursa bu yazdığım yazıları büyüdüğünde okuyup. Benim seni ne kadar çok sevdiğimi bilmeni isterim. Sen benim kabul olunmuş bir duam. Hatta hayatım boyunca gerçekleşmesini istediğim bir hayalimdin. Çok şükür ki buda gerçekleşti. Rabbimden daha ne isteyeyim ki. Senin gibi tatlı, bal bir kız nasip etti bana. Çok şükür!....


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

16 Ocak 2018 Salı

Miray Su 8 Aylık

Canım kızım ailemizin neşe kaynağı 8. ayını yarın doldurup 9. aya girecek... O sebepten her anına bizzat şahit olduğum bir 8 aylık yazısı yazacağım.

Bizim kız halen dişsiz prenses olma konusunda ısrarlı olsa gerek ki; 8. ayda da dişleri çıkmadı... Neyse geç olsun güç olması diyeceğim ama, güçte oluyor. Çünkü bu ay neredeyse her gece saatte bir kalkıp, yarım saat uyumamak için direndi. Acaba acıktı ki? Diye sık sık emziriyorum. Ama yok emmekte istemiyor. Karnı tok belliki..
Sırtına özellikle omuzlarına masaj yapılmaktan çok hoşlanıyor. Ne zaman huysuzlanıp, mızmızlansa hemen omuzuna masaj yapmaya başladığımda ağlamayı kesip, mayışıyor. (Ama o hali çok tatlı.)

Kızım bu ayda emeklemeyi bayağı ilerletti. Hatta emeklemeyi ilerletmekle kalmayıp, koltuklara tutunarak ayağa kalkıyor. Sonrada yan yan, tutuna tutuna gidiyor. Ellerinden de tutunca adım atarak yürüyor. Ancak çok çabuk yorulduğu için hemen adım atmayı kesip, ayaklarını sürümeye başlıyor.

Miray Su 8 Aylık

8 aylık bebek konsept çekimini gar dolabının karşında ne giymeye karar verememiş, 1 adet Miray Su olarak belirleyip, çektim. Bu konseptli fotoğraf çekimlerinde artık çok zorlanır oldum. Çünkü öyle eskisi gibi bir yere koyduğunda orada kalmıyor. Aksine hemen sen koyar koymaz saniyesinde yuvarlanıp, etrafındaki şeyleri bozup, ağzına almaya başlıyor. O sebepten gar dolap biraz yamuk olmuş. Çünkü gar dolabı kaç kez bozdu; ben kaç kez düzelttim hatırlamıyorum. Hızlı hızlı çekip, güzel bir poz yakalamaya çalışırken. Gar dolabım yamuk olmuş ama haberim yok :) Neyse artık oda nazarı olsun...

Kızım bu ay yine müziklerde ileri geri sallanarak ritim tutmaya devam ediyor. Hatta sallanmak dışında eline ayağından zorla çıkardığı çorabın tekinide alıp, sallıyor. Onun o hallerini sık sık video çekiyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu günleri özleyecek, hatta unutacağız. Unutmamak ve özlememek için video çekmeye devam.

Bizim dişsiz prensesin henüz dişleri yok, Ancak ufaktan ufaktan konuşmaya başladı. İlk ''dede dede, mama mama, gel gel, adeee, dada, ede, adiiii'' gibi sesler çıkarak bize karşılık veriyor. Hatta elinden bir şey alındığında yada gitmek istediği bir yere gitmesine izin verilmediğinde hemen 'eğğğ!' diyerek bize kızıyor. Hatta bağırmaya başlıyor.. :)

Yine kapı çaldığında, eğer ayakta ise onu kucağıma alıp, kapıyı açıyorum. Abilerini yada babasını kapıda görürse hemen 'eh, eh, eh' diyerek bağırarak onlara gitmeye çalışıyor. Özellikle babasını görünce ona gözlerinin içi gülerek sağa sola sallanması bir harika. Başta da yazdığım gibi hakikaten kızım evimizin maskotu oldu. Artık bizimle oyunlar oynuyor. Yapbozları tek tek alıp, ona 'al' diyerek uzattığımızda alıyor. Ama ver dediğimizde vermeyip, hemen ağzına alıyor. Bizim dişsiz prenses almayı öğrendi, ama henüz vermeyi öğrenmedi. Yada vermek işine gelmiyor. Biz Efe ile yine onu seslendirmeye devam ediyoruz. Bu gibi durumlarda oyuncağı ver deyince vermemesini ben hemen: ''hayır hepsi benim, hepsi benim'' diyor diyorum. Efe de katıla katıla gülüyor.

