21 Mart 2015 Cumartesi

KOCASI SINAV ÇALIŞAN KADININ SÜRÜNME HALLERİ

Kocamın ders çalışma halleri hemen hemen evlendiğimiz günden beri devam etmekte...İlk olarak açık öğretimden işletme bitir, daha sonrada ''mali müşavir olacağım'' hayallerine kapılıp, mali müşavirlik sınavlarına gir... Gerçi burada ''OLMAZZZ!!. Ben istemiyorum senin ders çalışmandan artık bıktım'' diyerek biraz çemkirme eşliğinde itirazlar etsem de. ''Seni mali müşavir garısı yapacağım''(Kemal Sunal filminde ki seni muhtar garısı yapacağım sözü) vaatleri ile beni kandırıp staja başlama sınavına kaydını yaptırdı...

Sonrası benim için korkulu, kabus dolu günlerin başlangıcı başlamış oldu. Sabahları zaten işte olduğu için iki çocuk ile ilgilenip onların sorun ve bakımı ile uğraşırken; birde akşamları -özellikle bu sınav günleri yaklaştıktan sonra ona her ihtiyacım olduğu anlarda ''ders çalışıyorum'' bahanesi ile hiçbir şey ile ilgilenmeyip her şeyi benim üzerime yıkması benim iyiden iyiye ashabımı bozdu...

Ben mutfakta bulaşıklar ile uğraşırken küçük odadan bağırır:
-Anneeeee kırmızı arabamı bulamıyorum!...
 -Oğlum oyuncak sepetine bak oradadır!..
- Yok bulamadım, gel de sen bul.
Hemen babaya seslenirim ''hayatım elim pis, sen oyuncak sepetine bakta ver oyuncağını'' Ben bunu der demez hemen arkasından  ''ders çalışıyorum'' lafını patlatır.

Elini yıka, kurula, git oyuncağı bulup çocuğa ver. Sonra tekrar kaldığın yerden işine devam et. Aradan bir beş dakika geçer ya geçmez, hemen diğeri seslenir:
-Anneeeee ödevime yapmaya yardım eder misin?.
-Oğlum git babana göster o yardım ede dursun ben birazdan gelip bakacağım.
-Annnne babam kendi dersine çalışıyormuş bana yardım etmiyor(!)
Oflaya puflaya işini alel acele yap, git çocuğun ev ödevine yardım et.Gibi....
Bu şekilde ne zaman ona ihtiyacım olsa hemen 'ders çalışıyorum' bahanesi ile yüz yüze geldim.
 Ben bebeler, ev ve okul arasın da kendi başıma sürünürken bizim ki her sınavda kalmasın mı?..

Başlama sınav için, 7 hakkı varmış... Yedi haklı sınavda sen hepsinden kal en son 7. den geç sanki bana garezi varmış gibi. Hayır o değil de o son sınavdan kalınca staja başlama başvurusu iptal edilecekti. Böylece bu mali müşavirlik rüyasına başlamadan, sonlanmış olacaktı. Ama yok, şanssız olan şansım, burada da yaver gitmedi. En son 7. sınavda geçti...

Neyse sonra staj yapma süresi geldiği için rahat nefes aldık. Sabahları yine kendi başıma bebeler ile ilgilensem de akşamları babanın başına savmışlığım çok oldu. :)

Ama bu staj gününde bir sonu olduğu için, bitti... Ve son olarak bitirme sınavları belası yaklaştı... Buyur buradan yak. Nur topu gibi yine kocamın ''ders çalışıyorum'' bahanesi tekrar dünyaya geldi.

Yine bizim ki evden işe gelince akşam yemeği, çay içtikten sonra eline sınav kağıtlarını alıp ders çalışmak ile uğraşmaya başladı. Tabi benim de çocuklar arasında kalıp onlar ile uğraşma, debelenme günlerim geldi çattı.

