13 Ağustos 2016 Cumartesi

çocuklar ile birlikte izlenilebilecek filmler #5

Merhabalar sevgili okurlar;

bugün sizlere uzun zamandır paylaşmayı ertelediğim çocuklar ile birlikte izlediğimiz filmleri paylaşmak istiyorum. Yine izleyeli uzun zaman olan bu filmler birbirinden güzel ve eğlenceli. Çocuklar ile birlikte eğlenerek en az 3 saat kesintisiz film izlemek istiyorsanız; bu filmlerden birini izlemenizi tavsiye ederim. İsterseniz ilk filmimiz ile birlikte başlayalım.

Hayvan bakıcısı

Hayvan bakıcısı filminin konusu; hayvanların konuştuğu, 'beceriksiz' ya da 'kendisini beceriksiz gören' bir erkeğin 'adam olma' hikayesini anlatan bir komedi filmi.






Kız arkadaşına evlenme teklif ettiği gece reddedilen Griffin, o tarihten sonra kendini işine ve dolayısıyla hayvanlara adamış bir adam. Evet, bir hayvanat bahçesinin bakıcısı kendisi. Hayvanlar ondan çok memnun. Ama o kendisinden ve hayatından hiç memnun değil. Kız arkadaşı tekrar ortaya çıktıktan sonra onu yeniden elde etme derdine düşüyor. Bunun için mesleğini değiştirmesi ve hatta bambaşka bir adama dönüşmesi gerektiğini düşünüyor. Hayvanlar ise çok sevdikleri Griffin'e bu konuda yardımcı olabilmek için onunla konuşmaya başlıyorlar...




Griffin'in hayvanlarla konuştuğu bölümleri, bir bakıma kendi iç dünyasıyla hesaplaştığı ve değişmesi gerektiği fikrine vardığı bölümler olarak ele alabiliriz. Kızı bir şekilde elde ettikten sonra ise onunla asla mutlu olamayacağını anlamasından sonraki kısımları ise asıl 'olgunlaşma' hikayesi bölümü olarak düşünebiliriz. Mutluluğu uzaklarda aramayı bırakıp etrafına döndüğünde Griffin, mutlu olmak için değişmesinin değil, sadece kendisiyle barışmasının yeterli olacağını görüyor.


Bence 'kesin izlenmesi gereken bir film' diye düşünüyorum. Günümüzde şehirlerde hayvanlardan uzak yaşam süren çocuklarınız ile birlite izleyin. Çünkü bu komedi filmin en güzel artı yanı ise küfür ve argodan uzak. Buda çocuklar ile birlikte izlenilebilecek en güzel hayvan empatisini aşılayan filmlerden biri oluyor. İzlemeyenler kesin en kısa zamanda izlesin!


Müzede bir gece

Müzede bir gece filminin konusu ise; Eşinden boşanmış Larry hiçbir işte dikiş tutturamadığından eski karısı ve oğlu ile halen kalıcı bir bağ kuramamış üstelik büyüme çağının kapılarını zorlayan oğlu, annesinin nişanlısının mesleği brokerlığa gözünü dikmiş. Larry oğlunun elinden yavaş yavaş kaydığını görür görmez bulduğu ilk iş fırsatını geri tepmiyor. Görevi bir müzede gece bekçiliği yapmak. İlk başta kolay görünen bu görev, geceleri müzedeki tüm varlıkların canlanmasıyla zorlu bir hal alıyor…



Film düpedüz fazla ciddiye alınmaması gereken bir eğlencelik. Hakkını verelim ilk bölümlerinde bu görevi yerine getiriyor. Müzede Atilla’dan ilk insanlara kadar pek çok farklı varlık var; ama daha fazla çeşitlilik de yaratılabilirmiş sanki. Film böyle yapıp sadece tek bir geceye odaklansaymış daha eğlenceli de olabilirmiş kanımca.




Yine de 'Müzede Bir Gece' fazla zihin yormadan, çocuklar ile birlikte hoş vakit geçirebileceğiniz ve büyük kısmında vasatın altına düşmeyen bir komedi. Gece olunca canlanan küçük insanların yarattığı mizah da görülmeye değer bence.

Hansel ve Gretel cadı avcıları 


''Çocukken okuduğumuz/dinlediğimiz Hansel ve Gretel masalını hepimiz biliyoruzdur. Eşinin zoruyla Hansel ve Gretel'in babası, çocuklarını ormana bırakır ve çocuklar ormanda şekerden yapılma bir ev bulurlar. Eve girip cadının da yardımıyla karınlarını doyururlar. Daha sonra cadının asıl amacını öğrenirler ve cadıyı öldürmeyi başarırlar. ''


Masalımız burada bitiyor ve film bize masalı biraz değiştirerek çocukların hayatının devamında neler yaşadıklarını da anlatıyor; Hansel ve Gretel, cadıyı öldürdükten sonra bu işi bir meslek haline getirip cadı avcılarına dönüşmüşler. Kasabanın başkanı tarafından, kaçırılan çocukları bulup cadıyı öldürmeleri için işe alınan Hansel ve Gretel bu sırada ormana bırakılmalarının asıl nedenini de öğreniyorlar. Bunu tam olarak söylemeyi düşünmüyorum, söylersem filmin bütün büyüsü bozulacak; bu yüzden yalnızca masaldaki anne ile filmdeki annenin birbirlerinin zıttı olduğunu söyleyip geçeceğim :)