Yine kanepe altları, kapı arkaları, sehpa altları gibi nerede tehlikeli yerler varsa oraya giriyor. Çıkamayınca da bas bas bağırıp, çıkmak istiyor. :) Bir yiyecek, yada oyuncak ile ilk karşılaşınca hemen elini uzatıp, almıyor. Önce uzaktan onu biraz izleyip, sonra yavaş yavaş ellerini uzatıp, keşfetmeye çalışıyor. Sonrada eli ile alıp, hemen ağzına alıp, kalite kontrol yapıyor. Her yeni şeyi ağzına bir kez dahi alıp, onu sevip, sevmeyeceğine öyle karar vermesi çok komik.

Karnı acıkınca benim gözlerimiz içine bakarak hemen elinin baş parmağını ağzına alıp, şapur şapur emmeye başlıyor. Anla ki açıkmış. Birde uyku moduna girince de yine baş parmağı emmeyi halen devam ediyor. Kızımda abileri gibi 'emzik emmesin' dedim. Ama bu seferde kızım abilerinden farklı olarak baş parmak emmeyi öğrendi. Umarım ilerleyen aylarda unutur.

Bizde durumlar şimdilik bu şeklide. Haa unutmadan bu ayda Efe abisinin doğum gününü kutladık. Böylece ilk pastanın tadına abisinin pastası ile bakmış oldu. Acaba  onun doğum gününde nasıl bir konsept belirleyip, nasıl bir şey yapsam? Kararsızım. Fikirlerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim...


8 Aralık 2017 Cuma

Miray Su 7 Aylık

Kusmuklu prensesim artık kusmukluluktan tamamen terfi etti. Bu ayda hemen hemen hiç kusmadı desem; yalan olmaz. Ancak salyada akmıyor. Buda demek oluyor ki. 'Dişlerimiz henüz çıkmak istemiyor!' Şimdilik ben kusmuklu prenses unvanını dişsiz prenses olarak değiştirdim. Bakalım benim dişsiz prensesimin ne zaman dişi çıkacak? Göreceğiz...

Kızım 7 ayının içinde. Hatta 10 gün sonra 8. ayına girecek. Bu aylık yazılarını artık mahsus böyle geç yazıyorum. Çünkü böylece 7 ayın içinde neler yaptığını tamamen yaşamış oluyor. Sonrada buraya aktarmış oluyorum.

Miray Su 7 Aylık

Kızım 7. ayına girince dişi çıkar diye ümit ettiğim için diş konseptli bir bebek çekimi yapmıştım. Ancak bu diş çıkması başka aylara kaldı, bizim dişsiz prensesin.

Bu ayda kızım öyle bir hareketlendi ki kaşla göz arasında hemen kafasını ya yere vuruyor. Yada kanepe ve karyola gibi yüksek yerdeyse yere düşüyor. İki defa karyoladan düştü. 😢 Gerçi o sebepten babası ile kavga ettik. Beyefendi düşürdüm diye kızıyor. Ama akşam yemekten sonra sofrayı toplayıp, bulaşıkları yıkayana kadar tutmaya dahi dayanamayıp; sürekli... ''İşin daha bitmedi mi? Annesi; artık al. Kıpır kıpır bu durmuyor. Daha fazla bakamayacağım'' diye bir yarım saat dahi bakamıyor.'' 😒
Halbuki tüm gün onunla benim ilgilendiğimi düşünüp, bu tarz kazaların olabileceğini anlaması gerekiyor. Ama nerdeee! Onda o empati kurma yeteneği. (Bu ufak bir yakınmada burda dursun. İlerleyen yıllarda okursam o zaman hatırlayıp,  halimize güleyim. )

Kızım emeklemeyi öyle bildiğimiz gibi elleri ve dizleri üstünde şeklinde değilde; asker sürünmesi gibi sürünerek yapıyor. Hatta bu ayda o sürünerek gitme olayını bayağı ilerletti. Hızlı hızlı bir sürünmesi var ki; harika! Birde elleri yerde diz kapaklarını kaldırarak kalkmaya çalışmasını gördükçe hemen yürüyecek sanıyoruz. Ve hemen: ''Kızım sırasını şaşma. Önce emeklemen lazım.'' diyerek gülüyoruz.