Yine ne zaman ihtiyacımız var, o zaman koca ''ders çalışıyor''modunda...
Artık onun ders çalışmasından biz, bebeler ile birlikte bıktık. Sınav gününü dört gözle beklemeye, geri geri saymaya başladık. 3 hafta kaldı, iki hafta kaldı, 5 gün kaldı..... ve bir gün kaldı. O günü sanki bayram gününe bir gün kalmışta ertesi gün bayrammış modun da sevinçle, o günü kutladık. Ve sınav günü geldi çattı.
Bugün tamı tamına 4 sınava ardı ardına girecekti. O sabah erkenden sınava girmeye gitti. Bizde çocuklar ile birlikte uyuyamayıp evde sınav saatlerini stresle bekledik. Her sınav arasında bizi aramasını dört gözle gözümüz telefonda onu bekledik. Telefon her çalışında telefonun başına hepimiz üşüşüp sonucu dinledik.. Sınavdan her çıkışında güzel bir haber versin de kocanın (babanın) ders çalışmasından kurtulalım diye bekledik.Hatta dualar ettik.

En sonunda akşam eve geldiğinde 4 sınavın düşündüğü gibi iyi geçmediğini belki en az 2 'sinden kalabileceğini öğrenince; bebeler ile birlikte resmen yıkıldık...

Yarın 3 sınavı daha var. Bu sınavlarda da ne kadarını geçerse bizim için kar. Tabi bizim temennimiz hepsini geçmesi ama fazla ümitlenmek istemiyorum. Ben ne zaman bir şeye ümitlenir isem, o iş hüsranla bittiği için. Bununda hüsranla bitmesinden çok korkuyorum.

Hatta yarın ki sınav için, şeytan diyor ki; ''sınav yapılan yere bebeleri de al git. O kampüsün önünde eylem yap, olmadı kendini yak'' diyor. O değil en sonunda şeytana uyacağım o olacak... ;)

ders çalışan kocanın arkasında sürünen kadın
her fırsatta sınav çalışan adam bu sınavı kazanmayacakta kim kazanacak alla sen ya!...

Her başarılı erkeğin arakasında başarılı bir kadın vardır tezini ben bugünden itibaren sonlandırıp. her başarılı erkeğin arakasında sürünen bir kadın vardır olarak değiştirmek istiyorum.

Hoşça kalın.

20 Mart 2015 Cuma

YARIŞMA VE HAKSIZLIK

Ülkemizde hatta dünya da olan haksızlıklar o kadar çok ki bunu bilmemek imkansızken. Birde bu yapılan haksızlıkları çocuklar üzerinden yapılınca insan bir sinirleniyor!... Güya çocuklara bazı duyguları aşılamak için öğretim yapan; eğitim ve öğretim görevleri hazırladıkları sınavlarda sonuçları göz göre göre hatalı yapması -bunu öğretimde ki kişiler yaparsa- bu çocukları kime emanet edeceğiz diye bir düşündürüyor...


İsterseniz size, beni bu kadar çok sinirlendiren haksızlığı en başından anlatayım. Emir'in sizlerin de bildiği üzere satranç konusunda çok hevesli, hatta yetenekli olduğu için haftanın 3 günü okulundaki satranç kursuna gidiyor. Bu kursta özel bir okulun -güya çocuklara kitap okuma alışkanlıklarını kazandırmak için-  düzenlenen bir sınavı olduğunu kuzum öğrenmiş. Ödül olarak verilen tablet ve bilgisayar gibi... hediyelerde ona cazip gelince katılmak istemiş. Satranç öğretmeni de kuzumun çok akıllı olduğunu bildiği için:

-Tamam Emir seni bu sınava yazdıralım. Hatta sınavdan çıkacak kitapları da ben sana hediye olarak vereceğim. Sınav gününe kadar bu kitapları oku. Sınava annem ve baban da izin verirse ben seni götürüp getireceğim demiş.

Emir o gün akşam okuldan alıp eve götürdüğüm sırada ayakları yerden kesilircesine mutlu. Yerinde duramayarak sağa sola zıplayarak eve gidişi vardı ki onun o hali ile mutlu olmamak imkansız. Ara ara sorular sorarak mutluluğunun nedeni öğrendim. Ama açıkçası nedeni öğrendikten sonra ben pek de mutlu olmadım. Çocuklara bu kadar küçük yaşta böyle bir sınavlar yapılması (ödüllü) dahi olsa bana yanlış geliyor. Çünkü zaten hayatlarının ilerleyen yıllarında devamlı sınav olacağı için. O stresi şimdiden çocuklara yaşatmak bana pek güzel bir şeymiş gibi gelmiyor.