Film sinemalarde 3D olarak yayınlanmış. 3D'li yayın çocukları korkutabilirdi. Çünkü filmde Hansel ve Gretel farklı suratta çirkin ve korkunç cadıları öldürüyor. Ancak benim gibi evde bir internet sitesinde film izlerseniz. O sahneler insanın gözüne gözüne sokulmadığı için, çocuklar hiçbir şekilde korkmuyor, tecrübeye tabidir. Masal ve aksiyon sevene özellikle biz büyüklere siddetle tavsiye ederim. :)


Benim bugünlük film tavsiye yazım bu kadar. Allah nasip ederse bu akşam planımda yine çok güzel psikolojik, çocuklar ile birlikte izlenilebilecek bir film izlemek var. İzleyince filmden tahmin ettiğim şekilde etkilenirsem; paylaşmayı bekleyen diğer izlediğim filmlerden önce o filmi paylaşırım. ;)

12 Mart 2016 Cumartesi

Bahubali Film Yorumu

Hint filmlerini ne kadar çok sevdiğimi ara ara paylaştığım İzlediğim film yorumlarında belirtmiştim. Dram yüklü sahnelerde çok iyi olan Hintliler; birde aksiyon yüklü bir film çekmişler. Üstelik Hintlilerin bu film için harcadıkları yüksek bütçe İnternet aleminde kulaktan kulağa dolaşırken; çok merak ettim. Ve Hindistan'ın en büyük bütçeli filmi olan bahubaliyi hemen izledim.

Bahubali Film Yorumu


İlk olarak şunu belirtmek istiyorum ki!... Ben bu film için çok büyük bir beklenti halindeydim. Ancak beklentimi karşılayamadı.

İsterseniz ilk olarak filmde hoşuma giden bölümleri paylaşmak ile başlayayım. Filmde yine Hint filmlerinde alışa-gelmiş olan Hint dans ve müzikleri ara ara var. Ben Hint danslarını sevdiğim için, bu tarz filmlerde Hint danslarının yer verilmesi hoşuma gidiyor.
Özellikle savaş sahnelerindeki görsel sahneler çok abartılı; ancak görsel sahnelerden hoşlanan kişiler için güzel.

Bahubali Film Yorumu

Filmde her ne kadar abartılı çok sahne olsa da; insan sonunun nasıl olacağını merak ettiği için filmin hepsini izliyor.,
Filmin ilk başında bir kadın tarafından kaçırılan bir bebeğin hayatının kurtulması ve o çocuğu benimseyen bir kadının hikayesi ile başlıyor. Ve o sahneleri görünce insan hemen kapatmak istiyor. Ancak sabır edin hemen kapatmayın. Eğer bu filmi görsel şölen için açtı iseniz, ilerleyen sahnelerde bir 30 dakika sonra başlıyor. Özellikle son sahnesindeki savaş stratejisi ve bahubali'nin üstün zekası çok etkileyici...

Ben bu filmi izlerken; Cüneyt Arkın'ın kara Murat filmine benzettim. Sizde kara Murat filmimi izlediyseniz. Aynen kara Murat filmindeki gibi Herkül kadar güçlü bir baş kahraman. Bu kahraman kim olduğunu bilmeden büyüyor. Ancak iç güdüsel olarak kaderi onu kendi ailesini ve hikayesini bulmasını sağlıyor.

Bahubali; aşk, dram, aksiyon, macera ve tarihi içerikli 2015 yapımı bir film. Sizde bu hafta sonu ailecek, eğlenmek istiyorsanız. Bu filmi izleyin. Yalnız filmdeki abartılı sahnelere takılmayın. Zaten hangi aksiyon filmde abartılı sahne yok ki?

Hoşça kalın.

20 Şubat 2016 Cumartesi

Çocuklar ile birlikte izlenilebilecek filmler #4

Bizim evde çocuklar için, hafta sonları yatış saatleri biraz esnetilebilir. Böyle günlerde genellikle ailecek mısır ve çekirdek ikilisi eşliğinde film izleriz. Ailecek film izledikten sonra o filmden neler anladığımızı ve o kişilerin yerinde olmadığımız için halimize şükreder. Daha sonrada hep birlikte dua edip, yatarız....

Bu hafta sonu sizde ailecek bir film izlemek istiyor; ama ne izleyeceğinize karar veremiyorsanız size birbirinden güzel ve etkili konuları olan,  2 film yorumu ile geldim. Bence izlemeyen kişiler kesin izlesin...

Gizli Dünya (Rooom)

Genç kızken bir adam tarafından kaçırılıp, evinin bahçesindeki bir barakada kilit altında kalan bir kadın. Ve oğlunun hikayesini anlatıyor...

Filmin başlangıcı da zaten bu annenin; oğluna 5 yaşına girmesini kutlamak için birlikte doğum günü pastası yapmaları ile birlikte başlıyor. Çocuk 5 yaşına kadar sadece o içinde mutfak ve tuvaleti birde yatağı olan hap kadar bir odanın içinde yaşamış. Penceresi dahi yanda değil, tepede olan bir evin içinde... Dışarı bakmak için kafasını o tepe pencereye çevirdiği zaman sadece gök yüzünü görmüş. Başka ne insanlar, ne ağaç ve kuşları... Ne görmüş, nede seslerini duymuş. Annesi onu oyalamak için ona dışarıda uzay olduğunu ve televizyondaki insanlarında gerçek olmadığını masalını anlatmış. Çocuklarımız biz annelerin anlattıklarına kayıtsız inanıp, bellediklerinin bir kanıtı olarak; çocuk annesin her dediğine inanmış ve sadece kendi yaşadıkları barakanın gerçek, dışarının hayali olduğuna inanmış...