Müzik dinlemekten halen çok hoşlanıyor. Hatta 'erik dalı gevrektir' diye bir oyun havası var ki. Onu duyunca hemen çığlıklar atarak gülüyor. Babası onun o haline: '' Ankaralı sonradan olunmaz. Doğulur. Kızım Ankara'lı olduğunu nasıl belli ediyor, bak'' diyor. :) Eee nede olsa kimin kızı...

Kendi başına oturmayı bu ay daha ilerletti. Ancak dişsiz prenses, öyle hareketsiz uzun süre oturmaktan hoşlanmadığı için hemen kendini yana atıp, sürünmeye uğraşıyor.

Ek gıdayı sadece bir öğün veriyorum. Sabah ve akşam öğünlerinde ise bizim yediğimiz yemeğin suyundan ve yumuşak yerlerinden tadarak, bize eşlik ediyor. Ancak bu yeme şekli doyumluktan ziyade tadımlık şeklinde. Yine sık sık emziriyorum. Anne sütünün yerini halen hiçbir şey tutmaz.
Dişleri olmadığı için yediği yiyecekler genellikle çorba yada meyve püreleri. Hazır gıdalardan hiçbir şey vermiyorum. Sadece geçen hafta bebe bisküvisi almıştım. Ondan eline arada bir iki kez verdim. Çok sevdi... Ama adı üstünde ambalajlı ürün olduğu için çok faydalı olmaz diye düşündüğüm için sık sık vermiyorum. Onun yerine kendi yaptığım bisküvi, kurabiye, kek ve poğaçalardan eline vermeye çalışıyorum. Gerçi eline verince üstünü ve etrafını pisletiyor. Verdiğim yiyeceğin yarısı midesine giderken yarısı etrafa saçılıyor. Ama olsun. Tek yesinde ben temizlemeye razıyım. Zaten halen en büyük hobim onu süslemek olduğu için, zevkle üstünü değiştiriyorum.

Miray Su 7 Aylık


Saniyeler dakikaları; dakikalar saatleri; saatler ise günleri; hatta günlerde ayları kovalaraken benim dişsiz prenses artık iyice büyüyor. Avucumum içindeki meleğim artık bebeklikten çıkıp, çocuk olmaya iyice yaklaştı. Peki bu durumdan mutsuz muyum? Diye sorarsanızda; hemi evet. Hemide hayır derim. Yani anlayacağınız farklı, tarifi imkansız duygular yaşıyorum!...

7 Kasım 2017 Salı

Miray Su 6 Aylık

Benim kusmuklu prensesim yaşını yarıladı ya!!! Şuan düşününce bir tuhaf geliyor. İnanamıyorum. Sanki şaka gibi. Ama maalesef ki gerçek kızım 6 aylık hatta 2 hafta sonra 7. ayına girecek. Hep yazıyorum, yine yazacağım; zaman çok zalimsin... :(

Can kızım evet hızlı hızlı büyüyor. Ancak büyümenin getirdiği güzellikleri de yaşamıyor değiliz. Misal artık daha çok oyun oynamak istiyor. Beni babasını ve abilerinden birini görünce ayağını yere vura vura bir zıplaması var ki harika!
Özellikle babası şarkı söylediği zaman poposunu sallamaya başlaması ayrı bir cilve. Ki zaten babasına öyle cilveler döküyor ki aklınız hayaliniz durur. Sanırım kızım babayı bizden daha çok sevecek gibi... ;)