Ama oğlun o kadar mutlu iken. Üstelik birde o sınavdan o tableti almaya, o kadar çok hevesli iken ona ''Hayır ben izin vermiyorum. Bu sınava katılamazsın'' demek biraz gattarlık olur diyerek düşündüğüm için. ''Aaaa ne kadar güzel oğlum'' diyerek onun mutluluğuna ortak olmaya çalıştım.


O sınav gününe kadar kuzum sesli olarak evde olduğu zamanlar bu 3 hikayeyi, 2 şer defa baştan sona kadar okudu... Normal günlerde olsa ona bu kadar fazla kitap okutamaz. Okumamak için daldan dala atlar en sonunda ya benim okumama razı olur. Yada birlikte okumamıza razı olur öyle okurdu. Ama bu sınavdan sonra her boş vaktinde hemen eline kitabını alıp bir köşeye çekilip kitap okuması açıkçası beni mutlu etmişti.

Veee o gün geldi çattı... Pazar günü olacak sınava öğretmeni -diğer sınava girecek olan arkadaşlarını da alıp evimize geldi. Emir'i de alıp götürdü...

Sınav 50 sorudan oluşuyormuş. Üç hikayede ki konulardan oluşan 50 soru. Neyse efendim kuzum bu sınavı kazasız , belasız yapıp tekrar geldi.(çok şükür)

Sonra aradan tam olarak emin değilim ama bir ay olsa gerek. Zaman dilimi sonra sonuçlar açıklanmış. Oğlumun sonucu o okulun verdiği sonuca göre 38 doğru 12 yanlış çıkmış. Öğretmenine kitapçık ve de cevap anahtarı da geldiği için. Birlikte okulda soruları çözmüşler. Böylece çocuklar yanlışlarını, nerede hata yaptıklarını anlamışlar.

Benim kuzum o kadar saf ve kalbi temiz ki ''acaba kaç yanlışı var'' diye yanlışlarını saymadan çantasına soru kitapçığını koyup eve gelmiş... Evde bana:
-Anne bak bu sorularımız okulda öğretmen ile birlikte çözdük. 38 doğrum, 12 yanlışım varmış dedi. Ve bana verdi.

Ben soru kitapçığı elime alıp öylece üstün körü yanlışları nelermiş onlara bakarken, birde baktım ki çocuğumun yanlışı aslında 12 yanlış değil de daha azmış gibi geldi. Sonra sırası ile yanlışlarını saydım. Yanlış  sayısı 7 çıktı(!) Acaba yanlış mı saydım diye tekrar, tekrar hatta bir kere de doğru sayısını saydım. Yok sonuç 7 yanlış 43 doğru olarak çıkıyor.

Hemen kuzumu çağırıp ona bu soruları kimle cevapladıklarını, cevapları nereden aldıklarını sorunca öğrendim ki. Cevaplar sınav yaptıkları yerden, öğretmene ulaşmış. O şekilde cevaplamışlar. ''Ama oğlum senin yanlışın 12 değil ki 7 tane. Sen hiç okulda yanlışlarını saymadın mı?'' Diye sordum.
Çocuk:

-yok anne hiç saymadım, cevapladık, daha sonrada hemen soru kitapçığını çantama koydum. Yanlış ve doğru sayım da öğretmene sınav yerinden gelmiş.

Ben hemen kuzuma aslında yanlış sayısı ve doğru sayısı o şekilde değilde. Bu şekilde 7 yanlış ve 43 doğru şeklinde olduğunu söyledim.

Kuzum ertesi gün satrançta gidince; satranç öğretmenine gösterip, yanlış ve doğru sayılarını göstermiş. Öğretmeni de: ''Belki optik formuna yanlış işaretlemiş-sindir. Olamaz mı Emir?'' demiş. Emir ise ''yok olamaz, ben yanlış yapmayayım diyerek cevapladığım da optik forma dikkat ederek işaretledim'' demiş.

Yani sözün özü arkadaşlar kuzum daha bu yaşında ilk sınav haksızlığını yaşamış oldu. :/

İlerleyen yıllar da zaten öğrenip, görecek olduğu bir gerçeği küçük yaşta görmesi babası ile beni tedirgin etti... Ama maalesef ki çocuklarımızı pamuklar içinde veyahutta bir cam fanusta büyütemediğimiz için mecburen hayatın gerçek yüzünü görerek (bizim elimizde olmayan sebeplerden ötürü) büyüyorlar... :(

Hoşça kalın...