Gizli Dünya (Rooom) film yorumu



Ama daha ki çocuk 5 yaşına girene kadar. Çocuk 5 yaşına girdikten sonra annesi artık onun büyüyüp, akıllandığını düşündüğü için. Daha önceden anlattıklarının tüm hepsinin doğru olmadığını aslında dışarıda bir hayat olduğunu anlatır. Çocuk ilk başta annesine inanmaz ve kızar. Hatta bir ara ''şapşik anne dışarıda hayat yok, televizyonda ki insanlar gerçek değil'' diye tepki dahi gösterir. Ama annesi ona tüm gerçekleri anlatıp, çocuğu ile birlikte bir plan kurarlar. Bu plana göre: ''Çocuk ölü taklidini yapacak ve annesi onu bir halıya sarıp, o adama verecek. O adam çocuğu halının içinde o barakadan çıkarıp, atmak için, kamyonetle götürdükten sonra çocuk hızla halıdan çıkıp, ilk karşısına çıkan insandan yardım isteyecekti''

Zar zorda olsa çocuk annesinin dediğini uygular ve annesini kurtarır... Film bu şekilde bir anne ve çocuğunun gizli dünyalarını anlatan dram sahneleri var. Onların gizli dünyaları herne kadar hap kadar olan bir barakada olsa; çocuk orada sürekli annesi ile birlikte olduğu için o barakayı özleyip, oraya tekrar gitmek dahi ister. Bu sahneyi görünce düşündüm ki; aslında çocuklarımıza büyük evlerde içi oyuncak dolu bir odayı vermektense... Küçük samimi bir evde az oyuncak ile hatta sıfır oyuncak ile eldeki imkanları kullanarak  onlarla birlikte vakit geçirmek, onların daha çok hoşlarına gidiyor.

Filmde çok duygusal sahneler var. Bu filmi özellikle anne olan her kadın izlemeli. Çünkü anne gözü ile izlediğiniz zaman daha bir etkilenip, duygulanıyorsunuz...

Cesur (Brave)

'İlk film önerim için fazla dram yüklü sahne içeriyor. Biz zaten gündemden dolayı içimiz kan ağlıyor. Biz çocuklar ile birlikte üzülüp, duygulanmaktan ziyade; eğlenip, gülmek istiyoruz.' derseniz de sizlere ikinci bir film alternatifi olarak bir animasyon film önerisi yapmak istiyorum.


Cesur (Brave)

2012 yılında gösterime girmiş olan bu film... Merida adında bir prenses olan kız. Ondan yapılması istenilenin dışında çok iyi ata binen ve ok atan savaşçı ruhlu bir kız. Annesi ise kızının, normal bir prensesten beklenilen şekilde tam bir lady gibi olmasını istiyor. Bunun için anne ve kız sürekli bir çatışma halinde...

Merida ve annesi en son evlilik konusunda bir tartışma yaşarlar. Bunun üzerine kız atına atlayıp, ormana hızla gider. Attan giderken düşmesi sonucu yoluna bir cadı gelir ve ondan annesini değiştiren bir büyü yapmasını ister. Büyü sonucu annesi bir ayıya dönüşür.

Ayıya dönüşen annesini babası ve diğer adamlardan öldürmemesi için korurken, eski bir efsaneyi bozmaya uğraşır. Görsel şölen ve efektler sayesinde heyecanlanarak izleyebileceğiz çok güzel bir animasyon filmi....

Bugün önerdiğim filmleri izlemediyseniz, hemen izleyin. ''Ama yok bu filmleri izledim. Ya da daha farklı film istiyorum'' diyorsanız da çocuklar ile birlikte izlenilebilecek filmler etiketindeki filmlere bir göz atın. Eminim ki bu filmler içinde hoşunuza giden bir film hatta bir çok film bulacaksınız. ;)

Hoşça kalın.

30 Ocak 2016 Cumartesi

Çocuklar ile birlikte izlenilebilecek filmler #3

 Çocuklar 15 tatile girmeden önce: ''acaba onlarla birlikte nasıl zorluklar yaşayacağım, onlarla birlikte neler yapsak, havalarda soğuk dışarıda çıkamayız'' diye içten içe düşünüp, üzülürdüm. Ama üzülürken; zamanın su misali akıp geçtiğini ve çocukların artık eskisi gibi olmadığını her geçen yıl biraz daha büyüdüğünü hesaba katmadan üzülmüşüm. Çünkü biz bu bir haftalık geçen tatilde çocuklarla birlikte çok eğlendik. Her gün bir oyun oynadık. Ama şimdilik bu konuyu burada noktalıyorum. Çünkü onunla ilgilide bir yazı yazıp, yayınlamayı düşünüyorum.

Bugün sizlere, ailecek evde olduğunuz uzun kış akşamlarında izlenilebilecek, çok güzel 2 film tavsiyesi vermek için geldim. Bu filmler yine çocuklar ile birlikte izleyip, onlara hallerine şükredip, aile ve kardeşin önemini anlamalarını sağlayacak filmler. İsterseniz hemen ilk film ile film tavsiyesi yazıma başlayayım...