Miray Su 6 Aylık

Ben yine diğer aylar gibi hemen bir konsept belirledim ki. Zaten konsept belliydi. 6 aylık demek ek gıda demek, olduğu için ek gıdayı konsept alarak kendimce bir şeyler tasarlayıp, fotoğraf  çektim. Kızım büyüdükçe bu şekilde konseptli fotoğraflar çektiğim için mutlu oluyorum. Çünkü ilerleyen yıllarda kızım büyünce 1. ayından başlayarak nasıl geliştiğini ve neler yaşadığını kendisi okuyacak. (güzel bir duygu olsa gerek)

Kızımın 6 aylık aşı ve doktor kontrolünde kilosu 7 kilo 460 gram geldi. Hafif burun akıntısı vardı. Onun için doktor bir ilaç yazdı. Gerçi ben o ilacı almadan 1-2 kere calpol vererek iyi yaptım. Bence şimdiden bebeklere antibiyotik vermemeliyiz. Onlar için en güzel antibiyotik anne sütü diye düşünüyorum. Özellikle halsiz olduğu anlarda daha sık emziriyorum. Çünkü biliyorum ki emzirerek daha hızlı iyileşiyor.

Emeklemeyi henüz tam bilmiyor. Ama sırt üstü yere bıraktığım zaman hemen yüz üstü dönüyor ve poposunu kaldırarak sürüne sürüne öne arkaya gidiyor. Hatta son bir haftadır yuvalanmayı öğrendi. Yuvalana yuvalana kanepelerin ve masanın altına girip, orada kalıyor. Çıkamayınca da bas bas bağırıyor. :) Babası kızımın bu şekilde yuvalanmasını gördükçe: ''Sanırım bizim kız emeklemeyi yanlış anladı. Kıza emeklemeyi gösterin' diyor. :)
Halen kendi başına oturamıyor. Desteksiz oturtunca öne doğru eğilip, düşüyor. Eline bir oyuncak verince bir elinden diğer eline alıyor. Ses çıkarması için sağa sola sallıyor. Hatta yere vuruyor. Yakınına sevdiği oyuncakları bırakıyoruz. Böylece o oyuncakları görünce, onu almak için uğraşarak, yerden alıyor.

Akşam yemeklerinde biz yemek yerken onuda masanın bir kenarına; mama sandalyesine koyup, oturtuyoruz. Sonrada önüne yiyecekler koyuyorum. O önündeki yiyecekleri eli ile alıp, ağzına götürüyor. Hatta bazen alacağım diye yere düşürünce de düşürdüğü yere bakarak bağırıyor. Bizden yere düşen mamasını alıp, vermemizi istiyor. İştahı şimdilik çok iyi. Meyve ve çorbalara bayılıyor. Ne versek iştahla yiyor. Ama yoğurdu pek sevemedi. Ama ben yinede arada bir kaşık verip, teklif ediyorum. İnşallah sevecek...

Kendisi ile konuşmamızı halen çok seviyor. Hatta biz konuşurken melodi sel sesler çıkararak, bize cevap dahi veriyor. O şekilde melodi sel sesler çıkardıkça 'bak ... demek istiyor.' Diye kendimizce onun çıkardığı seslere anlam yüklüyoruz. Canım kızım resmen evimize neşe getirdi. İyi ki onu doğurmuşum. İyi ki kızım dünyaya gelmiş. Çok şükür ki Rabbim bize 3. çocuğu nasip etmiş.
Bazen düşünüyorum da kızım hayatımızda değilken biz nasıl mutlu oluyorduk? Nasıl neşeleniyorduk ki? Sanki ondan öncesi yokmuş gibi. O hep bizimleymiş gibi geliyor. Hayatımıza öyle bir girdi ki bize hep o varmış hissini yükledi...

3 Ekim 2017 Salı

Miray Su 5 Aylık

Canım kızım kusmuklu prensesim artık 5 aylık bir bebek... Hatta 17 gün sonra 6. ayına girecek Allah'ın izni ile...
Bu ayda kızım kendi kendine agu, gugu, ecu,egü, anii gibi sesler çıkararak keyfinin yerinde olduğunu bildirirken AAA, AHHH, EHHH, IHH diyerek bağır-arakta birilerine seslenip, halinden hoşnut olmadığını kendince anlatmayı öğrendi. Özellikle uykusu geldiğinde eli ile gözüne ve burnuna sürterek öyle yüksek sesli bağırıyor ki. Burada bana ''Anne gel beni rahatlat ya ayağında yada beşiğim de sallayarak uyut. Veyahut meme emdirerek uyut. Ben kendi kendime uykuya dalamadım'' demek istiyor.
Acıkınca ise iki elini birden ağzına sokup şapur şupur emerek bağırıyor.. Burada da ''Çok acıktım. Acil karnımı doyur!'' diyor.
Altı pis olduğu anlarda ise üstündeki kıyafetleri eli ile tutup çekiştirerek bağırıyor. Birde öyle kendi başına kaldığı zamanlarda da bağırıyor ki evlere şenlik. Bu bağırma ise ''Çok sıkıldım.Çabuk yanıma gelip benimle oynayın!'' demek istiyor. Minnoşum maşallah öyle akıllı ki çıkardığı sesler ve vücut dili ile derdini anlatabiliyor. Yada ben onu çok iyi tanıdığım için bebişim lep demeden lep lebi dediğini, anlıyorum. ;)

Miray Su 5 Aylık

Eylül ayı; okul sezonun açıldığı ay olduğu için abileri ile çok meşgul olduğum için 5 aylık konsept fotoğrafını bir hafta geç çekmek zorunda kaldım. Tabi okul sezonuna uygun bir konsept yapmasam olmazdı. Bende hemen yine aklıma gelen ilk nesneler ile bir konsept belirleyip, kızımın fotoğraflarını çektim. Aslında instragram sayfamda daha fazla konseptli fotoğraf paylaşıyorum. Orayı takip ederseniz bu aylık fotoğraf konseptlerinden daha fazlasını bulabilirsiniz.

Okul sezonu demişken kızım 5 aylıkken okula başladı. Özellikle öğlenci olan abisini bırakmaya kesin benimle birlikte gidiyor. Ama abisini almaya havalar müsaade ettikçe gidiyor. Bazen hava çok soğuk olduğu zaman uyutup, büyük abisinin yanına bırakıp gidiyorum. Allah'tan okul yürüme mesafesi ile 10 dakikalık bir mesafede olduğu için abi ile yalnız bir 15-20 dakika kalabiliyor. Yoksa diğer türlü soğuk havalarda, hatta yağmurlu, karlı havalarda dahi yanımda götürmek zorunda kalacaktım. Buda daha çabuk hastalanmasına neden olacaktı. Çok şükür ki bu aya kadar doğumdan kaynaklanan köprücük kemiği kırıklığından başka hastalığı olmadı. Maşallah demeyi unutmayın!

Yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere artık sırt üstü yattığı zaman hemen yüz üstü dönüp, ellerini öne doğru uzatıp, poposunu kaldırarak arka arka gitmeye çalışıyor. Tabi bizim nazlı prenses kendini fazla yormayı sevmediği için bir iki zorlayıp, sonra hemen kafasını yere koyup, ellerini emmeye koyuluyor.

Dişi henüz çıkmadı. Ama çok kaşındığı belli. Eline ne alırsa hemen ağzına alıp, dişlerine sürtüyor. Hatta emerken dişleri kaşınıyor sanırım. Çünkü bazen damakları ile sıkıp canımı öyle bir acıtıyor ki anlatamam... Önündeki oyuncak yada kaleme uzanıp, eli ile tutup, kendine çekmeye başladı. Artık çıngıraklarını ellerine alıp, sağa sola çarparak kendi ses çıkartabiliyor.

Ellerine yine hayran hayran bakıp, her parmağını ince ince inceleyip, sonra elini ağzına almaya devam; hatta artık ellerine olan ilgisi yanında ayaklarına da ilgi duymaya başladı. Bu ayda özellikle ayaklarını elleri ile tutarak ağzına götürmeyi sık sık yapmaya başladı. Özellikle bezini değiştirirken hemen o boşlukta ayaklarını kaldırıp, ayak baş parmağını hemen ağzına sokup, emiyor.