Kız kardeşimin hikayesi

2009 ABD yapımı bir film. Film kanserli bir ablayı, sırf onu kurtarmak için anne ve baba tarafından planlanılararak dünyaya getirilmiş bir kız kardeş gözünden anlatılıyor. Etrafınızda kanserli bir insan oldu yada halen varsa daha çok duygulanarak izleyebileceğiniz bir film.

Kız kardeşimin hikayesi

Filmde kanserli olan Kate'nin hayatını devam ettirmesi için kız kardeşi Anne'den böbrek nakli olması lazım. Ama Anne hayatı boyunca sürekli ablası için çeşitli zorlu ve acılı tedavilerden geçtiği için böbrek naklinin olmasını istemiyor. Ve bunun için ailesine dava açıyor... Bu dava olayını duyan ve kanserli kızının kurtulması için hayatını adayan anne ile kızı Anne arasında ufak çaplı çatışmalar ve mahkeme sahnelerini anlatıyor. Bu dava sırasında ailemizden çocuklar kız kardeşi haksız bulurken; eşimle ben o kızın yerinde kendimizi koyup, onu da anlamaya çalıştık. Ancak ne kadar kendini onun yerine koysan da başına gelmeden empati yapılamayan bir durum. Annemden biliyorum :(

Film bu şekilde gelişirken sonunda aslında bu dava açma fikri ve böbrek vermeme fikrinin o kız kardeşten değilde hiçte beklemediğiniz başka bir kişiden geldiğini öğrenince çok şaşıracaksınız. İsterseniz o kişiyi şimdi burada yazmamayımda filmin büyüsü bozulmasın.

Filmde duygusal sahneler çok fazla var. Zaman zaman ağladığınız anlarda olacak. Ancak filmin bitiminde ailenizde kimsenin bu gibi bir rahatsızlığı olmadığı için halinize çokça şükür edip, ufak tefek sıkıntıları öpüpte başınıza koyacaksınız yalan değil. Bence hayatınızdan çokça şikayet ettiğiniz bir dönemde izleyin ve kendinize şöyle diyin: 

''Sanma ki dert sadece sende var, Sendeki dertleri nimet sayanlar da var!'' Sözünü  söyleyip, kendinizi teselli edin...

Siyah / black

2005 Hindistan yapımı yine bir dram filmi. Bu filmde Hindistanlı bir aile tarafından dünyaya gelen Michelle McNally bebekken geçirdiği bir hastalık yüzünden  kör ve sağır olan bir kız çocuğun hikayesini anlatıyor. Düşüncenize bir kere ne bir ses vede çıtırtı duyabiliyorsun. Nede en ufak bir ışık görebiliyorsun. Resmen kapkaranlık ve sessiz bir dünyada el yordamı ile yaşamaya çalışıyorsun. Çok zor bir durum Allah bu şekilde yaşamak zorunda olan insanlara yardımcı olsun. Ben çocuklarımdaki göz problemi yüzümden ne kadar çok üzülmüştüm. Şimdi bu filmi izledikten sonra anladım ki, boş yere üzülmüşüm. Halbuki hiç görmemekten ziyade görüyorlar. Ve çok şükür ki kulakları çok güzel şekilde duyuyor diye şükretmem gerekirken....

Siyah / black

Hayatı iyiden iyiye zorlaşan kızın hikayesine birde onu anlamayan babasıda olunca iyice çıkılmaz duruma gelir. Ve babası annesin ısrarlarına rağmen kör ve sağır olan kızını bir akıl hastahanesine kapatmak ister. Bu sırada annesi babasına yalvararak, onu ikna eder ve kızına farklı metodlara sahip bir öğretmen tutarlar. Öğretmen daha ilk günden kızın hayatında bir düzen oluşturmaya başlar. Tabi bu düzen en son üniversiteye kayıt olup, diplama almasına kadar gidecek olan güzel bir düzendir....

Tabi üniversite diplomasını almak öyle kolay değil. Bu aşamada öğretmeni ile birlikte bir sürü zorluklara göğüs gerer. Bu kızın en büyük şansı olan öğretmeni; filmin son sahnelerinde her şeyi unutması  (alzheimer olması) bir başka dram sahnesi...

Kızda öğretmenin onu nasıl bırakmayıp, onun için çaba harcaması gibi öğretmenin tekrar hatırlaması için uğraşıyor. Sonunda kızın öğrendiği ilk şey gibi öğretmeninde hatırladığı ilk şey ''su'' kelimesi olur....

Sizi sizden alacak ve aile ve sevginin nelere kadir olduğunuzu anlamanızı sağlayacak yine çok duygusal ve güzel iki film tavsiye ettim. Bence bu filmleri uygun bir zamanda ailenizle birlikte izleyerek, sevginin nelere iyi geldiğini ve ne gibi zorlukları yendiğini anlayıp; birbirinize her zamankinden daha sıkı sarılın. Ne kadar uzun sarılırsanız sarılın; ama sakin sarılmayı sonlandıran ilk kişi siz olmayın!...



Hoşça kalın.

8 Ocak 2016 Cuma

Çocuklar ile birlikte izlenilebilecek filmler #2

Hayırlı akşamlar arkadaşlar...