Daha dün 5 aylık hamilelik günlüğümü yazarken. Cinsiyeti kız mı yoksa erkek mi tam belli olmadığını yazmışım...
Şimdi de kızımın 5 aylık günlüğünü yazdım.
İlerleyen yıllarda da belki kim bilir bu bloğumu yazmaya devam edersem 5 yaş kutlamasını yazarım. Allah onların acısını bana yaşatmasında ben her hallerini buraya en ince ayrıntısına kadar yazmaya varım...

23 Eylül 2017 Cumartesi

Mama Sandalyesi Minderi Dikimi

Selam millet!
Kızım beş ayını bir hafta geçti. Artık 6. aya girmesine sayılı günler kaldı. Malum. 6. ay demek ek gıda demek. Kızımın babası hemen bu ayda kızıma mama sandalyesi alarak ek gıdaya geçiş için hazırlık yapmış. İyide düşünmüş; lakin mama sandalyesinin minderi yok. Mindersiz sandalye almış. Taş gibi sert plastik üzerine onun narin poposunu oturtmaya gönlüm razı gelmedi. Ayrıca minder almak ise biraz müsriflik geldi. Çünkü minder fiyatları neredeyse mama sandalyesi ile aynı ücrette...


Eee o zaman geriye ne kalıyor? Dikiş dikmeyi seven, hobi sever anasından da hemen bir mama sandalyesi kılıfı dikmek kalıyor. Bildiğiniz üzere bu tarz işlerle uğraşmak benim işim. O sebepten bende hemen kollarımı sıvayıp, minder dikimine koyuldum.

Mama sandalyesi minderi nasıl dikilir?

Mama sandalyesi dikmek için elimizde yeterli miktarda kumaş. Minderin içine koymak iççin elyaf. Patron çıkarmak için gazete kağıdı. Ve tüm bu dikiş işlemlerini yapacak bir adet dikiş makinesi gerekli...


İlk olarak mama sandalyesinin patronunu gazeteler ile çıkarın. Sırt, oturma kısmı ve arka ayrı ayrı olsun. Sadece oturma kısmı ile birlikte yanları bir yaptım. Benim kumaşım az olduğu için yanları az yaptım. Siz biraz daha geniş yapıp tamamen yanları kaplayabilirsiniz. Patron çıkarırken kemeride göz önünde bulundurarak çıkarın. 

Mama sandalyesinin patronun çıkardıktan sonra kumaşı ikiye katlayıp, üzerine çıkardığınız patronu koyup bir sabun yardımı ile kumaşın üzerine çizin. Sonrada kesin...

Kesme işlemleri bittikten sonra kenarlarını makine ile dikin. Sadece içine elyaf koymak için bir kenar bırakın. Sonrada istediğiniz miktarda göz kararı kadar elyafı içine yerleştirin.

Arka kısmın içine elyafı doldurduktan sonra elyafın içinde kaymaması için ters U şeklinde bir dikiş dikin.


Sonrada arka ile altı uçlarından dikiş dikerek birleştirin. En son sırtın arkasını farklı renk süslü püslü bir kumaş yada benim gibi dantel dikerek dikin. Nede olsa kız çocuğu süsü püsü sever demi. 


Bu arka kısım göze hoş gözüktüğü gibi minderin mama sandalyesinden kaymasını da engelleyip, sabit kalmasını sağlayacak.

Umarım anlatımın anlaşılır şekilde olmuştur. Aslında bu tarz Diy projelerini kamera çekerek yapsam daha anlaşılır olur, biliyorum. Ancak kamera çekecek ne bir makinem nede çekenim olmadığı için şimdilik bu şekilde idare edin artık. Anlamadığınız yer olursa mesaj yada yorum yolu ile sorabilirsiniz...

Biz mama sandalyesini şimdilik yemek yerken Miray oyalansın diye kullanıyoruz. Çünkü normal zamanlarda oyun oynayan yada uyuyan çocuk biz ne zaman yemek yemeye oturduk. Hemen bas bas bağırıyor. Evet evet bağırıyor. Bizim kız ağlamayı kendine yediremediği için bağırıyorda.... ;)