Kış mevsiminde evimizde çoluk-çocuk vakit geçirmeyi seviyorsanız, özellikle akşamları ''güzel bir film olsa da ailecek izlesek'' diye düşündüğünüz anlarda sizlere fikir olabilecek 2 film tavsiyesi için karşınızdayım. Bu filmleri çocuklar ile birlikte izleyebilirsiniz. İçinde toplumsal mesajlar ve aile bağlarının önemini vurgulayan sahneler var... İsterseniz hemen filmlerimiz hakkında bilgi vermeye başlayayım da bu hafta sonunda sizde bu filmlerden izlemediğiniz filmler varsa; izleyin...

Dedem ve insanları

2011 yapımı bir Çağan Irmak filmi. Diğer Çağan Irmak filmleri gibi bu filmde de duygusal sahnelere yer verilmekte. Üstelik bu filmi Çağan Irmağın kendi dedesinin gerçek yaşam öyküsünden yazmış. Zaten dedem ve insanları filmin gerçek hayat hikayesini anlattığını okuyunca hemen izlemek istedim. Ve izledik...

Dedem ve insanları

Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılından 1990 yılına kadar uzanan bir senaryo var.  Baş roldeki dede Mehmet Bey, çok küçükken Girit'ten ailesi ile göç yapmış bir Girit göçmenidir. Yunancayı halen unutmamış ara ara kullanmaktadır. Doğduğu topraklara mektup gönderemediği için şişe içine notlar yazıp, denize bırakıyor.

Mehmet bey kasabada herkesin saygı duyduğu küçük esnaftır. Sözü sayılır ve yoksula yardım eder. Giyim ve kuşa mına özen gösterir. Torunu olan Ozan, etraflarındaki esnaf ve komşuların kendilerine gavur denmesine şiddetle karşı çıkar. 

Dedesi torunun asi hareketlerini anlayıp, onun içine insan sevgisini aşılaması çok duygusal ve güzel sahnelerdi.... İsterseniz daha fazla yazmayayım da devamını da siz izleyin de kendiniz görün...

Uzun hikaye

Mustafa Kutlu'nun uzun hikaye kitabından uyarlanmış bir Osman Sınav yapıtı olan uzun hikaye tıp ki Türk filmi kavramı gibi iyi ve kötü karakterlerden oluşuyor.

Uzun hikaye

Henüz daha çok küçükken dedesi ile birlikte 1940 yıllarında Bulgaristan’dan göç edip Eyüp’e yerleşen Ali’nin hikâyesine ortak oluyoruz 2 saat boyunca. Genç yaştayken aşık olduğu kız ile kaçıp evlenir ve artık onlar için uzun bir hikayenin başlangıcı demektir. Gittikleri her kasabada sıfırdan bir hayat kurmaya çalışırlar. Bu yolcuklarına ortak olarak ise aileye Mustafa(oğulları) dahil olur. Ali’nin tek istediği eşinin ve çocuğunun mutlu bir şekilde yaşam sürmesini sağlamak. Her şey ne kadar güzel gitse de Ali’nin haksızlığa karşı sessiz kalamaması sebebi ile devamlı yolculuk etmek durumunda kalıyorlar.

Her trene bindiklerinde nereye gittikleri bile belli olmadan yolculuk başlar. Bu yolculuklar en çok da Mustafa için zor oluyor. Her yeni başlayacak yolculukta, arkadaşlarından ve alıştığı insanlardan ayrılmak zorundadır. Yeni bir kasaba, yeni bir ev, yeni insanlar… Fakat işin en güzel kısmı da sanırım gittikleri her yerde çok çabuk insanlarla kaynaşıp güzel bir başlangıç yapıyorlar. Her şey bu kadar güzel giderken Münire’nin(annesinin) vefat etmesiyle baba ve oğul tekrar yolculuğa çıkar ve her şeye yeni baştan başlarlar.

Usta oyunca Kenan İmirzalioğlu rolünün hakkını fazlası ile veriyor. Ancak Tuğçe Kazaz fazla basit ve yapay kalmış bence. Yada Kenan İmirzalioğlu gibi usta bir oyuncu ile birlikte rol aldığı için onun oyunculuğu çok sığ kalmışta olabilir. Ama genel olarak yine duygusal sahneler yüklü bir film olduğu için çocuklarınız ile birlikte izlerseniz. 2 saatlik filmin sonunda; ailenize canı gönülden bir sarılıp. ''İyi ki hep birlikteyiz'' diyerek halinize şükredeceksiniz.


Hoşça kalın.

24 Aralık 2015 Perşembe

3 idiots film yorumu

Selamun Aleyküm arkadaşlar; bugün sizlere yine çocuklar ile birlikte izlediğimiz filmlerden biri olan; bir filmi paylaşacağım. Aslında bu filmi de izleyeli çok oldu. Çünkü şu sıralar Emir'in sınavları. Efe'nin de okumaya geçmesi; sebebi ile pek film izleyemiyoruz. Onun yerine ders çalışma ve ödev yapma aralarında hep birlikte aktiviteler yapıp, oyunlar oynuyoruz. Bu arada inşallah son zamanlarda birlikte zevk olarak oynadığımız oyunları da burada paylaşacağım....

3 idiots\ 3 ahmak filmi


3 idiots film yorumu

3 saatlik bir Hint filmi. Hint filmlerinde eğitici ve sosyal mesajları çok güzel işlediği için. Çocuklar için çok güzel bir tercih olabilir diye düşündüm; ancak saat dilimi çocuklar için uzun gelir diye düşündüğüm için sürekli erteliyordum. En sonunda ödevler yapılmış, birlikte oyunlarda oynandığı bir anda Emir: ''anne sen bize mısır patlatta hep birlikte bir film izleyelim mi?'' sorusundan sonra ilk aklıma bu film geldiği için hemen açtım. İyi ki de açmışım.

Çünkü film çok güzel. İnsan bu filmi izlerken zaman kavramını unutuyor. Hatta film bittikten sonra 'ne çabuk 3 saat doldu' diye. Hemen bir saate bakma ihtiyacı hissediyor.

3 İdiots Filmin konusu


3 idiots film yorumu


Hindistan'ın en iyi mühendislik okuluna giden öğrencilerin hayatını anlatıyor.Sistemin adeta bir yarış parkuru; öğrencilerin de bir nevi yarış atı olduğu okulda sisteme karşı gelen bir öğrenci ve onun en yakın 2 arkadaşını izleyeceksiniz. Bu 3 kafadarın hayattan ne istedikleri, başlarından geçenler aktarılmış.

Filmin baş kahramanı Rancho gerek hocaları ile gerekse üniversitenin sektörü ile sık sık karşı karşıya geliyor. En yakın iki arkadaşı olan Farhan ve Raju da arkadaşı Rancho ile aynı yolu izlemekte. Birde Chatur adında üniversiteyi 1. lik ile bitirmek için elinden gelen her şeyi yapan bir öğrenci var. Bu öğrenci rektöründe en çok sevdiği öğrenci; ancak Rancho'yu bir türlü geçemiyor. Zaten filmin başı da bu ikili arasında ki rekabet ile başlıyor.

Filmin baş kahramanın savunduğu düşünce ezber yapmak yerine öğrenmek. Birde herkes sevdiği işi yapsın düşüncesi var. Aslında bu film hakkında yazılacak daha çok şey var. Çünkü filmde hayatın içinden bir sürü konular yer almakta; Şuanda aklıma gelenler ise...

- Bir kere arkadaşlık ilişkisi işlenmiş,
- Eğitim sisteminin ezber üzerine kurulmuş olması işlenmiş
- Kariyer planları işlenmiş
- Aşk ve kalbini sesini dinleme var,
- Sevdiğin işi yapmak var,
- VEEE Çağımızın en büyük sorunu olan sevgisizlik sorunu işlenmiş.....


Bence bu film dinleyerek ya da okuyarak öğrenilmez; ancak izlenir. İzlemeyen kişiler varsa hiç vakit kaybetmeden hemen izlesin!...

Hoşça kalın.


4 Kasım 2015 Çarşamba

Pk (sarhoş) film Yorumu

Uzun kış akşamları geldiğine göre uzun süredir güncellemediğim film yorumları köşemi güncellemeye başlayabilirim. Aslında bun filmden önce izlediğim paylaşılmayı bekleyen daha çok film var. Ama bu filmi izleyince; o kadar çok beğendim ki. Hiç ertelemeden direk sizlerle paylaşmak istedim.

2014 Aralık ayı yapımı olan bir Aamir Khan filmi olan pk (sarhoş) isminde; çok etkileyici ve sürükleyici bir film. Eğer ki aranızda izlemeyen kişiler varsa hiç vakit kaybetmeden izlesin. Çünkü film tek kelime ile HARİKA!...

Pk (sarhoş) film Yorumu

Filmin ismi pk. Pk'nın Türkçe karşılığı sarhoş demekmiş. Şimdi bana Aamir Khan bir sarhoşu mu canlandırıyor diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Yok alakası yok isterseniz sizlere filmin konusunu yazayım da. Filmi izlemeden film hakkında azda olsa fikir sahibi olun.

Pk (sarhoş) film Yorumu

Pk Filmin Konusu

Bir uzaylıyı canlandıran Aamir Khan, keşfetmek için geldiği Dünya’da gelir gelmez soyulur ve uzay gemisini geri çağırabilmesine yarayan madalyonu kaptırır. Ülkesine geri dönmenin tek yolu o madalyon ile olacağı için madalyonun peşine düşer ve araştırırken sık sık “Sana ancak Tanrı yardım edebilir” ya da ''Senin işin Tanrı’ya kalmış'' cümlelerini işitir. Bunun sonucunda da Tanrı’ya ulaşıp kendisine madalyonu vermesi için yardım etmesini istemeye karar verir. Fakat Hindistan gibi pek çok dini inancın bir arada yaşandığı bir ülkede bu pek de kolay değildir. PeeKay’ın bir çocuk saflığı ile Tanrı’ya ulaşma çabaları, bu çabaları gösterirken yaşadığı komik ve düşündürücü olaylar çok güzel şekilde işlenmiş. Neticede insanların dini inançlarının nasıl sömürüldüğü, inançlar üzerinden yapılan üçkağıtçılıklar, dini inanç olarak yaşanılan saçmalıklar vb. konular işlenmiş. Tüm bunlar yapılırken tarafsız yaklaşılmış.

Pk (sarhoş) film Yorumu


Film aslında iki hikayeden oluşmakta; ilk başlarken esas kız olan Anushka Sharm Pakistanlı bir genç oğlana aşık olur. Ve onunla evlenmek ister. Fakat kızın ailesi özellikle babası bu evliliğe karşı çıkar. Tam nikah kıyılacağı gün kız terk etilir. Yada kız öyle sanar diyelim. Çünkü filmin sonunda peçeteleri hazır edin salya sümük ağlayacağınız çok duygusal bir sahne ile iki hikayede birleşiyor.

Aslında bu film için yazılacak daha çok olay var. Ama daha fazla yazıp, sizlerin başını ağrıtmadan postumu tamamlamak istiyorum. Çünkü geri kalanını da izleyince bizzat görün. Sonrada bana: 'İyi ki bu filmi tavsiye etmişsin. Çok beğendik' diye yorum yapın. Olur mu? ;)

Hoşça kalın.

5 Şubat 2015 Perşembe

HER ÇOCUK ÖZELDİR FİLMİNİ İZLEDİK VE BİZİM BU FİLMDEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

Çocuklar ile 15 tatil de birlikte bir şey yapmak arasında en çok hoşlandıkları şeyler birlikte film izlemek. Özellikle animasyon yada çocuk konulu filmlere bizimkiler bayılıyor. Akşam yemek ve çay faslından sonra Emir hemen eline Tv kumandasını alıp internet bölümüne geçip oradan hemen babası ve bana dönüp:
-Bugün ne izleyelim?.. Diyor.

Biz babası ile birlikte ''bugün film izlemeyelim sürekli film izlenmez'' diyerek önce kendimizi bir naza çeksekte; Efe ile birlikte yapılan ''ne olur, ne olur, ne olur...'' şekildende güfte ve sözüni kendileri yaptıkları bir nakarat tutturuyorla ki. En sonunda biz pes bayrağını sallayıp. Çocuklar ile birlikte izlenmesi gereken film listemizden bir tane film söyleyip onu açıyoruz...


HER ÇOCUK ÖZELDİR

Aamır Khan'ın yönetmenliğinin yaptığı her çocuk özeldir filmi; son derec eğitici vede öğretici bir film. Bence bu filmi özellikle anne ve baba olan herkes izleyip. Ona göre çocuklarını değerlendirmeli. Çünkü eğitimciler vede anne babanın tabiri ile ''yaramaz, haylaz'' çocukların aslında derinde yatan bir sebep vardır. Ya bir sağlık problemi, yada psikolojik bir etken yada kendini duyurma vede kanıtlama çabası olabilir.

Bu filmde de dileksi hastası bir çocuk olan Isahaan'ın; anne, babası vede öğretmenlerin anlamayıp. O çocuğa sürekli tembel ve haylaz gözü ile bakılıp o şekilde yargılanması sonucu çocuk, herkesten kendini soyutlayıp, anne ve babası dahil kimse ile konuşmayıp, sürekli etrafına karşı bir agresif hareketler sergilemekte. Bu filmde de anladığımız üzere, toplumun anlayış ve disiplinine göre farklı olan kişileri; biz millet olarak hemen dışlayıp, yargılıyoruz. Halbuki yatılı okulda ki vekil resim öğretmeni gibi o çocuğu anlayıp onunla ilgilenip, onun  kapasitesine göre öğretmeye çalışsak sorunlu bir çocuğu kazanıp belki ilerleyen yıllarda bir dahi çıkmasına yardımcı olmuş oluruz. Hatta filmde resim öğretmenin İsahaan'ın babasına anlattığı bir hikaye bu filmin çok güzel bir özeti:
Ağaca Bağırmak
Solomon adalarında yaşayan yerlilerin ilginç bir ağaç kesme yöntemi olduğunu biliyor muydunuz? Elektronik testere gibi teknolojik nimetlerden mahrum olan yerliler, baltayla kesemeyecekleri kadar kalın bir ağacı üfleyerek deviriyorlarmış… Evet, yanlış duymadınız, üf-le-ye-rek. Baltayla deviremeyeceklerini düşündükleri ağacın karşısına hep birlikte dizilip bir ağızdan ağaca kötü sözler fısıldıyorlarmış. Bunu yaparken her bir ağacın içinde bir ruh taşıdığına inanıyorlarmış. Kötü fısıltıların bu ruhu güçlendirip ağacı terk etmesini bekliyorlarmış. Ve haklı da çıkıyorlarmış. Bir süre sonra ağaç kurumaya yüz tutuyor, ardından da devriliyormuş…
İnanamayabilirsiniz… Ancak Solomon adası yerlilerinin ağacın içinde farz ettiği ruhun insanlarda da olduğuna bir inanabilsek… Ve onları baltadan çok kötü sözlerin devireceğine…
Kaynak: NLPHABER
 Bence bu hikayeyi her eğitimci vede anne baba bilip ona göre çocuklar ile iletişime girmeli diye düşünüyorum.

Biz bu filme dün akşam izledik. Sabah Emir kalktığında bana ilk sorduğu soru:
-Anne dileksi hastalığı ne demek oldu???
 -Şimdiki çocuklar aslında bizim düşündüğümüzden daha çok zeki vede kavrama yetenekleri fazla filmi izlediğinde hemen dileksi hastalığını duymuş ve nasıl bir hastalık olduğuna merak etmiş.

Ben onun yaşlarında iken bırak dileksi hastalığını bilmeyi; daha nezle ile gribi birbirinden ayırt etmeyi bilmiyordum. Gerisini siz düşünün artık...

Çocuklar ile birlikte izlediğim diğer filmler yazımı okumak isterseniz sizleri buraya alayım...


Hoşça kalın.

24 Kasım 2014 Pazartesi

FRANKENSTEİN'Lİ BİR GECE

Hafta sonu, boş olan salonda ne yapılır ki diye kara kara düşünürken... Aklımıza film izlemek geldi. Eeee madem film izleyeceğiz o zaman ben bir koşu gidip mutfaktan mısır patlatayım. Sonra ışıkları da kapatırız. Hem zaten sokak lambası direk bizim evimizin karşısında olduğu için ışığı kapatınca dahi tüm salon aydınlık oluyor. Özellikle pencereden sokak lambasının vurduğu sarı los ışık çok romantik bir atmosfer oluşturuyor. O sebepten biz öyle evde romantik bir hava oluşturmak istersek öyle çeşit çeşit mumlar al, sonra o mumları yak gibi şeyler ile uğraşmak yerine direk lambaları kapat alsana romantiklik. Üstelik beleş romantiklik daha ne olsun(!)... :)


Mısır patlatıldı... Işıklarda kapatıldı... Eeee şimdi asıl önemli olan konu film izlenecekti, ama ya hangi film izlenecekti. ben hemen atılıp:
-Çocuklar ile birlikte izleyeceğimize göre animasyon olsun dedim.
Kocişko ve Emir hemen itiraz edip.
-Hayııır olmaz korku yada dövüşlü bir film olsun dediler.
Ben: Olmaz çocuklar korkar animasyon olsun yada komedi olsun diye ısrar ettim. Ama ikisi de birlikte olmaz diye diretirken Emir:
-Ben korkmam, hem zaten Efe de korkmaz ki. demi Efe sende korkmazsın? diye hemen Efe'den tasdik almaya çalıştı.
O sırada Efe işin şımarıklık kısmında olduğu için eline benim patlattığım mısırları alıp sağa ve sola dökerek yiyerek
-Ben korkmammmmmm ben büyüdümmm demesin mi? :)
Ben hemen ona kötü bir bakış atıp sonrada ''mısırları dökme'' diyerek bir ciyakladım.

Ama maalesef ki hiç bir fayda etmedi 3 erkek birleşip korku diye tutturunca el mahkum kabul etmek zorunda kadım.  :( Yok yok bana bir kız evlat şart oldu ben bu 3'ü ile baş edemiyorum. O sebepten devamlı kazanan onlar oluyor. Benim yanımda birtane kız çocuğu olsa idi onları öyle bir alt ederdik ki onlar dahi şaşırırlardı ya !. Neyse diyeyim. :)


Evet ne demiştim korku filmi ararken bizimki. Frankenstein part 1 diye bir film açtı. Sonra bana da
 -Hadi yine iyisin türü korku, dram ve aşk. İçinde aşkta var o sebepten sen bu filmi kesin seversin dedi.
Ama ben yine her zaman ki gibi peşin hükümlülüğümü yapıp:
-İğrenç bir film demeden edemedim. Ama benim huyuma alışık olan eş ve çocuklar:
-Annneeeeee sen hep ilk filim başlayınca öyle diyorsun daha sonrasında filmi çok seviyorsun, kesin bunu da seveceksin dediler...(çocuklar beni çözmüşler)
Haklılardı da film gerçekten de çok sürükleyici vede etkileyiciydi... :) Biz biri bitince devamını merak ettiğimiz için hemen ikisini de izledik. Oda çok güzeldi. Hatta netten araştırınca gördüm ki bu Frankenstein'in  ölümsüzlerinin savaşı diye bir serisi de varmış orada da öldü sanılan o canavar ve Frankenstein dünyaya saldırıyormuş herhalde, ilk fırsatta onu da izlemek istiyorum.

Aslında filmin içeriği hakkında fazla anlatmak istemiyorum. Çünkü istiyorum ki sizde merak edin ve izleyin. Ama yine de kısa olarak değinmek gerekirse bir çocuk bilim adamı olmak ve ölüleri diriltmek konusunu kafaya takıyor. Ve bunun için mutlu olan hayatını hiçe sayıp bilim adamı olmak için uzaklara en yakın arkadaşı ile birlikte gidiyor. Orada bilim hakkında her şeyi öğreniyor da. Hatta bu bilgisini kullanarak ölmüş insanların kol, bacak gibi organlarını birleştirip şimşek kuvveti ile bir yaratık oluşturuyor. Sonrası ise hüsran, o yaratık, bu adamın güzel olan ilişkisini vede hayatını mahvedip. Tüm sevdiklerini öldürüyor...

Şimdi bana bu filme çocuklar ile birlikte hiç bakılır mı? Demeyin. Ben bakmamak için çok uğraştım. Lakin onlar kaşındılar ve izlediler. Hatta bizim ile birlikte ikisine de baktılar, gece ise eşim ile birlikte odalarını sürekli kontrol edince gördük ki hiç kıpırdamadan deliksiz bir uyku uydular öyle her gittiğimizde gördüğümüz üzerlerini açmış halleri o gece hiç olmadı. Bundan sonra Üzerlerini öyle çok açarlarsa hemen bir korku filmi açıp onlara izletmeyi planlıyorum. ;)


Hoşça kalın.